Dünyada tartışılan ‘çocuklar için sosyal medya yasağı/ sınırlaması’ ülkemizde de konuşulmaya başlandı. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Engindereli, yasağa destek belirtti.
“Özgüven, dış onaya bağımlı halde”… Yeliz Engindereli, gördükleri en çarpıcı değişimin, çocukların kendilerini ‘kim olduklarıyla’ değil; ‘kaç kişi tarafından beğenildikleriyle’ tanımlaması olduğunu belirterek, bunun öz güveni dış onaya bağımlı hale getirdiğini ve kırılgan bir benlik gelişimine yol açtığını kaydetti.
“Çocuğunuzla bağ kurun”… Sosyal medya sayesinde çocukların artık zorbalığa sadece okulda değil; 24 saat maruz kalabildiğini aktaran Engindereli, “Zorbalık artık eve geliyor ve kapıyı çalmıyor.” dedi. Çocukların sosyal medya kullanımında ebeveynlere tavsiyelerde bulunan Engindereli, “Çocuklarınızla bağ kurun.” mesajı verdi.
“Doğru kullanım, önemli fırsatlar sunar”… Ergenler için sosyal medyanın tamamen zararlı bir alan olduğunu söylemenin doğru olmayacağını kaydeden Engindereli, sosyal medyanın doğru kullanılması halinde öğrenme, kendini ifade etme ve sosyal bağ kurma açısından önemli fırsatlar sunabileceğini vurguladı.
Candan MERT
Avrupa’da birçok ülkede tartışılan son olarak da Türkiye’de 15 yaş altına sosyal medya yasağının getirilmesi konusu KKTC’de de konuşuluyor. Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisini yeniden sorgulatan bu gelişmelerle ilgili Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Yeliz Engindereli, KIBRIS’a açıklamalarda bulundu. Engindereli, “KKTC’de çocuklar için olası bir sosyal medya yasağı, onlar için koruyucu bir adım olur” dedi.
Dr. Yeliz Engindereli, son yıllarda çocukların sosyal medya ile tanışma yaşının düştüğünü ifade etti. Erken ergenlik, hatta çocuk yaş grubunda da aktif sosyal medya kullanımının sıradan hale geldiğini dile getiren Engindereli, “Oysa bu dönem, çocuğun kimlik gelişiminin en hassas olduğu evredir” dedi. Kliniklerinde gördükleri en çarpıcı değişimin, çocukların kendilerini ‘kim olduklarıyla’ değil, ‘kaç kişi tarafından beğenildikleriyle’ tanımlaması olduğunu aktaran Engindereli, bu durumun, özgüveni dış onaya bağımlı hale getirdiğini ve kırılgan bir benlik gelişimine yol açtığını belirtti. Bu anlamda, son yıllarda belirgin derecede artan belirtiler olduğuna dikkat çeken Engindereli, bunları, ‘Dikkat süresinde kısalma’, ‘Sabırsızlık ve hızlı ödül beklentisi’, ‘Gerçek ilişkilerde yüzeyselleşme’, ‘İletişim becerilerinde kısıtlılık’, ‘Yaratıcılıkta azalma’ olarak sıraladı.
“KKTC’de olası yasak, koruyucu olur”
Sosyal medya için yaş sınırı ve KKTC’de olası bir yasağın uygulanabilirliği hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Engindereli, 15 yaş altına yaş sınırı uygulamasının çocuklarda oluşacak bu tarz zararları önleme açısından etkili olacağını ancak bunun tek başına bir çözüm olmayacağını söyledi. Bununla birlikte olası bir yasağın ve sınır kararının çocuklar açısından önemli bir koruyucu adım olacağını belirten Engindereli, “Çünkü çocuk beyni özellikle dürtü kontrolü ve risk değerlendirme açısından ergenlik sonuna kadar gelişmeye devam eder. Erken yaşta sınırsız sosyal medya kullanımı, çocuğu psikolojik olarak hazır olmadığı bir ortama maruz bırakır. Bu noktada sorun sadece ‘erişim’ değil, ‘hazır olmama’ sorunudur” ifadelerini kullandı. Bu anlamda KKTC’de olası bir düzenlemede dikkat edilmesi ve ailelerin desteklenmesi gereken adımların olması gerektiğini vurgulayan Engindereli, bu adımları şu şekilde sıraladı:
“Ailelere yönelik dijital farkındalık eğitimi, ebeveyn denetim programlarına hakim olma ve ekran süresini kısıtlama, okullarda dijital okuryazarlık programları, yaşa uygun, denetimli kullanım modelleri, sosyal medya platformlarına yönelik düzenlemeler.”
“Günde 3 saatten fazla kullanım zararlı”
Sosyal medyada çocuklar açısından psikolojik risklerini ele alan Dr. Engindereli, sosyal medyanın çocuklar için yalnızca bir ‘eğlence alanı’ değil, aynı zamanda ‘güçlü bir psikolojik etkilenme alanı’ olduğunu söyledi. Engindereli, bilimsel çalışmaların, 15 yaş altı çocuklarda sosyal medya kullanımının depresyon, kaygı, özgüven düşüklüğü, uyku bozuklukları ve bağımlılık benzeri davranışlarla ilişkili olduğunu gösterdiğini dile getirdi. Özellikle günde 3 saatten fazla kullanımın ruhsal sorun riskini belirgin şekilde artırdığına dikkat çeken Engindereli, “Bunun yanında sosyal medya, gelişmekte olan çocuk beyninde ödül sistemini etkileyerek duygusal hassasiyeti artırmakta ve çocukları sosyal onaya bağımlı hale getirmektedir. En kritik nokta ise şudur: çocuklar artık kendilerini gerçek hayat üzerinden değil, sosyal medyada gördükleri idealize edilmiş dünyaya göre değerlendirmektedir” ifadelerini kullandı.
“Zorbalık eve geliyor, kapı çalmıyor”
Klinik pratikte en sık karşılaştıkları risklerden bahseden Engindereli, bunlardan birinin ‘siber zorbalık’ olduğuna dikkat çekti. Çocukların artık zorbalığa sadece okulda değil, 24 saat maruz kalabildiklerini aktaran Engindereli, “Zorbalık artık eve geliyor ve kapıyı çalmıyor. Bu durum depresyon, kaygı bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklara yol açabiliyor” dedi. Bir diğer riskin ‘Sosyal medya bağımlılığı’ olduğunu söyleyen Engindereli, kısa video içeriklerinin beynin ödül sistemini sürekli uyardığını ve bunun da bağımlılık benzeri bir kullanım oluşturduğunu aktardı. Engindereli, bugünün çocuklarının sıkıldığı için değil, duramadığı için ekran başında kaldıklarını dile getirdi.
Pratikte karşılaştıkları bir diğer riskin ‘Beden algısı ve özgüven sorunları’ olduğunu kaydeden Dr. Engindereli, filtrelenmiş ve gerçek dışı görüntülerin, özellikle ergenlerde yetersizlik hissini artırdığını ve bu durumun mutsuzluk, özgüven eksikliği, beden algısında bozulma ve yeme bozukluklarına kadar ilerleyebilen tablolara yol açabildiğine dikkat çekti. Bir diğer riskin ise ‘Sürekli karşılaştırma ve kaygı’ olduğunu vurgulayan Yeliz Engindereli, “Çocuklar başkalarının ‘en iyi anlarını’ izleyerek kendi hayatlarını değersiz algılamaya başlar. Sosyal medya, çocuklara gerçekçi olmayan bir dünya sunar ve çocuklar bu dünyayla kendilerini kıyaslar” dedi.
“Çocuğunuzla bağ kurun”
Çocukların sosyal medya kullanımı konusunda ebeveynlere de tavsiyelerde bulunan Uzman Engindereli, en önemli konunun ‘çocuklarla bağ kurmak’ olduğunu söyledi. Çocukların güvendikleri ebeveynleriyle deneyimlerini paylaşıp duygularını aktarabildiğini vurgulayan Engindereli, sürekli ödül mekanizmaları barındıran, sonu olmayan, sık güncellemelerle teşvik edilen çevrimiçi çok oyunculu oyunların bağımlılık riski taşıdığını ifade etti. Engindereli, konuşmasında, “Özellikle rol yapma oyunları ve sürekli ilerleme vaat eden mobil oyunlar bu riskte öne çıkıyor. Rekabetçi sıralamalar, günlük görevler bağımlılık riskini artıran etmenlerden. Mümkünse bu tarz oyunları indirmelerine izin vermeyin” ifadelerine yer verdi.
Ebeveynlere öneriler
Uzman Engindereli, 15 yaş altı çocuk sahibi olan ebeveynlere birtakım önerilerinin olduğunu kaydederek, bu önerileri şu şekilde sıraladı:
- Yargılamadan konuşun ve dinleyin.
- Ebeveyn denetim programlarına hakim olun, kendi telefonunuza eşleştirin ve sınırları net çizerek ekran süresini belirleyin.
- Kimleri takip edip ne izlediklerine, algoritmalarına bakın ve gerektiği yerde müdahale edin.
- Özellikle kısa süreli kaydırmalı video içeren uygulamaları kilitleyin.
- Kendi ekran kullanımınızla rol model olun.
- Evde ekransız zamanlar oluşturun.
- Çocuğun gerçek hayattaki ilişkilerini, aktivitelerini ve hobilerini destekleyin.
- Birlikte onun zevk aldığı keyifli zamanlar geçirin.
Engindereli, “Unutmayalım: Çocuklar ekran başında değil, ilişki içinde gelişir. Sosyal medya çocuklar için kaçınılmaz bir gerçek. Ancak asıl mesele, onların bu dünyada kaybolmadan var olmayı öğrenebilmesidir” dedi.
“Doğru kullanım, önemli fırsatlar sunar”
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Yeliz Engindereli, tüm bunların yanında eklenmesi gereken unsurların da olduğunu ifade ederek, doğru sosyal medya kullanımının önemine dikkat çekti. Ergenler için sosyal medyanın tamamen zararlı bir alan olduğunu söylemenin doğru olmayacağını kaydeden Engindereli, sosyal medyanın doğru kullanılması halinde öğrenme, kendini ifade etme ve sosyal bağ kurma açısından önemli fırsatlar sunabileceğini vurguladı. Bu noktada belirleyici olanın, sosyal medyanın ‘ne kadar kullanıldığı’ değil, ‘nasıl kullanıldığı’ olduğunu kaydeden Dr. Engindereli, konuşmasını, “Amaçsız ve uzun süreli ‘kaydırma’ şeklindeki pasif kullanım depresyon, kaygı ve özgüven sorunlarıyla ilişkilendirilirken; üretmeye, iletişim kurmaya ve ilgi alanlarını geliştirmeye yönelik aktif kullanım daha koruyucu görünmektedir. Bu nedenle sosyal medyanın günlük yaşamın merkezi değil, sınırlı bir parçası olması, özellikle uyku öncesi kullanımın kısıtlanması, ergenlere gördükleri içeriklerin çoğunun filtrelenmiş ve gerçek dışı olduğu bilincinin kazandırılması ve mutlaka spor, yüz yüze ilişkiler ve hobilerle dengelenmesi büyük önem taşır. Kısacası, sosyal medya ergenler için doğru sınırlar ve farkındalıkla yönetildiğinde fayda da sağlayabilecek bir araçtır” ifadeleriyle sonlandırdı.