5. Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda KKTC’nin tanınması ve izolasyonların kaldırılması yönündeki çağrısını değerlendirdi.
KIBRIS Özel
5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KIBRIS TV’de Seher Akbağ’ın sunduğu “Güne Yansıyanlar” programında, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda Kıbrıs konusunda verilen mesajları, Türkiye’nin iki devletli çözüm politikasını ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın BM temaslarını değerlendirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda KKTC’nin tanınması, izolasyonların kaldırılması, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün kabul edilmesi yönündeki çağrısını değerlendiren Tatar, bu politikanın yaklaşık 6 yıldır sürdürüldüğünü söyledi.
Tatar, iki devletli çözüm siyasetinin kendi Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye ile mutabakat içerisinde ortaya konulduğunu belirterek, 27-28 Nisan 2021’de Cenevre’de düzenlenen 5+1 toplantısında egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki yaklaşımı gündeme taşıdığını ifade etti.
“Ortak bir zemin yok”
Ersin Tatar, federasyon temelindeki müzakerelerin uzun yıllar sonuç vermediğini belirterek, Kıbrıs konusunda yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu belirtti.
“İki taraf farklı şeyler söylüyor. Dolayısıyla ortak bir zemin yok.” diyen Tatar, 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları ile sonraki müzakere süreçlerinin federal çözüm temelinde yürütüldüğünü hatırlattı. Annan Planı ve Crans-Montana sürecine de değinen Tatar, geçen yılların ardından yeni bir yaklaşım ortaya konulması gerektiğini ifade etti. Annan Planı’na ve daha sonra Crans-Montana’ya kadar hep zamanın boşa gittiğini ve dolayısıyla artık yeni bir fikir, yeni bir yaklaşım, kutunun dışında yeni bir yaklaşımla gelmesi gerektiğini söyledi.
“Türkiye’nin desteği en büyük kazanım”
İki devletli çözüm siyasetinin en önemli kazanımlarından birinin Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği olduğunu belirten Ersin Tatar, bu politikanın Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası platformlarda da gündeme getirildiğini söyledi. Tatar, “En büyük kazanımımız Türkiye Cumhuriyeti’nin bu siyasete destek vermesi ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteğiyle bizlerin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak girmemizdir.” dedi. Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda Kıbrıs konusunda yaptığı açıklamaların da önemli olduğunu belirten Tatar, Erdoğan’ın bu çağrıyı beşinci kez yaptığını söyledi.
Tatar, “Sayın Erdoğan’ın yaptığı konuşma Kıbrıs’la alakalı söylediği ifadeler beşinci kezdir. O kürsü çok önemlidir. O salonda oturan insanların, Çin’den, Hindistan’dan, dünyanın her tarafından insanların duyduğu bir çağrıdır.” ifadelerini kullandı. Tatar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde iki devletli çözüm siyasetinin desteklenmesini de önemli bir gelişme olarak değerlendirdi. Bu siyasetin 2024 yılında TBMM’nin gündemine geldiğini belirten Tatar, KKTC Meclisi’nde de benzer yönde karar alındığını ifade etti.
Tatar, “Milli siyasettir. O anlamda bunu geri çevirmek hiç de kolay değildir.” dedi. Bölgedeki gelişmelerin iki devletli çözüm yaklaşımının önemini artırdığını savunan Tatar, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler, İsrail-İran savaşı ve Güney Kıbrıs’ın farklı ülkelerle geliştirdiği ilişkilerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
“Güney Kıbrıs üs haline getiriliyor”
Güney Kıbrıs’ın farklı ülkelerle geliştirdiği askeri ve siyasi ilişkileri değerlendiren Ersin Tatar, bölgedeki güç dengelerinin Kıbrıs açısından önem taşıdığını belirtti.
Tatar, “Güney Kıbrıs’ı bir üs haline getirmişler. Bu dengenin istikrara devam edebilmesi için mutlak surette bizim siyasetimizin, yani iki devlet siyasetinin devam etmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
Federasyon temelindeki bir çözümün zaman içerisinde Kıbrıs Türklerinin siyasi statüsünü ve Türkiye’nin adadaki rolünü zayıflatabileceği görüşünü dile getiren Tatar, bunun Kıbrıs Türk tarafı açısından kabul edilemez olduğunu vurguladı.
“Hristodulidis’in söylemleri şaşırtıcı değil”
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in BM Genel Kurulu’ndaki Türkiye ve KKTC karşıtı açıklamalarını da değerlendiren Tatar, Rum liderin söylemlerinin kendisi açısından şaşırtıcı olmadığını söyledi.
Tatar, “Zihniyet belli, konuşmalar belli, yapılanlar belli. Bunlardan geri dönüş olmaz. Dolayısıyla o tezini savunmaya devam ediyor.” dedi. Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası konumunun geçmişe göre değiştiğini belirten Tatar, “Ne Kıbrıs eski Kıbrıs’tır, ne Doğu Akdeniz eski Doğu Akdeniz’dir, ne Türkiye Cumhuriyeti eski Türkiye’dir.” ifadelerini kullandı. Tatar, Türkiye’nin güvenlik, ekonomi ve savunma sanayisi başta olmak üzere farklı alanlarda bölgesel ağırlığının arttığını savundu.
“Egemenlik iki devlet siyasetinin temelidir”
İki devletli çözüm yaklaşımının temelinde egemenlik bulunduğunu belirten Tatar, Kıbrıs Türk halkının tarihsel varlığına ve siyasi haklarına vurgu yaptı. Tatar, “Egemenlik kelimesinin altında Kıbrıs Türk halkının 500 yıllık buradaki varlığı vardır. Mücadelesi vardır, hakkı vardır, hukuku vardır, uluslararası anlaşmalar vardır, 1960 Anlaşması vardır, Türkiye’nin garantörlüğü vardır.” dedi. KKTC’nin 1983 yılında kurulmasının Kıbrıs Türk halkının kendi iradesinin bir göstergesi olduğunu ifade eden Tatar, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk halkının egemenliğinin bir sembolüdür, ifadesidir.” şeklinde konuştu.
Tatar, iki devletli çözüm siyasetinin yalnızca siyasi bir tercih değil, Kıbrıs Türk halkının geleceğinin güvence altına alınması açısından gerekli olduğunu düşündüğünü belirtti.
“Erhürman’ın egemenlikten söz etmesini isterim”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile gerçekleştireceği temaslara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tatar, Erhürman’ın egemenlik ve izolasyonlar konusundaki tutumunu yakından takip ettiğini söyledi.
Tatar, “Ben Cumhurbaşkanından egemenlikten bahsetmesini istiyorum. Ben Cumhurbaşkanından izolasyonlar kaldırılsın tabii ki onu diyor fakat neticede kaldırılıyor mu, kaldırılmıyor.” ifadelerini kullandı.
Erhürman’ın geçmiş siyasi çizgisi ile Cumhurbaşkanlığı makamındaki yaklaşımı arasında farklılıklar bulunduğunu söyleyen Tatar, yeni dönemde Kıbrıs politikalarının bölgesel gelişmeler ve Türkiye’nin tutumuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“5+1 toplantılarına üç kez katıldım”
Kendi Cumhurbaşkanlığı döneminde gerçekleştirilen 5+1 toplantılarına üç kez katıldığını hatırlatan Tatar, bu toplantılarda Kıbrıs Türk tarafının pozisyonunu doğrudan ortaya koyduğunu söyledi. Tatar, “Üç defa 5+1’e katıldım. Ne dedim orada ve kayıtlara geçirdim? Kıbrıs’ta çözüm modeli iki devlettir. Kıbrıs Türkünün egemenliği vardır. Eğer resmi müzakereye geçilecekse egemenliğimizin kabul görmesi lazımdır.” dedi.
Bu görüşlerini Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İngiltere temsilcilerine de aktardığını belirten Tatar, “Kıbrıs Türk halkının bir Cumhurbaşkanı olarak bayrağımızla, gururumla, hakkımla, hukukla orada bunları ifade etmiş bir Cumhurbaşkanı” olduğunu söyledi.
“Anlaşma olacaksa egemenlik temelinde olmalı”
Kıbrıs Türk ve Rum tarafları arasında iş birliği yapılmasına karşı olmadığını belirten Tatar, ancak bunun iki tarafın siyasi statülerini ortadan kaldırmayacak bir zeminde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Tatar, “Ben de anlaşmak isterim, her zaman anlaşma isterim. Ama egemenlik temelinde sürdürülebilir olacak, adil olacak, kalıcı olacak, Kıbrıs Türk halkının geleceğini teminat altına alabilecek.” dedi.
İki taraf arasında tarım, ekonomi, turizm, denizler, enerji, yangın ve deprem gibi alanlarda iş birliği yapılabileceğini belirten Tatar, bunun karşılıklı siyasi statünün korunması şartıyla mümkün olduğunu söyledi.
“Güven artırıcı önlemler konusunda dikkatli olunmalı”
Tatar, güven artırıcı önlemler adı altında yürütülen bazı projelerin Kıbrıs Türk tarafının siyasi statüsünü zayıflatabileceğini savundu. Ara bölgedeki enerji projelerine ilişkin bir örnek veren Tatar, Avrupa Birliği finansmanıyla gerçekleştirilecek bazı projelerde üretilecek enerjinin Güney Kıbrıs üzerinden Kuzey Kıbrıs’a ulaştırılması modelinin siyasi açıdan sakıncalar taşıdığını söyledi.
Tatar, “Bunlar diplomasinin kılcal damarlarıdır. Tecrübedir, geçmiş ister, istişare ister. Bizim dediğimiz gibi egemenliğimiz noktasında çok dikkatli olmamız gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
“BM Genel Sekreteri değişikliği Kıbrıs dosyasını etkileyebilir”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresinin sona erecek olmasının Kıbrıs müzakereleri açısından yeni bir döneme yol açabileceğini belirten Tatar, yeni genel sekreterin Kıbrıs dosyasına hakim olmasının zaman alabileceğini söyledi. Tatar, yeni genel sekreterin atanmasının ardından Kıbrıs dosyasının yeniden ele alınmasının uzun bir süreç olabileceğini ifade ederek, “Yeni kişinin gelip atanması ve Kıbrıs dosyasını ele alması bana göre yıllar sürecek.” dedi.
Tatar, bu süreçte 5+1 formatında yeni bir toplantının gerçekleşmesinin de kolay görünmediğini kaydetti.
Programın sonunda Kıbrıs Türk halkının geleceği açısından birlik ve siyasi iradenin önemine vurgu yapan Tatar, Türkiye ile ilişkilerin Kıbrıs Türk halkı açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirtti.
Tatar, Kıbrıs Türk halkının kendi devletine sahip çıkması ve iki devletli çözüm siyasetinin sürdürülmesi gerektiği yönündeki görüşünü yineledi.