1 Haziran 2026 Pazartesi
KIBRIS

Güney’de değişen siyaset, değişmeyen “Kıbrıs” gerçeği…

Güney Kıbrıs'ta gerçekleştirilen milletvekilliği seçimleri yalnızca Rum iç siyaseti açısından değil, Kıbrıs meselesinin geleceği bakımından da dikkatle okunması gereken önemli mesajlar vermiştir…
Yayınlama: 01.06.2026 13:03 Güncellendi: 01.06.2026 11:45 4 okuma
Güney’de değişen siyaset, değişmeyen “Kıbrıs” gerçeği…

Güney Kıbrıs'ta gerçekleştirilen milletvekilliği seçimleri yalnızca Rum iç siyaseti açısından değil, Kıbrıs meselesinin geleceği bakımından da dikkatle okunması gereken önemli mesajlar vermiştir…

Sandıktan çıkan tabloya baktığımızda merkez sağ DİSİ'nin birinci parti olduğunu, sol AKEL'in ikinci sırada yer aldığını ve faşist ELAM'ın ise tarihindeki en güçlü sonuçlardan birini elde ederek ciddi bir yükseliş yakaladığını gördük…

Bunun yanında yeni siyasi oluşumların da meclise girmesi, Rum siyasetinde geleneksel dengelerin sarsılmaya başladığını da ortaya koyuyor…

Ancak KKTC açısından asıl önemli olan rakamlar değil, bu rakamların arkasındaki siyasi eğilimlerdir…

Çünkü yıllardır Kıbrıs sorununda uluslararası kamuoyuna "uzlaşmaz taraf Türklerdir" mesajı vermeye çalışan Rum siyaseti, bugün kendi içerisinde daha milliyetçi ve daha sert söylemlerin güç kazandığı bir döneme girmiştir…

Özellikle ELAM'ın yükselişi tesadüfi değildir…

ELAM, kökleri Yunan milliyetçiliğine dayanan, Türkiye karşıtı söylemleriyle bilinen ve “Kıbrıs'ta iki halkın siyasi eşitliğine” sıcak bakmayan bir siyasi çizgiyi temsil etmektedir…

Böyle bir partinin oylarını artırması, Güney'deki toplumun önemli bir bölümünün çözümden ziyade “Koşulsuz Rum egemenliğini” benimseyen bir anlayışta olduğunu göstermektedir…

Peki bütün bunlar KKTC açısından ne ifade ediyor?

Öncelikle şunu kabul etmek gerekir ki Güney Kıbrıs'ta ortaya çıkan siyasi tablo, federasyon tezinin kabul edilmesinin imkânsız olduğunu ortaya koymuştur…

Bir tarafta KKTC’de Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın göreve gelmesiyle müzakere sürecinin yeniden konuşulduğu bir dönem yaşanırken, diğer tarafta Güney'de faşist çizginin güç kazanması çözüm zemininin sanıldığı kadar geniş olmadığını ortaya koymaktadır…

Rum siyasetinde yıllardır değişmeyen temel yaklaşım vardır: Tek egemenlik, tek uluslararası kimlik, tek vatandaşlık…

Yani Türk tarafının “siyasi eşitliğini” kabul etmeyen ve “azınlık” olarak gören bir anlayış…

Seçim sonuçları da bu yaklaşımın ciddi bir toplumsal destek görmeye devam ettiğini göstermektedir…

Bu nedenle KKTC açısından çıkarılması gereken sonuç nettir…

Kıbrıs Türk halkı geleceğini yalnızca Rum siyasetindeki olası değişimlere bağlayamaz…

Ekonomisini güçlendirmeli, uluslararası görünürlüğünü artırmalı, Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere yeni diplomatik açılımlara devam etmeli ve egemen eşitlik temelindeki tezlerini daha güçlü savunmalıdır…

Çünkü Güney'deki seçimler bir kez daha göstermiştir ki Rum tarafında değişen partiler olabilir, değişen liderler olabilir ancak Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne indirmeye dayalı temel siyasi anlayış hâlâ değişmiş değildir ve bundan sonra da değişmeyecektir…

Ve işte tam da bu nedenle, KKTC'nin geleceği başkalarının siyasi tercihleriyle değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin sarsılmaz desteği, kendi kurumsal gücü ve kendi iradesiyle şekillenecektir…

Kaynak: Gündem Kıbrıs