16 Eylül 2026 Çarşamba

Emekli diplomat Doç. Dr. Şahoğlu: 60 yıldır bir arpa boyu yol gidilmedi

KIBRIS 15
Yayınlama: 16 Eylül 2026 Çarşamba 11:58 | Güncellendi: 16.09.2026 11:54 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
Emekli diplomat Doç. Dr. Hasibe Şahoğlu, Kıbrıs meselesinde Rum tarafının Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımına yanaşmadığını belirterek, 1963 olaylarından bugüne kadar esaslı bir ilerleme sağlanamadığını söyledi.
Emekli diplomat Doç. Dr. Şahoğlu: 60 yıldır bir  arpa boyu yol gidilmedi

Emekli diplomat Doç. Dr. Hasibe Şahoğlu, Kıbrıs meselesinde Rum tarafının Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımına yanaşmadığını belirterek, 1963 olaylarından bugüne kadar esaslı bir ilerleme sağlanamadığını söyledi.

“Rum tarafı güç paylaşımına yanaşmıyor”… Doç. Dr. Şahoğlu, Kıbrıs meselesinde 1963 olaylarından bugüne geçen sürede esaslı bir ilerleme sağlanamadığını söyleyerek, “Ben 8 yaşındaydım olaylar başladığı zaman, 1963 çatışmaları başladığı zaman. Şu anda 73 yaşındayım. Bana göre Kıbrıs konusunda bir arpa boyu yol gidilmemiştir” dedi. Bunun temel nedeninin Rum tarafının güç paylaşımına yanaşmaması olduğunu belirten Şahoğlu, Rum tarafının müzakere masasında bulunarak uluslararası kamuoyuna olumlu görüntü vermek istediğini ifade etti.

KIBRIS Özel

Girne Amerikan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı, emekli diplomat Doç. Dr. Hasibe Şahoğlu, Kıbrıs meselesinde Rum tarafının Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımına yanaşmadığını belirterek, “Bizim daha çok devletimizi güçlendirmeye, onlarla eşit bir yere gelmeye ve içe dönük ekonomimizi güçlendirmeye çalışmamız lazım” dedi.

Girne Amerikan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı, emekli diplomat Doç. Dr. Hasibe Şahoğlu, KIBRIS TV’de Eda Alisinanoğlu’nun hazırlayıp sunduğu Kıbrıs’ta Gündem programına katıldı. Ülke gündemi ve Kıbrıs meselesi ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk kadın büyükelçisi olarak görev yapan Şahoğlu, diplomasideki deneyimlerini aktarırken, “büyükelçi” unvanının nasıl kullanıldığını da anlattı.

Şahoğlu, KKTC’de dışişleri teşkilatı içerisinde müdür ve temsilci olarak görev yapan diplomatların, yurtdışına gönderildiklerinde kendi devletleri tarafından büyükelçi unvanıyla görevlendirildiğini belirtti.

“Büyükelçi unvanını size karşı devlet vermez, kendi devletiniz verir” diyen Şahoğlu, karşı devletin ise diplomatik misyonu ve büyükelçiyi tanıyıp tanımamasının ayrı bir konu olduğunu söyledi.

İlk büyükelçilik görevini Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yaptığını belirten Şahoğlu, Pakistan’ın KKTC’ye yaklaşımının kendisi açısından önemli olduğunu ifade etti.

Şahoğlu, “Pakistan bizim kardeş ülkemiz gibi. Kıbrıs Türklerini de Türkiye’yi de çok seviyorlar. Ankara dışında hiçbir ülkede olmadığı şekilde bize tam bir büyükelçilik, tam bir büyükelçi muamelesi yapıyorlardı” ifadelerini kullandı.

Görevi sırasında diplomatik statünün gerektirdiği uygulamaların kendilerine de sağlandığını belirten Şahoğlu, Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref’in masasında dört kez yemek yediğini de anlattı.

Şahoğlu, KKTC’nin ilk kadın büyükelçisi olmasının kendisi açısından gurur verici olduğunu belirterek, bu görevin aynı zamanda önemli bir sorumluluk taşıdığını kaydetti.

“Halkın gündeminde Kıbrıs meselesi ikinci planda”

Şahoğlu, ülkenin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmesinde ise Kıbrıs meselesinin toplumun gündeminde giderek ikinci plana düştüğünü söyledi.

“Kıbrıs meselesi halkımızın da ikinci planda kalıyor” diyen Şahoğlu, vatandaşların bugün daha çok iç sorunlara, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin durumuna odaklandığını ifade etti.

Devlet dairelerinin hantallaştığını savunan Şahoğlu, kamu hizmetlerinde vatandaşın işini daha kolay ve hızlı şekilde halledebilmesi gerektiğini belirtti.

Şahoğlu, teknolojinin gelişmesine rağmen bazı işlemlerin daha da zorlaştığını ifade ederek, “İnternet dönemindeyiz. Çoğu şeyi online halletmemiz gerekirken daha da zorlaşmıştır. Bu da halkı bezdiriyor” dedi.

Sağlık sistemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şahoğlu, yalnızca yeni sağlık ocakları veya hastaneler açılmasının yeterli olmadığını vurguladı.

Şahoğlu, sağlık hizmetlerinin niteliğinin artırılması gerektiğini belirterek, “Sağlık ocakları açmak, hastaneler açmak değildir. İçini güzel bir hale getirmektir önemli olan. Doktorlarımızın donanımlı olması, aletlerimizin yeterli olması gerekmektedir” diye konuştu.

Eğitim sisteminde de gerileme yaşandığını savunan Şahoğlu, geçmişte Kıbrıslı Türk öğrencilerin Türkiye’deki sınavlarda önemli başarılar elde ettiğini belirterek, bugün aynı başarı düzeyinin daha az görüldüğünü söyledi.

“Halkta yönetime karşı güven kaybı var”

Şahoğlu, kamu hizmetleri, sağlık, eğitim, ekonomik sıkıntılar ve denetim mekanizmalarındaki sorunların toplumda yönetime yönelik güven kaybına neden olduğunu söyledi.

“Kesinlikle o güvenin kaybı vardır” diyen Şahoğlu, yaklaşan seçimlerde halkın sandığa nasıl yansıyacağının ise öngörülmesinin zor olduğunu belirtti.

Şahoğlu, seçmenin sandığa gitmesinin vatandaşlık görevi olduğunu vurgulayarak, siyasi partilerin programlarının daha fazla önem kazanacağı bir döneme girildiğini ifade etti.

Meclis çalışmalarına ilişkin de eleştirilerde bulunan Şahoğlu, milletvekillerinin genel kurul çalışmalarına yeterince katılmadığı görüntüsünün toplum açısından üzücü olduğunu söyledi.

“Bizim seçtiğimiz bu milletvekilleri oturup orada bu düzensizlikleri düzeltmeye çalışacaklarına, yasalarla, kurallarla daha çok sandalye peşindeymiş gibi geliyor bize” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıs meselesinde 60 yıldır bir arpa boyu yol gidilmedi”

Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmesinde ise Şahoğlu, 1963 olaylarından bugüne geçen sürede esaslı bir ilerleme sağlanamadığını savundu.

“Ben 8 yaşındaydım olaylar başladığı zaman, 1963 çatışmaları başladığı zaman. Şu anda 73 yaşındayım. Bana göre Kıbrıs konusunda bir arpa boyu yol gidilmemiştir” diyen Şahoğlu, bunun temel nedeninin Rum tarafının güç paylaşımına yanaşmaması olduğunu söyledi.

Şahoğlu, Rum tarafının müzakere masasında bulunmasının tek başına çözüm iradesi anlamına gelmediğini savunarak, uluslararası kamuoyuna olumlu görüntü verilmek istendiğini ileri sürdü.

Rum tarafının 1964 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 186 sayılı kararıyla Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti olarak kabul edilmesinin ardından uluslararası alanda önemli avantajlar elde ettiğini belirten Şahoğlu, bu nedenle Rum tarafının Kıbrıslı Türklerle siyasi ve ekonomik güç paylaşımına sıcak bakmadığını söyledi.

“Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz kabul edilmeli”

Şahoğlu, olası bir çözüm için öncelikle Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitliği ile eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

KKTC’nin fiili bir devlet olduğunu savunan Şahoğlu, devletin toprak, nüfus ve idari yapı gibi temel unsurlara sahip olduğunu belirtti.

Şahoğlu, “Önce Rumların bizim egemen eşitliğimizi kabul etmeleri gerekir. Eşit uluslararası statümüzü kabul etmeleri gerekir” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs’ta iki tarafın ortak sorunlar üzerinden iş birliği yapabileceğini belirten Şahoğlu, hidrokarbon kaynakları, göç, mayınların temizlenmesi ve iklim değişikliği gibi alanları örnek gösterdi.

Şahoğlu, “İki ayrı devletin birbiriyle yapacağı iş birliği ve çeşitli konular vardır. Hidrokarbon konuları vardır, göç konuları vardır, mayınların temizlenmesi vardır, iklim değişikliği vardır. Bütün bu konularda iki devlet birbiriyle çok rahat anlaşabilir ve iş birliği yapabilir” dedi.

“Görüşmeler sonuçsuz kalabilir”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile GKRY lideri Nikos Hristodulidis arasında sürdürülen görüşmeleri de değerlendiren Şahoğlu, görüşmelerin sıklaşmasının tek başına sonuç alınacağı anlamına gelmediğini söyledi.

Güven artırıcı önlemler konusunda dahi uzlaşı sağlanamadığını belirten Şahoğlu, mevcut süreçten kısa vadede önemli bir sonuç çıkacağına inanmadığını ifade etti.

Erhürman’ın ortaya koyduğu dört maddelik metodolojinin bazı unsurlarını olumlu bulduğunu belirten Şahoğlu, özellikle müzakerelerin ucu açık olmaması gerektiği görüşünü destekledi.

“60 yıla geliyoruz. Biz federasyon, federasyon, federasyon diye diye 60 senemizi harcadık. Ama hiçbir şey olmadı. Bunu daha ne kadar bekleyeceğiz?” diye konuşan Şahoğlu, müzakerelere bir sınır konulmasının doğru olduğunu söyledi.

Dönüşümlü başkanlık konusunda ise Rum tarafının olumlu yaklaşım göstermesini beklemediğini belirten Şahoğlu, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklık düzeninde Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitlik temelinde devlet yönetiminde yer aldığını ancak bu yapının uzun süre yaşamadığını hatırlattı.

Şahoğlu, “Bizim daha çok devletimizi güçlendirmeye, onlarla eşit bir yere gelmeye çalışmamız lazım. İçe dönük ekonomimizi güçlendirmeye çalışmamız lazım” dedi.

“Türkiye’nin Kıbrıs politikasında istikrar önemli”

Türkiye’nin Kıbrıs politikasını da değerlendiren Şahoğlu, Ankara’nın iki devletli çözüm, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü yönündeki politikasını istikrarlı şekilde sürdürdüğünü söyledi.

Türkiye’nin Kıbrıs açısından öneminin yalnızca Kıbrıslı Türklerle olan bağından kaynaklanmadığını belirten Şahoğlu, adanın Doğu Akdeniz’deki jeopolitik konumuna dikkat çekti.

Şahoğlu, Doğu Akdeniz’in küresel güçlerin ilgisini çektiğini belirterek, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığının Kıbrıs açısından da önemli olduğunu ifade etti.

“Birleşmiş Milletler etkisini kaybetti”

Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorunundaki rolüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şahoğlu, örgütün geçmişe kıyasla etkisini kaybettiğini savundu.

Şahoğlu, BM’nin en azından Kıbrıs müzakerelerinde iki tarafa eşit yaklaşması gerektiğini belirterek, mevcut yaklaşımın bu noktada yeterli olmadığını söyledi.

Avrupa Birliği’nin de Kıbrıs meselesine taraf olarak müdahil olduğunu ifade eden Şahoğlu, GKRY’nin AB üyeliğinin müzakere sürecinde Rum tarafına önemli avantaj sağladığını savundu.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi