Gündem Kıbrıs Özel Haber
Turizm Bakanlığı Müsteşarı Serhan Aktunç, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak, turizm sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve bakanlık çalışmaları hakkında bilgi verdi.
“Mayıs sonu itibarıyla baktığımızda 2025 yılının da üzerindeyiz”
Orta Doğu’da devam eden ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaşın ülke ve bölge turizmine etkileri hakkında değerlendirmelerde bulunan Aktunç, “Turizm çok kırılgan bir sektördür. Bu savaş 28 Şubatta başladığında 2025’in sonu ve 2026 yılı için özellikle Avrupa pazarı ile ilgili çok çalışmamız vardı ancak bu savaş bölgeyi çok ciddi etkiledi. Bu savaş hem güvenlik açısından hem de fiyatlar açısından olumsuz etkiledi. Ancak yine de biz biraz da olsa Güney komşumuza göre daha şanslıyız. Bizim bu dönemde Türkiye’den gelen turistler avantajımız oldu. Bizim rakamlarımıza Mayıs sonu itibarıyla baktığımızda 2025 yılının da üzerindeyiz. 2025 ve 2026 yılını kıyasladığımızda, 2025’teki yolcu sayısı 800 bin civarındaydı. 2026’da ise 878 bin kişide. Avrupa’dan gelişler 129 binden 117 bine düştü. Ama toplama baktığımızda Mayıs ayı itibariyle 929 bin kişiden 995 bin kişiye yani neredeyse 1 milyon kişiye ulaşmış durumdayız. Bu da yılsonuna doğru 2025 yılının üzerinde bir rakama ulaşacağımızı düşünüyorum” dedi.
“Türkiye’den gelişlerde yüzde 40 oranında bir artış oldu. Ama Avrupa’dan gelişlerde yüzde 7-8 oranında bir düşüş yaşandı”
Konuşmasının devamında Aktunç, “Fiyat ve rekabet gücü olarak geçtiğimiz yol Avrupa’da bazı sıkıntılar yaşadık. Ada Kıbrıs gibi yaptığımız bir kampanya ile kendimizi Türkiye’de çok iyi anlattık. Bu sayede 2025 yılında Türkiye’den gelişlerde yüzde 40 oranında bir artış oldu. Ama Avrupa’dan gelişlerde yüzde 7-8 oranında bir düşüş yaşandı. 2025 yılı sonunda 2026’ya yönelik İngiltere, Almanya, Polonya, Azerbaycan gibi önemli pazarlar seçerek çalışmalar başlattık. Ancak 28 Şubatta başlayan savaş Avrupa’daki gelişleri durdurduğu için ağırlığımızı Ada Kıbrıs ve Türkiye’ye veriyoruz. Ancak yine de Avrupa’dan gelen charter uçuşlara 7 bin Euro’luk teşvikimiz devam ediyor ve Azerbaycan da bunun içerisindedir” bilgilerini paylaştı.
“2025 yılında DPÖ’nün rakamlarına göre 2 Milyar 200 milyon doların üzerinde bir turizm gelirimiz vardır”
Aktunç, “2025 yılında DPÖ’nün rakamlarına göre 2 Milyar 200 milyon doların üzerinde bir turizm gelirimiz vardır. Turizm sektörü cari açığımızın yüzde 60’ından fazlasını kapatmaktadır. Turizmin çarpan etkisi ve turistlerin ülkemize bıraktığı para miktarı çok yüksektir. Ancak turizmi tanıtmak ve pazarlamak için 8 milyon dolarlık bir bütçe kullandık. 2025 yılında Güney Kıbrıs’ın turizm ve tanıtım harcamaları yaklaşık 69 milyon dolardı. Bunun karşılığında Güney Kıbrıs’ın turizm gelirleri 4.5 Milyar Dolar oldu. Akdeniz çanağında olan ülkelerde deniz, güneş, kültür ve tarihi pazarlıyoruz. Diğer ülkelere baktığımızda turizme inanılmaz teşvikler veriliyor. Artık bunu anlamamız gerekir. Çarpan etkisi bu kadar yüksek olan ve devlet bütçesine katkısı bu kadar büyük olan bir sektöre yatırım, hibe ve desteğin çok daha yüksek olması gerekir. Eğer ekonomik ve siyasi bağımsızlık istiyorsak güçlü bir ekonomiye sahip olmamız gerekir. Bunun da yegâne seçeneği turizm sektörüdür. Bu sektöre yapılacak olan yatırımlar toplumun geneline yayılacaktır” ifadelerini kullandı.
“Ercan Havalimanı’ndan ülkemize gelen kişi sayısı 4.5 milyona yaklaştı”
Ülkeye gelen turist sayıları hakkında da bilgi veren Aktunç, “Ercan Havalimanı’ndan ülkemize gelen kişi sayısı 4.5 milyona yaklaştı. 2024 yılında 2.5 milyon yolcu sayımız vardı. Bunun 1 milyon 200 bini otellerde kalıyordu. Geriye kalan kişilerin nerede kaldığı da çok önemlidir. 2026 yılında turist konut yasasını da hayata geçirdik. Dünyada insanların alışkanlıkları değişiyor ve bizim de buna ayak uydurmamız gerekiyor. Bunların kayıt altına alınması gerekiyor. yasayı yaptık ve online olarak talepleri almaya başladık. Burada en çok mağdur olan küçük oteller oldu. biz bu yasa ile elde edeceğimiz geliri küçük otellerin bakım, onarım, restorasyon ve tanıtımları için kullanacağız. 2025 yılında küçük oteller için ilk defa 40 Milyon TL hibe yardımında bulunduk. Küçük otelleri düşünerek yapılan en büyük destekti” bilgilerini verdi.
“Çağdaş müzecilik anlayışını hayat geçireceğiz”
Müzeciliği geliştirmek için çalışmalar yürüttükleri kaydeden Aktunç, “Bu ay içerinde müzelerimizin çağdaş müzecilik anlayışı ile yönetilmesi için Bakanlar Kurulu’ndan bir karar geçireceğiz ve 2027’nin ilk aylarında müzelerimizi daha iyi bir, noktaya taşıyacağız. Müzeciliği daha iyi bir noktaya taşıdığımızda turistlerimiz de otellerinden çıkaracağız müze ve antik ören yerlerini gezmeye teşvik edeceğiz. Bunu yaparken eski eserlerimizin ha ettiği düzeye gelebilmesi için de çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Buradan elde edilecek geliri de eski eserlerimizin hak ettiği duruma gelmesi ve restorasyon çalışmalarında kullanacağız. Müzelerimiz kesinlikle özelleştirilemez. Biz burada sadece çağdaş müzecilik anlayışını hayat geçireceğiz” dedi.
Kapalı Maraş’ın ziyaret sayıları hakkında da bilgi veren Aktunç, “Kapalı Maraş dünyada eşi benzeri olmayan bir yerdir. Dark turizm deniyor. Oranın bir bölümü açıldı ve inanılmaz bir talep var. Maraş’ın daha iyi bir turizm geliri olarak kullanılması gerekir. Bununla ilgili de Kapalı Maraş içerisinde bir müze var ve bu müzenin açılması için çalışmalarımız devam etmektedir. Bunu da Türkiye Eski Eserler ve Müzeler Dairesi ile birlikte yapıyoruz” diye konuştu.
“Bizim 32 tane casinolu otelimiz var. Bizim yatak kapasitemiz 27 bindir. Bunun yaklaşık 18-19 bini büyük otellerimizdir”
Casinolu otellerin turizme katkıları hakkında da bilgi veren Aktunç, “Bizim 32 tane casinolu otelimiz var. Bizim yatak kapasitemiz 27 bindir. Bunun yaklaşık 18-19 bini büyük otellerimizdir. Turizm büyük bir şemsiyedir. Turizmin altında casino, kültür, gastronomi, deniz kum güneş gibi alanlar vardır. Biz büyük ve casinolu otellerimizi korumalıyız anca diğer yandan da turizm çeşitliliğini yukarıya çekmemiz gerekir. Ancak biz iyi olan bir sektörü kötüleyip onu aşağı çekmeye çalışıyoruz. Oysaki yapmamız gereken diğerlerini de onun seviyesine çıkartmak olmalıdır. Casinolu otellerimizdeki istihdam, ekonomiye olan katkıları, iç piyasaya ve kamu maliyesine olan katkılarını göz ardı etmemek lazımdır. Bu ülkedeki en büyük sektör turizm sektörüdür ve turizmi çeşitlendirmemiz gerekir. Ancak bunu büyük otellerimizi kötüleyerek yapmamalıyız. Diğer turizm çeşitlerini de destekleyerek yapmalıyız. Bu sayede birbirini destekleyen sektörleri de ortaya çıkarmış olacağız” dedi.
“Akdeniz çanağındaki ülkelerin hepsi bizim rakibimiz ve döviz bazında biz pahalı kaldık”
Casinolu otellerin doluluk oranları hakkında da bilgi veren Aktunç, “Büyük otellerin doluluk oranı ortalama yüzde 60-70 seviyelerinde, küçük otellerin doluluk oranı ise yüzde 30-40 seviyelerindedir. Akdeniz çanağındaki ülkelerin hepsi bizim rakibimiz ve döviz bazında biz pahalı kaldık. O neden Güney Kıbrıs, Malta ve diğer ülkelerle kıyasladığımızda fiyatlarımızı düşürmemiz gerekiyor. Turizmde en büyük girdi maliyetleri enerji, personel ve hammadde maliyetleridir. Bizim bu maliyetleri aşağı çekmek için özellikle otellerde güneş enerjisi kullanımının önünün açılması gerekir. Bu olduğunda maliyetler düşecek. Personel maliyetleri konusunda Çalışma Dairesi’nde bir görüşme gerçekleştirdik. Sektörel asgari ücretle ilgili bir çalışma yapılıyor. Bunu yaparken de hem işvereni hem de çalışanı desteklememiz ve teşviklendirmemiz gerekir. Bu sayede personel maliyetleri de aşağı düzecektir. Hammadde ürünlerinin maliyetlerini aşağı çekebilmek için daha uygun fiyatlara imal edilebileceği bir sistem kurulması gerekir. Bu 3 önemli maliyet aşağı çekildiğinde küçük otellerimizin de maliyetlerini düşürür ve doluluk oranlarını yukarıya çıkarırız. Ancak pahalılık nedeniyle rekabet gücümüzü kaybettik. Uçak biletleri fiyatları ve otellerin girdi maliyetlerini düşürebilirsek ülkeye daha fazla turist gelecektir ve onların bırakacağı para kamu maliyesine kat be kat fazlasıyla dönecektir” dedi.
“Güney Kıbrıs’a da casinolar açılmaya başlandı. Bizim sektörlerimize sahip çıkmamız gerekir”
Casino sektöründeki yasaklar üzerine de değerlendirmelerde bulunan Aktunç, “Güney Kıbrıs rakip olarak bizim elimizdeki bir değeri zayıflatmak için her şeyi yapıyor. Güney Kıbrıs’a da casinolar açılmaya başlandı. Bizim sektörlerimize sahip çıkmamız gerekir. Karşı taraf KKTC ekonomik olarak güçleniyor, turizm lokomotif sektör ve casinolar da bunun en önemli alanlarından bir tanesi. Güney Kıbrıs, O yüzden biz de casino açalım ve olur da bir gün masaya oturulursa ve onları güçsüz durumda yakalarsak istediklerimizi daha fazla alırız diyorlar. Şunu toplum olarak anlamamız gerekir. KKTC gibi bir değer var elimizde. Bizim yapmamız gereken bu değeri daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Bu değeri biz ne kadar güçlendirirsek rakipleri karşısında da birine muhtaç olma durumunda kalmayız. Gerek casino, gerek diğer turizm çeşitlerine bir bütün olarak baktığımızda rekabet gücümüzü artırmamız gerekir. Elimizdeki güçlü olanları zayıflatmak yerine, zayıf olanları güçlendirmemiz gerekir. Ancak güçlü noktalarımızı kendi içimizdeki bazı eleştirilerle aşağı çekmeye çalışıyoruz. Bizim sektörlerimize sahip çıkıp, ekonomik olarak güçlenmek için doğru noktaya gelmesi için çalışmak zorundayız. Bunu yapmadığımız zaman ise güçsüz olur ve karşımızdaki rakiplerimiz de bizi sıkıştıracaktır” ifadelerini kullandı.
“Turizmimize daha fazla sahip çıkmayı öğrenmemiz gerekir”
Aktunç, “25 bine yakın casinolu otellerde çalışan kişi vardır ve bunların yaklaşık yüzde 80’i üçüncü uyruklu kişilerdir. Bu kişilerden elde edilen sosyal sigorta yatırımları ile sosyal sigorta emeklileri ödeniyor. O nedenle bunun ne kadar büyük bir sektör olduğunu hepimizin anlaması gerekir. Üreticiye, sanayiciye ne kadar büyük katma değeri olduğunu ve destek verdiğini herkesin anlaması gerekir. Güney Kıbrıs bunu engellemek ve alternatif ürünler çıkarmak için bazı girişimlerde bulundu. Artık dünyadaki çekişmeler ekonomi üzerinden oluyor. Bizim birlik olmamızı ve ekonomik olarak devletimize, maliyemize ve istihdamımıza katkı sağlayan sektörlere pozitif ayrımcılık yaparak onların daha fazla desteklenmesi gerekir. Artık bazı noktalarda şapkamızı önümüze koyarak gerçekçi olmalı ve turizmimize daha fazla sahip çıkmayı öğrenmemiz gerekir” dedi.