Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
20. Yerel Medya Eğitim Semineri tamamlandı
01 Nisan 2011 Cuma Saat 17:24

20. Yerel Medya Eğitim Semineri tamamlandı

Seminere KKTCden 4 gazeteci katıldı

Türkiye Başbakanlık Basın - Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün Şanlıurfa Valiliği’yle birlikte düzenlediği ve KKTC’den de 4 gazetecinin katıldığı “20. Yerel Medya Eğitim Semineri” bugün öğleden sonra tamamlandı.

Seminer, bir kez daha gazetecilerin sorunlarının tartışıldığı, bilgilerinin tazelendiği ve beklentilerinin dile getirildiği bir ortam sağladı.
Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman, Diyarbakır, Mardin, Kilis, Kahramanmaraş, Hatay ve Malatya  yanında KKTC, Almanya, Azerbaycan ve Türkiye’de yerleşik yabancı gazetecilerden oluşan 200’ü aşkın gazetecinin katıldığı iki günlük seminerde, altı oturumda sunumlar yapıldı.

SEMİNERDE 1 NİSAN ŞAKALARI DA VARDI

Gazetecilerin Şanlıurfa’yı tanıdığı, birbirleriyle de tanışıp kaynaştığı seminerin son gününde, 1 Nisan Şaka Günü de unutulmadı. Konuşmacılardan biri ile etkinliğin sunucusu yaptıkları şakalarla           katılımcıları güldürdü.

Seminerin sonunda Basın - Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya değerlendirme konuşması yaptı ve ardından katılımcılara sertifikaları verildi.

Murat Karakaya, basının yanında yer almaya çalıştıklarını, eğitim seminerleri yanında bilgilendirme toplantıları da yaptıklarını belirtti. Gazetecilerin görüş ve eleştirilerini dikkate alarak seminerlere    devam edeceklerini kaydeden Karakaya, basın kartının itibarının korunması için gerekli çalışmaların yapılmaya devam edileceğini; basın özgürlüğü için de alınması gereken tedbirler bulunduğunu söyledi.

TÜRK BASINI SERGİSİ

Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın da açılışında konuşma yaptığı      seminer öncesinde, Türk basınının 1830 - 1938 dönemini yansıtan gazetelerin ön sayfalarından ve Şanlıurfa ve yöresinin fotoğraflarından oluşan bir de sergi açıldı.

Seminerin dünkü açılışında Bülent Arınç yanında Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan da konuştu.

Hürriyet köşe yazarı Vahap Munyar’ın “ekonomi basını” konulu sunumundan sonra Polis Akademisi öğretim üyesi Doç. Dr. Önder Aytaç’ın kısa videolar eşliğindeki “motivasyon - halkla ilişkiler” konulu konuşması ilgi ve beğeniyle izlendi.

TRT Haber Koordinatörü Bünyamin Şahin, haberlerde paragrafların üç satırı geçmemesi ve Türkçe’yi asgari düzeyde bilenlerin anlayabileceği bir seviyede olması gerektiğini söyledi. Şahin, dilin önemini “Dili kaybedersek her şeyi kaybederiz” sözüyle vurguladı.

Uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan ve Türkçe’yi de iyi konuşan El Cezire televizyonunun Türkiye muhabiri Omar Radi Khasrhram, Şanlıurfa’nın dünyaya nasıl tanıtılabileceğini anlattı.

Basın İlan Kurumu İlan Kontrol Hizmetleri Şefi İdris Çam, kurumu tanıtıcı bilgiler vererek, işlevlerini anlattı.

“HABER KAYNAKLARINA YAKIN OLUN AMA…”

İhlas Haber Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Hakan İnce, “ajans haberciliğinin geleceği” konulu sunumunda, habercilerin sadık kalması gereken kavramları sıralarken doğruluğun önemini vurguladı ve “Yazdığımız her kelime, insan - toplum hayatında nereye gideceği bilinmeyen bir kurşun gibidir, çok dikkatli olmalıyız” dedi.

İnce, gazeteciliğin temeli kuşku duymak olsa da haberciliğin varsayımlarla yapılamayacağını ifade ederek, bilgilerin teyidinin önemini vurguladı. Meslektaşlarına, “haber kaynaklarına yakın olun ama onların yakını olmayın” diye seslenen İHA Genel Müdür Yardımcısı İnce, bilgi kirliliğine de işaret etti ve gazetecilerin şahsi donanımlarına önem vermelerini öğütledi.

Basın Yayın Daire Başkanı Bahattin Akyön, basın kartı ve yapılan değişikliklerle ilgili gazetecileri bilgilendirdi. Türkiye’de 12 bin sarı basın kartlı gazeteci bulunduğunu, yerel medyadakilerin ise başvurmakta çekindiğini kaydeden Akyön, onurlu bir basın kartının önemini vurgulayarak sahte    kartlar çıkarılmamasını istedi.

“ETİK İLKELER BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KORUMAK İÇİN VAR”

Anadolu Ajansı Genel Müdürü Hilmi Bengi, “görsel ve işitsel medyada yayın ilkeleri ve özdenetim” konulu sunumunda, etik ilkelerin basın özgürlüğünü korumak için var olduğunu vurgulayarak, Türk basın tarihindeki özdenetim uygulamalarını anlattı.

Gazetecilerin sorumsuz davranamayacağını ifade eden Bengi, gazetecinin her şeyi yapma özgürlüğü olmadığını, önyargılardan uzak, amacının da bilgilendirme olması gerektiğini kaydetti.

Bengi, meslekte “kötü haber iyi haberdir” kanısı olsa da iyilerin de görmezden gelinmesinin mesleğe saygısızlık olduğunu belirterek,”Medya ülkeyi yönlendirmeye ülkeyi yönetmeye, toplumu yönlendirmeye ve biçimlendirmeye kalkmamalı” dedi.

SEMİNERDE İKİNCİ GÜN

20. Yerel Medya Eğitim Semineri’nin ikinci gününde Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şeker ”sayfa tasarımı”; Anadolu Ajansı Görsel Haberler Daire Başkanı Ömer İlhan Tekdal “haber fotoğrafçılığı”; Azerbaycanlı gazeteci Umut Rahimoğlu da Azerbaycan basınıyla ilgili konuştu.

“YAŞAMDA NE VARSA FOTOĞRAFLARINIZA YANSITIN”

Haber fotoğrafçılığının değerinin “etki, yakınlık, zamanındalık, şöhret, sıra dışılık, çatışma ve duygu” ölçütleriyle belirlendiğini söyleyen Ömer İlhan Tekdal, siyasi fotoğrafların sabun köpüğü gib söndüğünü ifade etti ve gazetecileri yaşama dair fotoğraflar çekmeye çağırdı. Tekdal, “Siyasete takılı kalmayalım, yaşamda ne varsa fotoğraflarımıza yansıtalım” dedi.
Konuşmasında fotoğraflar da göstererek tek tek yorumlayan Tekdal, göreve giden foto muhabirinin olayı beş değişik açıdan (genel, yan, dik, detay ve değişik bakış açısı) çekmesi gerektiğini söyledi.

Tekdal, fotoğraf altyazılarının önemini anlatırken, istatistiklere göre altyazıların haberden iki kat fazla okunduğunu belirtti.

“İYİ BİR ÜRÜN BİLE KÖTÜ AMBALAJLA SATILMAZ”

Doç. Dr. Mustafa Şeker, gazetecilikte sayfa tasarımının ürünün ambalajı olduğuna işaret etti ve yerel basında görsellikle ilgili eksikler bulunduğunu söyledi. Şeker, “İyi bir ürünü bile kötü bir ambalajla satamazsınız” diye konuştu.

TDK BAŞKANI AKALIN: “DİL İLETİŞİMİN TEMELİ”

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü H. Akalın, Türkçe’nin doğru kullanımı konulu sunumunda, iletişim temelinde dil bulunduğuna dikkat çekerek, Türkçe’nin dünyada en yaygın kullanılan 5. dil olduğunu belirtti.
Dilin doğru kullanımı için herkese sorumluluk düştüğünü ifade eden Akalın, eskiden 100 yılda dile geçebilen yabancı sözcüklerin günümüzdeki iletişim olanakları sayesinde 100 dakikada geçebildiğini söyledi.

Akalın, gazetecilerin Türkçe’yi doğru kullanmaları için Türk Dil Kurumu’nun internet sitesinden   yararlanmasını istedi ve siteyle ilgili bilgiler aktardı.

“ŞAPKALAR KALKMADI”

Türkçe’de şapkaların kalktığı yönündeki söylemlerin doğru olmadığını vurgulayarak, şapkanın mutlaka kullanılması gereken sözcüklerden örnekler veren TDK Başkanı Akalın, de - da eki ve bağlacı konusundaki yaygın hatanın da nasıl giderilebileceğini anlattı. Akalın, de - da yok farz edildiğinde kelimenin anlamı bozulmuyorsa ayrı; bozuluyorsa birleşik yazmak gerektiğini kaydetti.

Akalın’ın basındaki yaygın yanlışlardan örnekler verdiği görsel sunumu da ilgiyle ve beğeniyle izlendi.

“MEDYADA KADIN GÖRMEZDEN GELİNİYOR”

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Y. Becerikli, kadınların medyada temsili konulu sunumunda, Türk basınında kadının ya hiç yer almadığını ve görmezden gelindiğini ya da ataerkil rollerle ele alındığını söyledi. Medyada kadının önceliğinin bedene indirgendiğini kaydeden Becerikli, başarılarından çok kişisel yaşamlarının, görünüşlerinin, ailelerinin ön plana çıkarıldığını belirtti.

AA Haber Yayın Daire Başkanı Ömer Dişbudak, haber yazma teknikleri konusunda katılımcıları bilgilendirdi. Haberin sade, açık, kesin ifadeler içermesi ve 5 N-1 K kuralına uyulması, ayrıca bu bilgilerin haberin ilk on satırına kadar yer alması gerektiğini anlatan Dişbudak, başlıkların abartılı ve imalı olmaması gerektiğini söyledi.

Meslektaşlarına “ilk ve en” sözcüklerini kullanırken dikkat etmelerini öğütleyen Dişbudak, haberin başı ve sonunun tutarlı olması ve muhabirin haberini bitirince bir daha okuması tavsiyelerinde de   bulundu.

Seminerin son oturumunda, Adalet Bakanlığı Müşaviri Murat Aydın, “medya ve yargı ilişkileri, medyanın hukuki sorunları” üzerinde durdu. Aydın, Türkiye’de kriminal olaylarda soruşturmaların gizliliğinin yasa gereği olduğunu, ancak basının soruşturmaya zarar vermeyecek şekilde dengeli bilgilendirilebileceğini söyledi.

Gazetecilerin haberlerinde şüpheli kişiler için kesin suçluymuş gibi “katil” ve benzeri ifadeleri  kullanmaması gerektiğini belirten Aydın, birçok olayda tutuklananların suçsuzluğunun anlaşılarak serbest kaldığını ancak haberler yüzünden hayatlarının karartıldığını anlattı.

Zaman gazetesinin TBMM muhabiri Ömer Şahin, “siyaset medya ilişkisi” konusundaki konuşmasında, parlamento muhabirlerinin yerel medyadakiler gibi birçok konuda bilgi sahibi olması gerektiğini belirterek, deneyimlerini paylaştı.

“GAZETECİ VE SİYASETÇİ BİRBİRİNİN VELİNİMETİ”

Şahin, gazetecilerin politikacılarla ilgili haberlerinde yaptığı yanlışlardan örnekler vererek, “Seçilmişlere kör bakış açımız var, ama gazetecilerle siyasetçi birbirinin velinimetidir. Ne onlar bizsiz, ne biz onlarsız yapabiliyoruz. Onların da medyaya kör bakışları yok değil” diye konuştu.

Televizyonların canlı yayınlarının sihrinin siyasetçilerin medyatik olmak için olmadık şeyler yapmalarına neden olduğunu belirten Ömer Şahin, gazetecilerin siyasetçilerle belli bir mesafeyi koruması, seviyeli birliktelik sürdürmesi gerektiğini söyledi.

“HEDİYE, BAĞIMSIZLIĞA GÖLGE DÜŞÜRÜR”

Seminerin son konuşmacısı AA Yönetim Kurulu Üyesi hukukçu Reşat Yazak, “basın hürriyeti” konusunda konuştu.

Yazak, basın kartının işlevleriyle ilgili iki gün boyunca yapılan tartışmalara değinirken, “hediye kabul etmenin, gazetecilerin bağımsızlığına gölge düşüreceğine inanıyorum. Karşılıksız hediyeler, bağımsızlığımızı kaybettirir” dedi.
Yazak, doğru haber yazmanın önemini vurgulayarak, “Babanız gelse hatırına bakmamalısınız”  diye konuştu.

Türkiye’de gazeteciler hakkında 2 bin dava bulunduğunu, bunun düşündürücü olduğunu belirten Reşat Yazak, sosyal güvencesi olmayan gazetecilerin ne kadar özgür olabileceğini sorguladı.

“Basın hürdür ama başkasının hürriyetinin başladığı yerde durmasını bilmelidir. Özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği ilkesine uyulmalıdır” diyen Yazak, haberlerin doğru olması gerektiğini ama her doğrunun da haber yapılması gerekmediğini; insanların bazen utandırıcı durumlarla karşı karşıya kalabildiğini anlattı.

Yazak, bugünkü şartlarda Türkiye’de basının hür olduğunun söylenemeyeceğini, ancak bir yandan da basının kişilik haklarına saygılı davranması gerektiğini ifade etti.

Bu haber toplam 1467 defa okunmuştur
20. Yerel Medya Eğitim Semineri tamamlandı Haberi

YORUMLAR
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2021 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans