Eski müzakereci Osman Ertuğ, KIBRIS TV’nin canlı yayınında BM Genel Sekreteri Guterres’in ziyaretinin sonuçlarını değerlendirdi, önemli bir saptamada bulundu
“Statü sorunu çözülmeden ilerleme olmaz”… Kıbrıs meselesinin temelinde uluslararası statü sorununun bulunduğunu belirten eski müzakereci Ertuğ, uluslararası toplumun Kıbrıs Türk halkına yönelik siyasi eşitsizliği sürdürdüğüne vurgu yaptı. Statü sorunu çözülmeden yapılacak yeni müzakere süreçlerinden kalıcı sonuç beklemenin gerçekçi olmayacağını ifade eden Ertuğ, taraflar arasındaki siyasi eşitliğin fiilen sağlanmasının çözümün ön koşulu olduğunu belirtti.
“5+1 çözüm anlamı taşımaz”… Osman Ertuğ, Genel Sekreter Guterres’in, çözümün tarafların iradesiyle mümkün olacağı yönündeki mesajını önemli bulduğunu dile getirse de Rum yönetiminin çözüm üretmekten ziyade müzakere sürecinin devam etmesini istediğine dikkat çekti. Yeni bir 5+1 toplantısının tek başına çözüm anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Ertuğ, geçmişte de benzer toplantıların yapıldığını ancak kalıcı sonuç alınamadığını anımsattı
Yusuf Bahadır AYDIN
Eski müzakereci ve diplomat Osman Ertuğ, KIBRIS TV’de katıldığı canlı yayında Elif Şen Çatal’ın sorularını yanıtladı. Ertuğ, programda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyaretini, müzakere sürecini, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son dönemdeki adımlarını ve Kıbrıs meselesinin geleceğini değerlendirdi. Guterres’in ziyaretinin tamamen başarısız olmadığını ancak somut sonuç üretmediğini belirten Ertuğ, Kıbrıs’ta temel sorunun statü meselesi olduğunu ve bu çözülmeden kalıcı bir uzlaşının mümkün olmayacağını söyledi.
“Ne küçümsenmeli ne de abartılmalı”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 16 yıl sonra genel sekreter sıfatıyla adaya gelmesinin önemli olduğunu ifade eden Ertuğ, ziyaretin beklentileri yükselttiğini ancak ortaya çıkan sonucun sınırlı kaldığını söyledi.
Guterres’in temasları sonunda yalnızca 5+1 formatındaki yeni bir toplantı konusunda hazırlık yapılması yönünde irade ortaya çıktığını belirten Ertuğ, bunun diplomatik açıdan bir ilerleme olarak değerlendirilebileceğini ancak beklentilerin çok altında kaldığını ifade etti.
“Gelmeden önce oluşan beklentiler oldukça yüksekti. Ancak ziyaret sonunda somut bir ilerleme ortaya çıkmadı. Diplomatik açıdan küçük bir adım atılmış olsa da beklenen sonuç alınamadı.” değerlendirmesinde bulundu.
“Rum tarafı çözümden çok müzakere istiyor”
Genel Sekreter’in, çözümün tarafların iradesiyle mümkün olacağı yönündeki mesajını önemli bulduğunu dile getiren Ertuğ, BM’nin tek başına çözüm üretemeyeceğini söyledi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Güvenlik Konseyi’nin belirlediği çerçevede hareket ettiğini belirten Ertuğ, uluslararası aktörlerin özellikle İngiltere’nin süreç üzerindeki etkisinin sürdüğünü savundu.
Rum yönetiminin çözüm üretmekten ziyade müzakere sürecinin devam etmesini istediğine dikkat çeken Osman Ertuğ, geçmişte yaşanan deneyimlerin de bunu gösterdiğini söyledi.
Crans-Montana sürecini hatırlatan Ertuğ, müzakere masasının Rum tarafınca dağıtıldığını anımsatarak aynı noktadan yeniden başlanmasının sağlıklı olmayacağını ifade etti.
“Metodoloji önemli ancak yeterli değil”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın gündeme getirdiği metodoloji yaklaşımına da değinen Ertuğ, sürecin nasıl yürütüleceğinin belirlenmesini olumlu bulduğunu ancak metodolojinin kendi içinde de ciddi sorunlar barındırdığını söyledi.
Metodolojide yer alan siyasi eşitlik ve daha önce sağlanan yakınlaşmaların federasyon eksenli kavramlar olduğuna işaret eden Ertuğ, bunların taraflar arasında farklı yorumlandığını belirtti.
“Statü sorunu çözülmeden ilerleme olmaz”
Kıbrıs meselesinin özünde uluslararası statü sorununun bulunduğunu ifade eden Ertuğ, Rum tarafının uluslararası alanda “Kıbrıs Cumhuriyeti” sıfatını tek başına kullanmasının Kıbrıs Türk halkının siyasi haklarını zedelediğini dile getirdi.
1964 yılından bu yana oluşan statünün değişmediğini belirten Ertuğ, uluslararası toplumun Kıbrıs Türk halkına yönelik siyasi eşitsizliği sürdürdüğüne vurgu yaptı.
“Sorunun özü değişmedi”
Kıbrıs meselesinin temelinde uluslararası statü sorununun bulunduğunu yineleyen Ertuğ, bugüne kadar değişmeyen esas unsurun Kıbrıs Türk halkının uluslararası alandaki statüsü olduğunu söyledi.
Statü sorunu çözülmeden yapılacak yeni müzakere süreçlerinden kalıcı sonuç beklemenin gerçekçi olmayacağını ifade eden Ertuğ, taraflar arasındaki siyasi eşitliğin fiilen sağlanmasının çözümün ön koşulu olduğunu belirtti.
Rum tarafının mülkiyet adımlarına tepki
Son dönemde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin mülkiyet gerekçesiyle başlattığı tutuklama süreçlerini de değerlendiren Ertuğ, bu uygulamaların Kıbrıs Türk halkına yönelik baskı oluşturduğunu söyledi.
Bu girişimlerin psikolojik baskıya dönüştüğünü savunan Ertuğ, Kıbrıs Türk tarafının buna karşı daha güçlü siyasi ve hukuki adımlar atması gerektiğini ifade etti.
“Kamu diplomasisi daha etkin kullanılmalı”
Kıbrıs Türk tarafının uluslararası kamuoyuna yönelik iletişim konusunda eksiklikleri bulunduğunu belirten Ertuğ, Rum tarafının algı yönetimini etkili şekilde kullandığını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı’nın polemik üretmeme yaklaşımını anlayışla karşıladığını belirten Ertuğ, buna karşın kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için kamu diplomasisinin daha etkin yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“5+1 toplantısı tek başına çözüm değildir”
Yeni bir 5+1 toplantısının tek başına çözüm anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Ertuğ, geçmişte de benzer toplantıların yapıldığını ancak kalıcı sonuç alınamadığını söyledi.
Asıl meselenin tarafların siyasi iradesi olduğunu belirten Ertuğ, Kıbrıs’taki temel dinamiklerin değişmediğini, özellikle uluslararası statü konusundaki eşitsizliğin sürdüğünü ifade etti.
“Güven yaratıcı önlemler tek başına yeterli olmaz”
BM’nin güven artırıcı önlemlere önem verdiğini ancak güven ortamının öncelikle Rum tarafının attığı adımlarla zedelendiğini savunan Ertuğ, karşılıklı güvenin yeniden inşa edilmesinin ön şart olduğunu söyledi.
Kapı açılması gibi adımların faydalı olabileceğini belirten Ertuğ, esas sorunun taraflar arasındaki siyasi güven eksikliği olduğunu dile getirdi.