Elektrik Mühendisi Ayşe Tokel, 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü kapsamında KIBRIS’a açıklamalarda bulundu, iş hayatında olan kadınlara önemli mesajlar verdi.
Candan MERT
Kadınların çalışma hayatındaki varlığının her geçen gün güçlenmesiyle birlikte, uzun yıllar boyunca “erkek mesleği” olarak görülen alanlardaki kalıplar da birer birer yıkılıyor. Geçmişte erkek egemen bir meslek olarak kabul edilen mühendislikte de kadınlar, başarılarıyla adlarından söz ettiriyor. Alanında başarılı elektrik mühendislerinden Ayşe Tokel, 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü dolayısıyla KIBRIS’a konuşarak, mühendislik mesleğini ve bu özel günün kendisi için taşıdığı anlamı kadın bakış açısıyla değerlendirdi. Tokel, iş hayatında var olma mücadelesi veren kadınlara seslenerek, “Kendinize ve potansiyelinize güvenin. Severek yapılan ve sürekli gelişimle desteklenen bir meslek yaşamı, yalnızca bireysel başarıyı değil, toplumsal dönüşümü ve geleceğin doğru inşasını da mümkün kılar” dedi.
“Kıbrıs Türk toplumu aydın bir toplumdur”
Sözlerine, “Kıbrıs Türk toplumu aydın bir toplumdur” ifadeleriyle başlayan Mühendis Ayşe Tokel, toplumun Atatürk’ün devrimlerini yakından takip ederek hayata geçirmiş bir toplumsal yapıya sahip olduğunu dile getirirken, bu anlayışın en önemli göstergelerinden birinin ‘kadın-erkek eşitliğine verilen değer’ olduğunu söyledi. Kıbrıs Türk toplumunun aile yapısının içerisindeki babaların, kız çocuklarının iyi bir eğitim alması ve geleceğe güçlü bir şekilde hazırlanması için her zaman büyük bir çaba gösterdiğini kaydeden Tokel, “Bu vesileyle, öncelikle kendi babama ve kız çocuklarının eğitimine emek veren, destek olan tüm babalara içtenlikle teşekkür etmek isterim. Onların bu duyarlı yaklaşımı, güçlü ve eşitlikçi bir toplum yapısının oluşmasında çok kıymetli bir rol oynamaktadır” ifadelerini kullandı.
“EMO mühendislerinin yüzde 8’i kadın”
Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği çatısı altında bulunan odalarda en çok kadın mühendisin Gıda Mühendisi, Çevre Mühendisi ve peyzaj alanlarında olduğunu aktaran Ayşe Tokel, kendisinin de üyesi olduğu Elektrik Mühendisleri Odası’na kayıtlı elektrik mühendislerinin yaklaşık yüzde 8’inin kadınlardan oluştuğunu kaydetti. Son yıllarda mühendislik bölümlerini tercih eden ve mesleğe adım atan kadınların sayısında belirgin ve hızlı bir artış gözlemlendiğini söylemenin mümkün olmadığını dile getiren Tokel, “Küçük bir toplum yapısına sahip olmamız nedeniyle bu değişim daha sınırlı ve yavaş ilerlemektedir” dedi. Bu durumun temel nedenleri arasında mühendislik mesleğinin hala bazı alanlarda ‘erkek egemen bir meslek olarak algılanması’ olduğunu belirten Tokel, bunun yanında genç kadınların meslek seçimlerinde rol model eksikliğinin de bu durumun yavaş ilerlemesi yönündeki faktörlerden biri olduğuna dikkat çekti.
“Kadınlarımıza model olmaktan gurur duyuyorum”
Tokel, “Elektrik mühendisliği alanında genç kadınlarımıza sayıca az da olsa rol model olabilmekten büyük mutluluk ve gurur duyuyorum” ifadeleriyle, erkek egemen olarak bilinen bu meslek alanında kadın mühendislerin varlığının, hem mesleğin gelişimi hem de toplumsal bakış açısının değişimi açısından son derece değerli olduğunu vurguladı. Ayşe Tokel, bu noktada kendisi için önemli olan unsurun ‘küçük de olsa model olabilmek’ olduğunu kaydederek, bunun yanında özellikle genç kadınların, ‘biz de yapabiliriz’ diyebilecekleri bir alanın mümkün olduğunu gösterebilmenin kendisi için önemli olduğunu dile getirdi.
“Kadınlar çift yönlü bir yük altında”
Kadın mühendisler de dahil olmak üzere genel olarak kadınların iş hayatının tüm alanlarında belli başlı toplumsal önyargılarla karşılaştıklarına vurgu yapan Mühendis Ayşe Tokel, bu durumun mühendislik mesleği özelinde olmadığına ve kadınların farklı sektörlerde benzer zorluklarla mücadele ettiklerine dikkat çekti. Genel toplumsal yapıya bakıldığında, kadınların yalnızca iş hayatında değil, aile içinde de yoğun sorumluluklar üstlendiklerini kaydeden Tokel, “Çocukların yetiştirilmesi, ev içi düzenin sürdürülmesi ve günlük yaşamın birçok yükü geleneksel olarak kadının sorumluluğu olarak görülmektedir. Bu durum, kadınların profesyonel yaşamda kendilerini daha fazla ispat etme çabası içerisine girmelerine ve zaman zaman çift yönlü bir yük altında kalmalarına neden oluyor” ifadelerini kullandı.
“Önyargı kırılırsa, kadınların yükü azalır”
Kadınların, yeterliliklerinin sorgulanması, liderlik rollerinde daha az temsil edilme, teknik alanlarda “erkek işi” algısıyla karşılaşma gibi çeşitli önyargılarla mücadele ettiklerinin altını çizen Ayşe Tokel, “Oysa kadınlar, sahip oldukları bilgi, disiplin, sorumluluk bilinci ve çok yönlü düşünme becerileriyle iş hayatına önemli katkılar sunmaktadır” dedi. Bu anlamda kadınların hem aile hem de iş yaşamında üzerindeki yükü dengeleyebilecek sosyal ve kurumsal yapıların güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koyan Tokel, bu güçlendirilme çalışmaları tamamlandığında kadın mühendisler ve tüm kadın çalışanların potansiyellerini daha etkin biçimde ortaya koyabileceklerini vurguladı.
“Kadınlar yönetici pozisyonlarında yer almalı”
KKTC’de kadın mühendislerin yönetici pozisyonlarında, proje liderliklerinde ve karar alma mekanizmalarında yeterli düzeyde temsil edildiğini düşünmediğini aktaran Ayşe Tokel, “Ne yazık ki ülkemizde üst düzey yönetim pozisyonlarına yapılan atamalarda zaman zaman bilgi, deneyim ve yetkinlikten ziyade farklı dinamikler etkili oluyor. Bu durum yalnızca kadınların değil, nitelikli birçok profesyonelin karar alma süreçlerinde yeterince yer alamamasına neden oluyor” dedi. Yönetim ve liderlik pozisyonlarında temel kriterin cinsiyet değil, eğitim, deneyim, mesleki yeterlilik ve liderlik becerileri olması gerektiğini kaydeden Tokel, kadın mühendislerin sahip olduğu teknik bilgi ve uzmanlığın yanında; iletişim, koordinasyon, çok yönlü düşünme, ekip yönetimi ve uzlaştırıcı yaklaşımlarıyla da önemli katkılar sunduklarını dile getirdi. Tokel, kadınların karar alma mekanizmalarında daha görünür olmasının önemine vurgu yaparken, bunun yalnızca fırsat eşitliği açısından değil, daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve nitelikli yönetim anlayışının gelişmesi açısından da önemli olduğunun altını çizdi. Tokel, “Bu nedenle kadın mühendislerin yönetici ve lider pozisyonlarında daha fazla yer alması gerektiğine inanıyorum” dedi.
Kadınlara çağrı: Potansiyelinize güvenin
Elektrik Mühendisi Ayşe Tokel, “23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü vesilesiyle, özellikle genç kadınlarımıza; ilgi alanları, yetenekleri ve kişisel eğilimleri doğrultusunda kendilerine en uygun mühendislik alanını seçmelerini öneriyorum. Meslek seçimi yalnızca ekonomik bir karar değil; aynı zamanda bireyin yaşam kalitesini, mesleki tatminini ve mutlu bir yaşam sürmesini doğrudan etkileyen önemli bir yaşam tercihidir. Çünkü insan yaşamının önemli bir bölümünü çalışarak geçirmektedir” ifadelerini kullandı.
Tokel, mühendisliğin; üretmenin, çözüm geliştirmenin, geleceği şekillendirmenin ve topluma değer katmanın en güçlü alanlarından biri olduğuna vurgu yaparak, kadınların bu alanda daha fazla yer almasının; farklı bakış açıları, yaratıcılık ve kapsayıcı çözümler açısından büyük önem taşıdığını kaydetti. Tokel, “Bu nedenle genç kadınlarımızın önyargılardan etkilenmeden, kendi potansiyellerine güvenerek bu alanlarda yer almalarını çok değerli buluyorum” ifadeleriyle, mesleği seçmek isteyen genç kadınlara desteğini belirtti.
“Kendinize inanın, öğrenmekten vazgeçmeyin”
Tüm bunların yanında, özellikle mühendislik gibi sürekli dönüşen ve gelişen bir meslek içerisinde doğru alanı seçmenin önemini de vurgulayan Tokel, bununla beraber seçilen alanda sürekli öğrenmenin ve gelişim anlayışını benimsemenin de önemli olduğuna dikkat çekti. Ayşe Tokel, kadın mühendislerin çağın gerekliliklerini yakalamaları, yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeleri, değişime uyum sağlamaları ve kendilerini sürekli geliştirmelerinin mesleki başarılarının temel unsurlarından olduğunu aktarırken, “Güncel bilgiye açık olmak, araştırmak, üretmek ve değişen ihtiyaçlara çözüm geliştirebilmek mühendislik mesleğinin vazgeçilmez gereklilikleridir” dedi. Tokel, “Bu nedenle genç kadınlara en önemli mesajım; kendilerine inanmaları, merak duygularını korumaları ve öğrenmekten vazgeçmemeleridir. Severek yapılan ve sürekli gelişimle desteklenen bir meslek yaşamı, yalnızca bireysel başarıyı değil, toplumsal dönüşümü ve geleceğin doğru inşasını da mümkün kılar” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.