Kıbrıs’ın sıtmayla mücadelesini ve sağlık müfettişi Mehmet Aziz’in unutulmaz hikayesini anlatan “Sinekçi – The Flycatcher” belgeseli, farklı toplumların ortak bir sağlık tehdidine karşı verdiği mücadeleyi geçmişten günümüze taşıyor
Aliye ÖZENCİ
Kıbrıs’ın yakın tarihindeki önemli halk sağlığı mücadelelerinden birini konu alan “Sinekçi – The Flycatcher” belgeseli, Mehmet Aziz ve arkadaşlarının sıtmayla mücadelesini geçmişten bugüne taşıyor. Yıllarca adada ciddi bir tehdit oluşturan sıtmanın ortadan kaldırılma sürecini ele alan yapım, aynı zamanda farklı toplumların ortak bir amaç etrafında verdiği mücadeleyi ve bunun toplumsal hafızadaki izlerini anlatıyor.
Yönetmenliğini Johan Duchateau ile Khalil Avi Betz-Heinemann’ın üstlendiği belgeselde sözlü tarih anlatıları, arşiv fotoğrafları, dönemin tanıklıkları ve sonraki kuşakların aktardığı anılar bir araya getiriliyor. Yapımın özgün müzikleri ise akademisyen ve müzik eğitimcisi Dr. Burcu Müniroğlu Karagöz’e ait.
Kuzey ve Güney Kıbrıs’ta gösterimleri gerçekleştirilen “Sinekçi – The Flycatcher”, kasım ayında rotasını Helsinki’ye çeviriyor. KIBRIS TV’de KOZA programına konuk olan akademisyen ve müzik eğitimcisi Dr. Burcu Müniroğlu Karagöz ile müzik eğitimcisi Evren Karagöz, belgeselin taşıdığı anlamı, projeye katkılarını ve Helsinki’deki gösterim öncesi heyecanlarını anlattı.
Dr. Burcu Karagöz, “Sinekçi” için beste yaptı
Dr. Burcu Karagöz, projede yer almasında ailesinin geçmişten gelen müzikal bağlarının etkili olduğunu belirtti. Dedesi Mustafa Nazım Kenan’ın, Kıbrıs’ın önemli müzisyenlerinden Kamran Aziz ile uzun yıllar birlikte müzik çalışmaları yaptığını anlatan Karagöz, Kamran Aziz’in, Kıbrıs’ta sıtmayla mücadelede önemli rol oynayan sağlık müfettişi Mehmet Aziz’in kızı olduğunu ifade etti.
Bu ailevi ve müzikal bağın projeyi daha fazla içselleştirmesinde etkili olduğunu belirten Karagöz, kendisine duyulan güvenin de projede yer almasında önemli bir rol oynadığını söyledi.
Karagöz, “Aileyi yakından tanıdığım için projeyi içselleştireceğime inandılar.” dedi.
Exprom trio ve Kamran Aziz imzası
Belgeselin Kıbrıs’ın birçok yerinde gösterilmesini istediklerini ifade eden Karagöz, yapımın ciddi bir bütçeyle hazırlandığını ve uluslararası destek aldığını söyledi.
Burcu Karagöz, Evren Karagöz’le birlikte yaptıkları Exprom Trio albümünü de belgesel ekibinin kullanımına sunduklarını belirterek, Kamran Aziz’in bestelerini yeniden kaydettiğini ve kendi müzikleriyle birlikte yapımın müzikal bütünlüğüne katkı sağladığını kaydetti.
“Sinekçi” Helsinki’de izleyiciyle buluşacak
Belgeselin festivallerde de ilgi gördüğünü belirten Karagöz, “Sinekçi – The Flycatcher”ın Kuzey Kıbrıs’ta bir, Güney Kıbrıs’ta ise iki kez gösterildiğini söyledi.
Belgesel ve müzik projesinin bir sonraki durağının Helsinki olduğunu belirten Karagöz, 11-13 Kasım tarihlerinde Helsinki Üniversitesinde düzenlenecek konferansın açılışında sahne alacaklarını açıkladı. “Mediterranean Echoes Under the Northern Sky” adı verilen etkinlikte Evren Karagöz solist olarak yer alacak.
Programda Kıbrıs ve Anadolu ezgilerinin yanı sıra farklı ritimlerin de kullanılacağını ifade eden Karagöz, yaklaşık 20 dakikalık açılış konserinde darbuka ve davulunun yanı sıra Aşık Veysel, Karadeniz ve Kıbrıs türkülerinin seslendirileceğini söyledi.
Evren Karagöz de Helsinki’deki gösterim ve konser için heyecanlı olduklarını ifade etti.
“Sinekçi”nin araştırma süreci Finlandiya’ya uzanıyor
“Sinekçi – The Flycatcher”ın son derece kıymetli bir çalışma olduğunu da belirten Burcu Karagöz, belgeselin aynı zamanda akademik bir araştırma niteliği taşıdığını söyledi.
Araştırmalar sırasında Kıbrıs ve Finlandiya’da sıtmanın aynı dönemlerde görüldüğünün belgelerle ortaya konulduğuna dikkat çeken Karagöz, iki ülkede de savaşların aynı dönemlerde başlayıp sona ermesinin dikkat çekici bir ortak nokta olduğunu ifade etti.
Finlandiya ayağına ilişkin çalışmaların henüz tamamlanmadığını belirten Karagöz, ekibin araştırmalarını burada sürdürdüğünü söyledi. Belgeselin böylece Kıbrıs’taki sıtma mücadelesinin yanı sıra farklı coğrafyalardaki deneyimleri de ele alan kapsamlı bir çalışmaya dönüştüğünü kaydetti.
“Farklılıklarımızı değil, ortak
mücadelemizi hatırlamalıyız”
Kıbrıs’ın çok kültürlü toplumsal yapısına dikkat çeken Burcu Karagöz, Rum, Türk ve Ermeni toplumlarının geçmişte birlikte yaşadığını ve ürettiğini söyledi.
“Sinekçi” belgeseli kapsamında yürüttükleri araştırmalarda, farklı toplumların sıtmayla mücadelede ortak bir amaç etrafında buluştuğunu belirterek, belgeselin toplumsal hafızaya da ışık tuttuğunu ifade etti.
Karagöz, “Toplumsal hafıza neden olumlu şeyleri unutuyor, bir kenara atıyor ve olumsuzu hatırlıyor? Bu gerçekten çok acı bir şey” diyerek sitemini dile getirdi.
Sıtmanın toplumlar arasında ayrım yapmadığını vurgulayan Karagöz, geçmişte olduğu gibi bugün de ortak sağlık tehditlerinin tüm toplulukları etkileyebileceğine dikkat çekti.
Burcu Karagöz’den sıtma uyarısı
Asya kaplan sivrisineği gibi türlerin oluşturduğu risklere ilişkin bilimsel uyarılara dikkat çeken Burcu Karagöz, sıtma ile Batı Nil Virüsü’nün farklı hastalıklar olduğunu, ancak her ikisinin de sivrisinekler aracılığıyla yayıldığını belirtti.
Kıbrıs’ta sıtmanın yeniden ortaya çıkmasının mümkün olduğunu ifade eden Karagöz, ancak ülkenin savaş ve ağır yoksulluk gibi çok ciddi koşullarla karşı karşıya kalmaması durumunda bunun gerçekleşme olasılığının düşük olduğunu söyledi. Buna karşılık, yakın gelecekte başta dang humması olmak üzere sivrisineklerle bulaşan diğer hastalıkların Kıbrıs için önemli bir sorun hâline gelebileceği uyarısında bulundu.
Karagöz, “Belgeseli izleyenler sıtmanın yolda olduğunu görecekler. Çünkü bunu ben söylemiyorum, bilim söylüyor. Tarihi bilmemiz gerek, geleceği kurmak için. Tarih bilmeyen insan gerçekten geleceğini kuramaz ve aynı hataları tekrarlamaya devam eder.” dedi.
Evren Karagöz’den birlik mesajı
Belgeselin izleyicilere vermek istediği en önemli mesajın ne olduğu sorusuna yanıt veren Evren Karagöz, “Sinekçi”nin yalnızca geçmişte yaşanan bir sağlık mücadelesini anlatmadığını, aynı zamanda toplumların ortak bir amaç etrafında nasıl bir araya gelebildiğini gösterdiğini söyledi.
Belgeselde etnografik, yani geçmiş yaşam biçimlerine ve toplumsal deneyimlere dayanan bir mücadelenin anlatıldığını belirten Karagöz, sıtmayla mücadelenin farklı topluluklardan insanların ortak çabasıyla yürütüldüğüne dikkat çekti.
“Ortak bir noktada birleşmiş insanlar var; sağlığa kasteden bir sinek ve onunla mücadele.” diyen Karagöz, belgeselin sosyolojik açıdan da önemli mesajlar taşıdığını söyledi.