Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hristofyas ın doğalgaz ile başı dertte
01 Ocak 2012 Pazar Saat 11:20

Hristofyas ın doğalgaz ile başı dertte

28 Aralık 2011 Çarşamba günü açıklanmasının ardından doğalgaz meselesinin Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas için çok baş ağrısı olduğu bildirildi.

Simerini; “Kıbrıs Doğalgaz Döneminde...  Başkan İçin Çok Baş Ağrısı” başlıklı haberinde sondaj sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte Rumların, enerji hazinesi bulduklarına, yalnız kendilerinin değil gelecek nesillerinin de ekonomik sorunlarını çözdüklerine inandıklarını, ancak Hristofyas’ın kafasının çok dolu olduğunu, Çarşamba günü sonuçları açıklarken bunun gözle görülebildiğini yazdı.


Hristofyas’ın sonuçları açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısında büyük bir ciddiyet içerisinde konuştuğunu ve gazetecilerden soru kabul etmediğini hatırlatan gazete özetle şunları yazdı:


“Türkler dişlerini gıcırdatıyor ve tehditlerini yoğunlaştırıyor. Onlar da işgal altındaki Mağusa’da kendi sondajlarına başlıyorlar. İsrail, doğalgaz üretiminde işbirliği konusunda cevap bekliyor, Rusya (verdiği) kredinin ardından Kıbrıs’a iniyor ve Kıbrıs parsellerine katılmak istiyor. İkinci tur imtiyaz hakkı dağıtımı yakında başlayacak. Yabancı yatırımcılar Kıbrıs’a tatlı bakıyor, henüz hiçbir şey kesin değil. Nabız yokluyor, ilgi gösteriyor, arıyor, niyetleri değil işi görmek istiyorlar.


Başkan Hristofyas Türkiye’nin büyük diken ve açık yara olduğunu çok iyi biliyor. Türkiye’nin sonuçların açıklanmasından ve yaklaşmakta olan imtiyaz hakkı dağıtımından sonra bölgede gerilime başvuracağından korkuyor. Türkiye’ye yönelik açıklamasında onu, barış ve uzlaşı ruhu göstermeye, müzakerelerde sorun ve Doğu Akdeniz bölgesinde gerilim yaratacak her türlü faaliyet ve tahrikten kaçınmaya çağırdı.


HRİSTOFYAS ENERJİ MESELESİYLE FAZLA OYNAYAMAYACAĞINI BİLİYOR


Hristofyas, Kıbrıs içinde ve dışında, iletişim puanı kazanmak için enerji meselesiyle uzun süre ‘oynayamayacağını’ çok iyi biliyor. Piyasalar gelişme ve faaliyet bekliyor. Ne Kıbrıs pazarına ve zenginliğine ilgi göstermekte olan çok uluslu şirketlerin ne de Kıbrıs’ta ve Levantin çanağındaki kendi siyasi, ekonomik, enerji, stratejik ve diğer menfaatler uman ülkelerle fazla oynayamayacağını biliyor.


İSRAİL BEKLEMEDE...


İsrail, bölgedeki hidrokarbonyataklarından müştereken faydalanmada daha ileri işbirliği konusunda bir cevap bekliyor. Tek başlarına ilerlemek ne Kıbrıs’ın ne de İsrail’in işine geliyor çünkü yataklardan istifadeden ortaya çıkacak devasa ekonomik maliyetinin dışında; bir ülke ötekinin rakibi haline gelir. Dolayısıyla herkes nefesini tutmuş hükümetin vereceği cevabı, özellikle de doğalgazdan faydalanma konusundaki stratejisini duymayı bekliyor.


Doğalgazın nasıl nakledileceği (örneğin boru hattı) ve bu hattı kimin yöneteceği; şirketler ve ülkelerin konsorsiyumu mu olacağı yoksa bir Kıbrıs devlet kurumunun mu üstleneceği; doğalgaz sıvılaştırma kara terminalini kimin inşa edeceği, 10 milyarı (Euro?) aşan bu yatırımı kimin üstleneceği; doğalgazı hangi piyasaların çekeceği gibi yanıt bekleyen bir dolu soru işareti var.


Uzmanlar Kıbrıs’taki doğalgaz yataklarından yararlanmanın en etkin ve uygun imkânın, sıvılaştırma tesisi yapılması olduğunda birleşiyor. Böyle bir tesisin inşası hem pahalı hem zaman alıcı ancak doğalgazın naklini ve satışını kolaylaştırıyor. Vasiliko, böyle bir tesis için ideal bölgedir. İsrail’in de çok işine yarar.


DOĞALGAZ SIVILAŞTIRMA TESİSİNİN MALİYETİ 10 MİLYAR DOLAR


Halen Noble’ın verileri, yılda 5 milyon ton doğalgaz üretebilecek bir doğalgaz sıvılaştırma tesisinin maliyetinin yaklaşık 10 milyar dolar olduğunu gösteriyor. Ancak meselenin düğüm noktası; yatakların kullanılmasına başlama tarihi, ‘oyuna’ girmesi muhtemel oyuncular ve hangi ticari şartlarda girecekleridir.  Ortaya çıkan önemli sorulardan biri de Kıbrıs’ın bir ihracat ülkesi olmak isteyip istemediği, bunun ne anlama geldiğidir çünkü Kıbrıs devleti olarak ihtiyaç duyacağı doğalgaz miktarının çok az olması dolayısıyla, masraflı bir boru hattını sadece kendisi için kurmasının çıkarına değildir.


Kıbrıs doğalgaz için pazarlar bulup uzun vadeli sözleşmeler yapabilir ve kara terminalini inşa etmek için bankalardan finansman bulabilir mi?


Diğer önemli bir parametre de Kıbrıs’ın Afrodit parselinde var olduğu değerlendirilen petrol rezervlerini hemen ve çabucak değerlendirebilir mi? Uzmanlar, Kıbrıs’ın petrolü kullanıma sunmaya karar verildiğinde- resmen açıklandığında- bunu sadece 6 ay içinde yapabileceğini ancak doğalgazın çıkartılması, borularla karaya nakledilmesi, sıvılaştırılması ve ardından piyasalara sunulması gerektiğini söylüyor.


Havada bulunan diğer önemli bir konu da Noble ile yapılan sözleşmenin değerlendirilmesidir. Sözleşme maddelerine göre Kıbrıs’ın petrolden yüzde 85, doğalgazdan da yüzde 75 oranında bir kazancı olacak. Petrolü çıkarma maliyeti varil başına yaklaşık 30 dolara, satış fiyatı ise (varili) 100 dolara ulaşıyor. Ancak Noble Energy ile yapılan sözleşme uyarınca, önce petrolü mü yoksa doğalgazı mı çıkaracağına şirket karar verecek.


ENERJİ ÜZERİNDEN GARANTİ SİSTEMİ


Kıbrıs, İsrail’den başlayarak; doğalgaz araştırmaları ve istifadesi konusunda katılacak ülke ve şirketlerle bir çıkarlar kalkanı oluşturabilir. İsrail’le, doğalgazdan müşterek yararlanmadan ortaya çıkan ve İsrail’e de yönelen Türk saldırganlık politikası dolayısıyla korkunç bir çıkar örtüşmesi var. dolayısıyla siyasi akılcılık; ne çözümden önce ne de sonra, Kıbrıs’tan Türkiye’ye boru hattını değil Leviyathan ve Tamar parsellerinden doğalgazın sıvılaştırılması için kara terminali kurarak enerji bağımsızlığını zorunlu kılar. Eğer yapılacak ise, İsrail ile ittifakın stratejik niteliği olmalı ve ekonomik, ticari, askeri ve denizcilik yönlerini kapsamalı. En mantıklı ve en avantajlı olanın; sıvılaştırılmış doğalgazın borularla Türk toprağı üzerinden değil, gemilerle Avrupa veya başka pazarlara nakledilmesidir.


Kıbrıs küçük İsrail çok güçlü olduğundan, Türkiye’nin Müslüman şahinleri tarafından kapana kısılmaları şartlarını yaratmayacak, aynı zamanda bizi İsrail’in rehinesi haline de getirmeyecek bir strateji oluşturulmalı. Amerikalılar ve Avrupa şirketleri gibi, doğalgaz meselesiyle ilgilenen başka güçlülerin de katılması Kıbrıs’ın lehine bir çıkar toplumu ve kalkan yaratacak çünkü Kıbrıs AB’nin ve dünya sisteminin enerji merkezi haline gelecek. Türkiye’nin kendi koşullarını dayatamayacağı ve tehdit edemeyeceği de aşikardır çünkü bugüne kadar kazandıklarından çok fazlasını kaybeder. Yani bir çeşit enerji ve ekonomik caydırıcılık ve AB’ye üye olduğumuz için artık gereksiz olan 1960 garantilerinden çok farklı bir koruma kalkanı ve garanti sistemine sahip olacağız.


KARAMBOLDEN KAZANÇ... ÇÖZÜM ARACI VE TEHLİKELER


Strateji planları ile, doğalgazın yabancı çıkarlara da hizmet ederek, bir ilkeler çözümüne katalizör olması için yeni şartlar yaratılabilir. Yeter ki istenilen çözüm bu olsun. Yani; Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin, Avrupa normlarına ve temel insan haklarına tamamen sayılı demokratik bir çözümle AB’den ve doğalgazdan edinecekleri menfaatleri takas etmeleri. Şimdilik böyle bir hedef yok. Dolayısıyla AB de doğalgaz da mevcut bölünmüşlüğün meşruiyet kazanmasına araç olacak. Gerek de fakto, gerek de jure!


Geleceğimizi olumlu şekilde belirleyecek ve önceleri İsrail, Kıbrıs, Yunanistan enerji eksenine dayanacak bir strateji olmaması, doğalgazın ve AB’nin çözüm ve güç aracı olmaktan Kıbrıs’taki çıkarların Türkiye’nin kontrolünde olması ve bu ülkenin bölgesel güç olarak yerleşmesini kalıcılaştırma aracı haline getirir.


Türk yayılmacılık politikasının değişmesi için başka ülkelerle birlikte çalışacak mıyız yoksa doğalgazın onun (Türk politikasının) ikmal kaynağı haline gelmesine müsaade mi edeceğiz. Kıbrıs adasının kuzeyindeki petrol ve doğalgazın Kıbrıs sorununun çözümünden önce de sonra da kontrolüne ve Güney’dekini yönetmeye ilişkin Türk planlamaları başarısızlığa uğrarsa bundan; henüz bu konuda bir stratejiye sahip olmayan bizler değil, küstah Türk politikası ve bölgemizin Ankara tarafından kontrol edildiğini hiçbir şekilde görmek istemeyen İsrail ve Rusya gibi diğer güçlü devletler faydalanır. Çıkarlar kargaşasından karambolünden kazanç!”


NOBLE GAZPROM’LA KONSORSİYUM KURARAK SÜRPRİZ YAPABİLİR


Politis edindiği bilgilere dayanarak, Noble Energy şirketinin Rus Gazprom gibi bir konsorsiyumla işbirliğine giderek sürpriz yapabileceğini; halen Gazprom’un üst düzey yetkililerinin Huston’daki Noble şirketi ve İsrail şirketleriyle bir dizi görüşme yaptığını yazdı.


Gazete; “Gazprom ve Noble Konsorsiyumu Mu?” başlıklı haberinde Rusya’nın Southstream boru hattını Karadeniz’deki MEB’inden geçirmek için Türkiye’nin iznine ihtiyaç duyması ve Gazprom’un deniz sondajlarında tecrübe sahibi olmaması dolayısıyla Rum yönetiminin ikinci tur imtiyaz hakkı dağıtım ihalesine katılmak için güvenilir şirketler bulması gerektiğinden henüz Noble ve İsrail şirketleriyle yapılan görüşmeler konusunda perdenin düşük tutulmaya çalışıldığını yazdı.


Rum ve yabancı şirketler konsorsiyumu kurulmasının arkasında bulunan Petrobras isimli Brezilya şirketinin de aynı mantıkla hareket ettiğini belirten gazete, Shell ve Fransız Total şirketlerinin de ilgi gösterdiğini, bu arada Delek ve Anver dışındaki İsrail şirketlerinin özellikle 3 ve 13 numaralı Rum parselleri üzerinde durduğunu kaydetti.


Gazete; “Türkiye Karışmadan Duracak Mı?” başlıklı haberinde ise, Rum yönetiminin, ikinci tur imtiyaz hakkı dağıtım ihalesine önümüzdeki sonbaharda çıkacak olmasından dolayı Türkiye’nin; Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığı sırasında göstereceği tepkiden kaygı duyduğunu bildirdi.


Türkiye’nin sözde Rum “MEB”i içerisine de giren kendi münhasır ekonomik bölgesini belirlediğini, uluslararası pratiğin böyle durumlarda; Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın müzakere etmesini gerektirdiğini ancak Türkiye’nin bunu reddettiğini yazan gazete özetle şunları ekledi:


“Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli Türkiye’nin tepkilerini, 20 Aralık’ta Washington’da görüştüğü ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a aktardı. Clinton bir yandan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin MEB’ini kullanma çabalarına destek belirtirken öte yandan açıkça, Türkiye nezdinde girişimlerde bulunduklarını ancak ABD olarak bu ülkeyi kontrol edebilecek durumda olmadıklarını söyledi. Clinton Markulli’ye ‘Washington, Noble’ın sondaj sonuçlarının açıklanmasından sonra bölgedeki gerilimin artacağını bekliyor’ dedi. O görüşmede hazır bulunan Müsteşar Philip Gordon doğalgazdan edinilecek gelirden bir trust fund kurulmasını önerdi ve bunun gerilimi rahatlatabileceğini söyledi.


Ancak Clinton - Markulli görüşmesinden çıkan ana mesaj ABD’nin dikkatini belki ilk kez, yalnız Kıbrıs sorunundan dolayı değil bazı petrol şirketlerinin, Kıbrıs MEB’indeki hidrokarbon yataklarından yararlanmaya ciddiyetle müdahil olması ihtimalini inceleyerek dikkatini Kıbrıs’a çevirdiğidir. Amerikalıların tavrı açısından gerçekten şaşırtıcı olan; neredeyse her gün Kıbrıs MEB’inin güney kesimini gözetlemeleridir. Savunma Bakanlığı’ndan üst düzeyli bir yetkili, ‘Amerikan casus uçakları günlük olarak Noble platformu üzerinde uçuyor, Amerikan savaş gemilerinin bölgedeki varlığı da hissedilir ölçüdedir’ dedi.”


Fileleftheros; “İsrail’le Doğalgazdan Derinlemesine Faydalanma” başlıklı haberinde, 12’nci parselde saptanan doğalgaz yatağının sözde Rum MEB’inden başlayıp İsrail MEB’ine uzandığını, bunun da yataktan müşterek faydalanma perspektiflerini doğurduğunu, ancak bunun gerçekleşmesinin Güney Kıbrıs ile İsrail’in anlaşmaya varmasına bağlı olduğunu yazdı.


Bölgedeki durum nedeniyle İsrail’in Güney Kıbrıs’ı ve Yunanistan’ı gerek enerji gerek siyasi alanda tek çıkış yolu olarak gördüğünü, ayrıca bu ülkelerin Avrupa ve Balkanlar’a giden yol üzerinde bulunduklarını kaydeden gazete, diplomatik kaynaklara dayanarak şunlara işaret etti:

“İsrail’in, işbirliğinin Türkiye’nin de katılmasıyla genişlemesini istemediği ortadadır. Bu şimdilik olmayabilir, böyle bir perspektif Kıbrıs sorununun çözümünden sonraya havale ediliyor. Türkiye -İsrail ilişkilerinin yeniden düzelmesi beklenmiyor. Dolayısıyla stratejik nitelikli planlamalar başka şartlara bağlı yapılamaz.”


JOHN TOMICH: “PARA ÇIKARMAK İÇİN (DOĞALGAZI) SIVILAŞTIRIN”


Haravgi, Noble Energy şirketinin Güney Kıbrıs Müdürü John Z. Tomich’le yaptığı söyleşiyi; “Noble: Para Çıkarmak İçin Sıvılaştırın... Amerikan Şirketi Doğalgaz Sıvılaştırma Kara Terminaline ve Katılmaya İlgi Gösteriyor ve Bundan Sonra Atacağı Adımlarını Planlıyor” başlığıyla yansıttı.


Habere göre, Noble’ın 12’nci parselde bulduğu yataktan doğalgaz çıkarmaya ne zaman başlayacağı sorusuna karşılık Tomich, yatağın saptanması itibarıyla doğalgazın çıkartılması için 4 yıla ihtiyaç olduğu yanıtını verdi.


Rum yönetiminin, doğalgazın nakli ve ne tür bir terminal kurulacağı konusunda karar vermesi gerektiğine işaret eden Tomich, Noble’ın 12’nci parselden deniz altı boru hattı il nakledilecek doğalgazın işleneceği kara terminaline katılmaya ilgi gösterdiğini vurguladı. Tomich, “Doğalgazı sıvılaştırarak ihraç edebilir, böylece paraya kavuşursunuz” ifadesini kullandı.


“7 - 8 YIL BEKLEMESİ GEREKİR”


Güney Kıbrıs’ın, kendi enerji ihtiyacını karşılaması için doğalgaza ne zaman kavuşabileceği sorusuna “7 - 8 yıl beklemesi gerektiği” yanıtını veren Tomich, Noble’ın kendi planlamasını ileri götürebilmesi için önce Rum yönetiminin, gerekli siyasi kararları alması gerektiğinin altını çizdi. Tomich, “Şirket yetkililerinin bugüne kadar Kıbrıs hükümetiyle yaptığı temaslardan; doğalgaz yataklarının değerlendirilmesi yöntemi konusunda bütün ihtimallerin incelenmekte olduğu sonucu çıkıyor” dedi.

Bu haber toplam 1604 defa okunmuştur
Hristofyas ın doğalgaz ile başı dertte Haberi

YORUMLAR
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2021 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans