13 Temmuz 2026 Pazartesi

Gürlek: Hafızada iz bırakan bir gece

KIBRIS 12
Yayınlama: 13 Temmuz 2026 Pazartesi 21:08 | Güncellendi: 13.07.2026 20:14 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
ÖZEL Haber
Gürlek: Hafızada iz bırakan bir gece

ÖZEL Haber

KIBRIS Gazetesi Web Haber Müdürü Taha Can Gürlek, Lefkoşa Millet Bahçesi Amfi Tiyatro’da düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü anma programını yerinden takip etti.

Gürlek, geceye ilişkin değerlendirmesinde meydandaki birlik ve beraberlik ruhuna, katılımcıların duygu dolu anlarına ve hafızalarda iz bırakan görüntülere dikkati çekti.

“Tarihin hafızasına yakından tanıklık ettik”

Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) KKTC’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programın sıradan bir anma gecesi olmadığını belirten Gürlek, şunları kaydetti:

“Bazı geceler vardır, sadece bir program izlersiniz. Bazı geceler ise tarihin hafızasına yakından tanıklık edersiniz. Lefkoşa Millet Bahçesi Amfi Tiyatro’da düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü anma programı da tam olarak böyle bir geceye sahne oldu.”

Gürlek, alana girdiği ilk andan itibaren programın güçlü atmosferinin hissedildiğini ifade etti.

“Daha alana ilk adımımı attığım anda bunun sıradan bir program olmadığını rahatlıkla hissettim. Türk ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayraklarıyla donatılan alan, programın başlama saatinden önce dolmaya başlamıştı. Gençler, çocuklar, aileler ve yaşlılar vardı. Farklı kuşaklardan insanlar aynı meydanda, aynı duyguda buluşmuştu.”

“Milletin hafızası zayıflamadı”

15 Temmuz’un üzerinden yıllar geçmesine rağmen milletin hafızasının canlılığını koruduğunu vurgulayan Gürlek, birlik ve beraberlik duygusunun daha da güçlendiğini söyledi.

Gürlek, “15 Temmuz’un üzerinden yıllar geçmiş olabilir. Ancak aradan geçen zaman milletin hafızasını zayıflatmamış. Aksine, birlik ve beraberlik ruhunu daha da pekiştirmiş.” ifadelerini kullandı.

“Meydanda derin bir sessizlik hâkim oldu”

Programın en duygu yüklü anlarından birinin, 15 Temmuz şehitlerinden Erol Olçok ile oğlu Abdullah Tayyip Olçok’un Cevat Olçok tarafından anlatıldığı bölüm olduğunu belirten Gürlek, o anlarda alanda derin bir sessizlik oluştuğunu aktardı.

Gürlek, şunları ifade etti:

“Bu ruhun en güçlü yansımalarından biri, 15 Temmuz’da şehit verdiğimiz Erol Olçok ile oğlu Abdullah Tayyip Olçok’un Cevat Olçok tarafından anlatıldığı andı. Tam o sırada alana hâkim olan derin sessizlik, dinleyicilerin yaşanan acıyı yüreklerinde hissettiklerini gösteriyordu.”

“Sessizlik yerini güçlü bir coşkuya bıraktı”

Konuşmaların ardından sanatçı Uğur Işılak’ın seslendirdiği eserlere katılımcıların hep birlikte eşlik ettiğini belirten Gürlek, meydandaki coşkunun ortak hafızanın yeniden canlanmasının bir göstergesi olduğunu söyledi.

Gürlek, “Ardından sahneden yükselen ezgilerle birlikte o sessizlik yerini güçlü bir coşkuya bıraktı. Uğur Işılak’ın seslendirdiği eserlere alanı dolduranların aynı anda eşlik etmesi, ortak bir hafızanın ve ortak bir ruhun yeniden canlanmasıydı.” dedi.

“15 Temmuz ruhu ortak değerlerde buluşmanın adıdır”

15 Temmuz ruhunun yalnızca o gece verilen mücadelenin anılmasından ibaret olmadığını vurgulayan Gürlek, bu ruhun millet iradesine sahip çıkmak anlamına geldiğini ifade etti.

Gürlek, değerlendirmesinde şu sözlere yer verdi:

“Bana göre 15 Temmuz ruhu tam olarak budur. Sadece o gün verilen kahramanca mücadelenin anılması değildir. Milletin iradesine sahip çıkmasının, Türk bayrağı etrafında kenetlenmenin, farklılıklarımızı bir kenara bırakarak aynı kutsal değerler etrafında buluşabilmenin adıdır.”

Gürlek, bu ruhun Lefkoşa’daki program boyunca açık biçimde hissedildiğini belirterek, “O ruh, Lefkoşa’da kendini güçlü şekilde hissettiriyordu. Katılanların gözlerinde, dualarında, alkışlarında ve omuz omuza verdikleri görüntülerde kendisini açıkça gösteriyordu.” ifadelerini kullandı.

“Protokol vardı ancak gecenin sahibi halktı”

Anma programlarında yalnızca sahnedeki konuşmaların değil, meydandaki atmosferin de önemli olduğunu belirten Gürlek, gecenin en güçlü duygularından birinin samimiyet olduğunu söyledi.

Gürlek, “Bana göre böyle geceler sadece sahnedeki konuşmaların not alınmasından ibaret değildir. Meydanın da nabzını tutabilmektir. O gece hissedilen en güçlü duygulardan biri samimiyetti. Protokol vardı ancak gecenin sahibi halktı. Yoğun katılım da bunun en açık göstergesiydi.” dedi.

“Programın her ayrıntısında emek vardı”

Organizasyonun uzun ve titiz bir hazırlık sürecinin ürünü olduğunu ifade eden Gürlek, UID KKTC’nin başarılı bir programa imza attığını belirtti.

Gürlek, şunları kaydetti:

“Bu tür anlamlı organizasyonlar sahnede geçen birkaç saatten ibaret değildir. Uzun süren bir hazırlığın, koordineli ekip çalışmasının ve ciddi bir emeğin ürünüdür. UID KKTC’nin ortaya koyduğu başarılı organizasyon, programın her anında hissedildi. Düzenden akışa, misafirperverlikten teknik ayrıntılara kadar gecenin her detayı özenle planlanmıştı.”

“Ortak hafızamızı canlı tutan organizasyonlar büyük önem taşıyor”

Bu tür etkinliklerin tarih bilincinin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli rol oynadığını belirten Gürlek, emeği geçenlere teşekkür etti.

Gürlek, “Ortak hafızamızı canlı tutan, tarih bilincini sonraki kuşaklara aktaran bu tür organizasyonlar büyük öneme sahip. Bu anlamlı geceye emek verenleri, gönüllüleri ve katkı sunan herkesi gönülden tebrik etmek gerekir.” ifadelerini kullandı.

“Bazı organizasyonlar hafızalarda iz bırakır”

Gürlek, programın 15 Temmuz ruhunun bugün de canlı tutulduğunu gösterdiğini belirterek değerlendirmesini şöyle tamamladı:

“Bazı organizasyonlar gerçekleştirilir, bazıları ise hafızalarda iz bırakır. Lefkoşa’da düzenlenen program, 15 Temmuz ruhunun sadece geçmişi hatırlatmadığını; birlik, beraberlik ve millî iradeye sahip çıkma bilincinin bugün de diri tutulduğunu gösteren anlamlı bir buluşma olarak hafızalarımızda yerini aldı.”

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi