Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs ziyaretini sonrasındaki sürece ilişkin eleştirilerde bulundu
“Ortak zemin yoksa yeni sürecin gerekçesi nedir?” Bakan Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri’nin ziyaretinin ardından yeni bir 5+1 toplantısı için hazırlık yapılacağının açıklanmasını eleştirdi. Ertuğruloğlu, “Ortak zemin yok diyen BM Genel Sekreterliği ve Güvenlik Konseyi’nin, sanki ortak bir zemin oluşması mümkünmüş gibi yeni bir 5+1 toplantısını gündeme getirecek süreç başlatmaya heveslenmesini doğru bulmuyoruz” dedi
“Statüler eşitlenmeden çözüm olmaz”… BM ve AB’nin Kıbrıs sorununa eşitsizlik temelinde yaklaştığına dikkat çeken Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Bu Ada tektir ancak üzerinde iki devlet vardır.” dedi. Ertuğruloğlu, “Tarafların statüleri eşitlenmeden ve masaya eşitler olarak oturmaları sağlanmadan herhangi bir temastan veya müzakereden olumlu sonuç beklenmemelidir.” ifadelerini kullandı.
AB Temsilcisi ve Erhürman’a eleştiri… Avrupa Birliği’nin Kıbrıs özel temsilcisi görevlendirmesini de Cumhurbaşkanı Erhürman’ın temsilci ile görüşmesini de eleştiren Ertuğruloğlu, “Avrupa Birliği tarafsız bir örgüt değildir. AB kurumlarının kararları ortadadır. Bu kişinin yüzüne ne söylerseniz söyleyin, kendisiyle görüştüğünüz sürece görevlendirilmesini kabul etmiş olursunuz” şeklinde konuştu
Taha Can GÜRLEK
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs ziyaretini değerlendirerek, taraflar arasında ortak zemin bulunmadığı yönündeki tespit geçerliliğini korurken yeni bir 5+1 toplantısı için hazırlık yapılmasını doğru bulmadıklarını söyledi.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, KIBRIS TV’de Seher Akbağ’ın konuğu olarak Kıbrıs sorununda yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’in 16 yıl aradan sonra Ada’ya gerçekleştirdiği ziyaretin yanı sıra olası yeni 5+1 toplantısı, Avrupa Birliği’nin (AB) Kıbrıs özel temsilcisi görevlendirmesi ve Cumhurbaşkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasındaki görüş ayrılıklarına değinen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının resmî politikasının “egemen eşit iki devlet ve eşit uluslararası statü” olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanlığının ülkenin dışarıdaki temsiliyetinden sorumlu olduğunu belirten Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının resmî politikasını şu sözlerle ifade etti:
“Resmî politika nedir? Egemen eşit iki devlet, eşit uluslararası statü ve federasyon görüşmelerinin bir daha açılmamak üzere kapanmasıdır. Türk tarafının resmî politikası budur. Ankara’nın, buradaki hükümetin ve bu hükümetin Dışişleri Bakanı olarak benim görevim bu resmî politikayı temsil etmek ve savunmaktır.”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın izlediği Kıbrıs politikasıyla kendi görüşlerinin örtüşmediğini söyleyen Ertuğruloğlu, bu farklılığın kişisel bir anlaşmazlık şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.
Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:
“Benim Sayın Cumhurbaşkanı’nın kişiliğiyle sorunum yok”
“Benim Sayın Cumhurbaşkanının kişiliğiyle en ufak bir sorunum yok. Ancak Kıbrıs konusundaki çizgisiyle taban tabana ters yönlerde gidiyoruz. Egemen eşit iki devlet ve eşit uluslararası statü savunuculuğuna gelmediği sürece bu görüş ayrılığımız devam edecektir. Bunun kişisel çekememezlik veya ego kavgası olarak yorumlanmaması gerekir.”
Dışişleri Bakanlığının görüş ayrılıklarını kamuoyuna açıklamasının görev gereği olduğunu belirten Ertuğruloğlu, “Biz önceliklerimizi gündeme getirmezsek Sayın Cumhurbaşkanının izlediği yöntemi onayladığımız anlamı çıkar. Bu nedenle itirazlarımızı ve eleştirilerimizi açıklamak zorundayız.” dedi.
“Ortak zemin yoksa yeni sürecin gerekçesi nedir?”
Guterres’in ziyaretinin ardından yeni bir 5+1 toplantısı için hazırlık yapılacağının açıklanmasını değerlendiren Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisinin daha önce taraflar arasında ortak zemin bulunmadığını tespit ettiğini hatırlattı.
Ortak zemin bulunmadığı yönündeki tespit geçerliliğini korurken yeni bir sürecin başlatılmasının doğru olmadığına dikkat çeken Ertuğruloğlu, şunları kaydetti:
“Ortak zemin yok diyen BM Genel Sekreterliği ve Güvenlik Konseyi’nin, sanki ortak bir zemin oluşması mümkünmüş gibi yeni bir 5+1 toplantısını gündeme getirecek süreç başlatmaya heveslenmesini doğru bulmadık ve eleştirdik.”
Dünyada savaşların ve ciddi uluslararası krizlerin yaşandığını belirten Ertuğruloğlu, Ada’da 1974’ten bu yana barış ve istikrar bulunduğunu ifade etti:
“Genel Sekreter’in müdahil olması gereken o kadar acil uluslararası sorun ve savaş varken, Ada’da 1974’ten bu yana yaşanan istikrar, huzur ve barış ortamı ortadayken sanki dünyada başka sorun kalmamış, acil bir Kıbrıs meselesi varmış gibi buraya gelmesini onaylamadık. Yanına iki genel sekreter yardımcısını alarak yaptığı bu ziyarete ilişkin eleştirilerimizi de gündeme getirdik.”
“Guterres’in iyi niyetinden kuşku duymuyorum”
Guterres’i farklı toplantılarda tanıma fırsatı bulduğunu anlatan Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri’nin kişisel iyi niyetinden kuşku duymadığını ancak Güvenlik Konseyinin belirlediği sınırların dışına çıkamayacağına vurgu yaptı.
Crans-Montana sürecinin Guterres açısından hayal kırıklığıyla sonuçlandığını hatırlatan Ertuğruloğlu, Genel Sekreter’in Ada’ya gelmesinden önce BM yetkililerine ziyaretin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylediğini aktardı:
“Sayın Guterres, Crans-Montana’da büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Anlaşma oluyor algısıyla İsviçre’ye getirildi ancak süreç kendisi oradayken çöktü. Kıbrıs’a geleceği yönündeki haberler üzerine BM yetkililerine, ‘Sayın Genel Sekreter’e saygımız sonsuz ancak yeni bir hayal kırıklığı yaşamak istemiyorsa bu ziyareti yeniden değerlendirsin. Buraya gelmesini gerektiren bir ortam ve anlaşma olasılığı yok. Ortak zemin de yok.’ dedim.”
Guterres’in ziyaretinden somut sonuç çıkmadığını belirten Ertuğruloğlu, “Sanki Annan Planı dönemine benzer yeni bir hazırlığın içerisine girilmişti. Annan Planı dönemini bu halka bir kez daha yaşatmak, Kıbrıs Türk halkına yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri olur.” ifadelerini kullandı.
“Kıbrıs meselesi statü meselesidir”
Kıbrıs sorununun temelinde taraflar arasındaki statü eşitsizliğinin bulunduğunu belirten Ertuğruloğlu, 1960’ta kurulan ortaklık devletinde Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliğe sahip olduğunu söyledi.
Ertuğruloğlu, görüşlerini şöyle dile getirdi:
“Kıbrıs meselesi bir statü meselesidir. Türk’ün statüsüyle Rum’un statüsü meselesidir. 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken statülerimiz eşitti. İki siyasi eşit kurucu ortak vardı ve biri diğerini boyunduruğu altına alamayacak şekilde bir ortaklık kurulmuştu.”
Bu eşitliğin 1963’ten sonra bozulduğunu dile getiren Ertuğruloğlu, BM Güvenlik Konseyinin 186 sayılı kararına tepki gösterdi:
“Rum tarafının devlet statüsünü kullanmasına devam edildi, Türk tarafı ise onun toplumu statüsüne indirgendi. Bu statü dengesizliğini BM Güvenlik Konseyi yarattı. Rum tarafını sözde Kıbrıs Cumhuriyeti olarak BM Genel Kurulunda üye devlet konumunda tutarken bizi de o devletin merkezî otoritesine isyan etmiş ayrılıkçı bir azınlık gibi gösterdiler.”
AB’nin de 2004’te Rum yönetimini tüm Ada adına üyeliğe kabul ederek bu eşitsizliği sürdürdüğünü kaydeden Ertuğruloğlu, BM ve AB’nin Kıbrıs sorununa eşitsizlik temelinde yaklaştığına dikkat çekti.
“Bu Ada tektir ancak üzerinde iki devlet vardır.” diyen Ertuğruloğlu, “Tarafların statüleri eşitlenmeden ve masaya eşitler olarak oturmaları sağlanmadan herhangi bir temastan veya müzakereden olumlu sonuç beklenmemelidir.” ifadelerini kullandı.
“AB’nin Kıbrıs özel temsilcisi görevlendirmesini kabul etmiyoruz”
Avrupa Birliği’nin Kıbrıs özel temsilcisi görevlendirmesini de eleştiren Ertuğruloğlu, AB’nin Kıbrıs sorununda tarafsız bir konumda bulunmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın AB temsilcisiyle görüşmesini doğru bulmadığını belirten Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:
“Biz görevlendirilen kişinin kim olduğundan önce, böyle bir görevlendirme yapılmasının yanlış olduğunu söylüyoruz. Avrupa Birliği tarafsız bir örgüt değildir. Rum tarafı ve Yunanistan AB üyesidir, Türkiye ise üye değildir. Rum tarafı, bizim irademiz hiçe sayılarak Birliğe alınmıştır. AB’nin aldığı kararlar ve Avrupa Parlamentosunun kararları ortadadır.”
AB temsilcisinin muhatap alınmasının görevlendirmenin kabul edilmesi anlamına geldiğini savunan Ertuğruloğlu, “Bu kişinin yüzüne ne söylerseniz söyleyin, kendisiyle görüştüğünüz sürece görevlendirilmesini kabul etmiş olursunuz. Biz AB’nin tarafsız bir örgütmüş gibi Kıbrıs sorununa müdahil olmasını kabul etmiyoruz.” dedi.
AB’de kararların oy birliğiyle alındığına dikkati çeken Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyonların kaldırılması konusunda Rum tarafının onayı olmadan adım atılmasının mümkün olmadığını anlattı.
“Ercan’ın hangi yöntemle açılacağı sorulmalı”
Guterres’in gündeminde Ercan Havalimanı’nın uluslararası trafiğe açılması ve doğrudan ticaretin bulunduğuna ilişkin iddialara da değinen Ertuğruloğlu, bu başlıkların hangi yöntemle hayata geçirileceğinin açıklanması gerektiğini söyledi.
Ertuğruloğlu, “Ercan’ın açılması vatandaşın kulağına hoş gelir ancak sorulması gereken soru, bunun hangi yöntemle gerçekleşeceğidir.” dedi.
Ercan’ın uluslararası trafiğe açılmasının ya KKTC’nin ve sivil havacılık otoritesinin tanınmasıyla ya da Rum yönetiminin onayıyla mümkün olabileceğini aktaran Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:
“KKTC tanınmadan Ercan açılacaksa bu, Rum tarafının izniyle olacaktır. Doğrudan ticaret için de aynı durum geçerlidir. Ya devletin tanınmasıyla ya da Rum’un onayıyla gerçekleşecektir. Biz devletimizin tanınmasını geri plana iter ve Rum’un izniyle açılma senaryolarına prim verirsek bunca yıllık mücadelemizin ve ödenen bedellerin anlamını sorgulatırız.”
“Federasyon görüşmesi diye bir seçenek kalmadı”
Türkiye ile KKTC hükümetinin resmî politikasının açık olduğunu belirten Ertuğruloğlu, federasyon temelindeki müzakere döneminin sona erdiğini yineledi.
Dönüşümlü başkanlık ve geçmiş müzakere süreçlerindeki yakınlaşmaların federasyon modeline ait olduğunu belirten Ertuğruloğlu, şunları söyledi:
“Bir tarafta egemen eşit iki devlet, eşit uluslararası statü ve federasyon defterinin kapandığı yönünde açık bir resmî politika var. Diğer tarafta dönüşümlü başkanlık ve geçmiş federasyon görüşmelerindeki yakınlaşmalar gündeme getiriliyor. Dönüşümlü başkanlık talep etmek federasyondur. Geçmişteki yakınlaşmalar da federasyon kurulmasına yönelikti.”
Eski müzakere süreçlerinde “Her konuda anlaşılmadıkça hiçbir konuda anlaşılmış sayılmayacağı” ilkesinin geçerli olduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu, kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılamadığı için önceki yakınlaşmaların da geçerlilik kazanmadığını söyledi.
Tahsin Ertuğruloğlu, “Biz en fazla, Kıbrıs Türk tarafının Rum tarafına karşı tek ağızdan konuşmasını ve egemen eşit iki devlet ile eşit uluslararası statü politikasını savunmasını arzu ederiz. Bu politikayı savunmanın çözümsüzlük olarak nitelendirildiği bir ortamda aynı yolu yürümemiz mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.
Dış politikada Türkiye ile birlikte iki devletli çözüm siyasetinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirten Dışişleri Bakanı, iç politikada da halkın refahını artıracak adımlar atılmasının önemine işaret etti:
“Dış politikadaki kararlılığımızı taviz vermeden sürdüreceğiz. Anavatan Türkiye ile birlikte egemen eşit iki devlet ve eşit uluslararası statü politikasına sonuna kadar sahip çıkacağız. Aynı zamanda iç politikada halkımızı mutlu edecek açılımları hayata geçirmeliyiz. Başka bir yolumuz yoktur.”