Yusuf Bahadır AYDIN
İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun, yaklaşan asgari ücret görüşmeleri öncesinde yaptığı değerlendirmede, ücret artışlarının ekonomik dengeler, üretim maliyetleri ve rekabet gücü gözetilerek belirlenmesi gerektiğini söyledi. Arhun, son yıllarda asgari ücrette yaşanan hızlı artışın özel sektör üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu savunurken, küçük işletmelerin ayakta kalma mücadelesi verdiğini belirtti.
Kıbrıs TV’de Eda Alisinanoğlu’nun konuğu olan İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun, yaklaşan asgari ücret görüşmeleri öncesinde işveren kesiminin temel mesajının, ücret artışlarının ekonomik gerçekler dikkate alınarak yapılması olduğunu söyledi. Arhun, asgari ücretin artırılmasına karşı olmadıklarını vurgulayarak, “Elbette asgari ücret artsın, mümkün olan en yüksek seviyeye çıksın. Ancak bunu yaparken ülkenin milli gelirini, üretim yapısını, rekabet gücünü ve çevre ülkelerdeki tabloyu birlikte değerlendirmek gerekiyor” dedi.
Son yıllardaki hızlı artış ve ekonomiye etkisi
Arhun, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde son yıllarda asgari ücrette çok hızlı bir yükseliş yaşandığını belirterek, bu artışların ekonomide maliyet baskısını artırdığını söyledi. Geçmişte yaklaşık 400 sterlin seviyelerinde bulunan asgari ücretin kısa sürede önce 600, ardından 900 sterlin bandına çıktığını, bugün ise 1000 sterlinin üzerine yerleştiğini ifade eden Arhun, döviz bazındaki bu yükselişin üretim maliyetlerine doğrudan yansıdığını kaydetti.
Bu artışın özel sektörün rekabet gücünü zayıflattığını savunan Arhun, “Bir yılda döviz bazında yüzde 50’ye yaklaşan bir artış dünyanın hiçbir yerinde kolay görülebilecek bir tablo değildir. Bu durum ülkeyi pahalılaştırdı, üreticinin ve işverenin yükünü artırdı” diye konuştu.
Asgari ücret artış yöntemine eleştiri: “Özel sektörün maaşı otomatik belirlenemez”
Metin Arhun, özellikle geçmiş dönemde kamu maaş artışlarının özel sektöre de aynı şekilde yansıtılması yaklaşımını eleştirerek, bunun sürdürülebilir olmadığını söyledi. Özel sektörün maaş yapısının kamu artışlarına paralel şekilde otomatik olarak belirlenemeyeceğini dile getiren Arhun, “Devlet kendi çalışanına artış yapabilir ancak özel sektörün maaşını otomatik olarak devlet belirleyemez. Dünyada böyle bir model yok. Özel sektör kendi gelirine, giderine ve sürdürülebilirliğine göre ücret politikasını oluşturur” ifadelerini kullandı.
Arhun, asgari ücret belirlenirken yalnızca hayat pahalılığına bakılmasının yeterli olmadığını, gıda harcamaları, işletmelerin ayakta kalma kapasitesi ve çevre ülkelerdeki ücret seviyelerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Güney Kıbrıs ve Türkiye ile rekabet baskısı
KKTC ekonomisinin aynı anda hem Güney Kıbrıs’la hem de Türkiye ile rekabet etmek zorunda olduğunu belirten Arhun, bunun özel sektör üzerindeki baskıyı daha da artırdığını söyledi. Güney Kıbrıs ile özellikle perakende fiyatları üzerinden, Türkiye ile ise üretim maliyetleri üzerinden bir rekabet yaşandığını ifade eden Arhun, ücretlerin ve girdi maliyetlerinin bu tablo dikkate alınmadan artırılmasının işletmeleri zor durumda bıraktığını kaydetti.
Arhun, “Biz yalnızca kendi içimizde yaşamıyoruz. Güneyde Avrupa Birliği üyesi, dünyaya açık bir ekonomi var; kuzeyde ise büyük bir sanayi ve üretim kapasitesine sahip Türkiye var. Böyle bir ortamda maliyetleri sürekli yükselterek rekabet etmek çok zor hale geliyor” dedi.
En büyük yük: işçilik, enerji ve üretim maliyetleri
İşverenler açısından en büyük baskının işçilik, enerji ve üretim maliyetlerinden kaynaklandığını vurgulayan Arhun, bazı sektörlerde işçilik maliyetinin toplam maliyetin yarısına yaklaştığını söyledi. Bu seviyenin üretim yapan işletmeler için sürdürülebilir olmadığını belirten Arhun, özellikle enerji fiyatlarının da üretici üzerindeki yükü artırdığını dile getirdi.
Arhun, “Bazı üretim alanlarında maliyetin yüzde 50’si işçilikten oluşmaya başladı. Bunun yanında enerji fiyatları da çok yüksek. Üretici hem maaş hem elektrik hem de diğer girdiler nedeniyle ciddi baskı altında. Bu şartlarda üretim yapan işletmeler ayakta kalma mücadelesi veriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Küçük işletmelerde küçülme, personel azaltma ve kapanma riski
Yüksek maliyetlerin en fazla küçük işletmeleri etkilediğini söyleyen Arhun, özellikle turizm ve emlak hareketliliğinin yavaşladığı bölgelerde esnafın zorlandığını ifade etti. Küçük işletmelerin artan maaş yükü karşısında personel sayısını azaltmak zorunda kaldığını belirten Arhun, bazı işletmelerin ise tamamen kapanma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Arhun, “Küçük esnaf gelirine ve giderine bakıyor. Eğer mevcut ciroyla iki kişiyi çalıştırması mümkün değilse, personel azaltmak zorunda kalıyor. Bugün bazı işletmeler ayakta kalabilmek için küçülmeye gidiyor, bazıları ise kapanıyor” dedi.
Yabancı iş gücü, farklı ücret modeli ve işverenlerin talebi
Programda yabancı iş gücü konusu da gündeme geldi. Arhun, üçüncü ülke vatandaşlarının istihdamında farklı ücret modeli uygulanmasına yönelik taleplerini yineleyerek, bu konunun iş gücü maliyetlerini dengeleme açısından önemli olduğunu söyledi. Güney Kıbrıs’ta benzer uygulamalar bulunduğunu savunan Arhun, işletmelerin toplam işçilik maliyetinin düşürülmesi için bu alanda esneklik sağlanması gerektiğini belirtti.
Arhun, “İşletmenin işçilik gideri bir bütündür. Eğer üçüncü ülkelerden gelen çalışanlar için farklı bir model uygulanabilirse, toplam maliyet baskısı azalabilir. Bu da işletmelerin daha rahat nefes almasına katkı sağlar” ifadelerini kullandı.
KKTC’de asgari ücret–milli gelir dengesi ve Avrupa ile kıyaslama
İşverenler Sendikası’nın hazırladığı çalışmalara da değinen Arhun, KKTC’de asgari ücretin kişi başına düşen milli gelire oranının Avrupa ülkelerinin üzerinde olduğunu söyledi. Avrupa Birliği ülkelerinde bu oranın ortalama yüzde 4 civarında bulunduğunu, KKTC’de ise yaklaşık yüzde 7,5 seviyesine çıktığını belirten Arhun, bu tablonun ekonomik yapı ile ücret seviyesi arasında dengesizlik bulunduğunu gösterdiğini savundu.
KKTC’nin kişi başına düşen milli gelir sıralamasında gerilerde yer almasına rağmen asgari ücret sıralamasında üst basamaklara yükseldiğini ifade eden Arhun, “Önce milli geliri yükseltmek, üretimi güçlendirmek, ardından ücretleri bu zeminde artırmak gerekir. Aksi halde ekonominin taşıma kapasitesi zorlanıyor” dedi.
Asgari ücret görüşmeleri öncesinde tüm tarafların ekonomik verileri birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirten Arhun, ücret artışlarının hem çalışanı koruyan hem de işletmeleri ayakta tutan dengeli bir yapıyla ele alınması çağrısında bulundu.