18 Ekim 2026 Pazar

Her sakarlık dispraksi değildir

Yayınlama: 18 Ekim 2026 Pazar 19:29 | Güncellendi: 18.10.2026 17:30 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
Uzman Dr. Bozgeyik, çocuklarda günlük becerilerde sürekli zorlanmanın dispraksi belirtisi olabileceğine dikkat çekti; çocukların ‘tembel’ veya ‘beceriksiz’ gibi ifadelerle yaftalanmaması gerektiğini vurguladı
Her sakarlık dispraksi değildir

Uzman Dr. Bozgeyik, çocuklarda günlük becerilerde sürekli zorlanmanın dispraksi belirtisi olabileceğine dikkat çekti; çocukların ‘tembel’ veya ‘beceriksiz’ gibi ifadelerle yaftalanmaması gerektiğini vurguladı

 

“Çocuğu etiketlemeyin”… Kasım Bozgeyik, dispraksinin zekâyla ilgili olmadığını belirterek çocukları “tembel”, “dikkatsiz” veya “beceriksiz” gibi ifadelerle tanımlamanın özgüvenlerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Bozgeyik, çocukların günlük yaşamda zorlandıkları becerileri geliştirebilmeleri için anlayışlı yaklaşımın ve doğru desteğin önemini vurguladı.

 

“Amaç bağımsızlık kazandırmak” … Dispraksiye yönelik desteğin çocuğun günlük yaşam becerilerini daha rahat ve bağımsız gerçekleştirmesine odaklandığını belirten Bozgeyik, ailelerin çocuğun yapamadığı işi onun yerine yapmak yerine ona zaman tanıması gerektiğini kaydetti. Görevleri küçük adımlara bölmenin, kısa tekrarlar yapmanın ve çocuğun çabasını desteklemenin gelişimine katkı sağlayacağını kaydetti.

 

Candan MERT

 

Çocukların sık sık düşmesi, eşyalara çarpması ya da ayakkabı bağlamak, kalem tutmak gibi günlük becerilerde zorlanması çoğu zaman sakarlık olarak görülüyor. Ancak bu güçlüklerin süreklilik göstermesi ve çocuğun günlük yaşamını etkilemesi, hareketleri planlama ve koordinasyon becerilerini etkileyen dispraksinin habercisi olabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kasım Bozgeyik, 12-18 Ekim Dispraksi Farkındalık Haftası dolayısıyla KIBRIS’a yaptığı açıklamada, erken farkındalığın ve doğru desteğin önemine dikkat çekerek aileleri çocuklarını etiketlememeleri konusunda uyardı. Bozgeyik, “Her sakarlık dispraksi değildir.” mesajını verdi.

“Hayatı etkiliyorsa üzerinde durulmalı”

Dispraksinin, tıbbi adıyla ‘gelişimsel koordinasyon bozukluğu, çocuğun hareketleri öğrenmesini, planlamasını ve koordineli şekilde yapmasını etkileyen nörogelişimsel bir durum’ olduğunu söyleyen Kasım Bozgeyik bu durumun zekâyla ilgili bir sorun olmadığını dile getirdi. Her sakarlığın dispraksi demek olmadığını vurgulayan Bozgeyik, “Çocuklar koşarken düşebilir, bir şeyleri devirebilir. Ama çocuk yaşıtlarına göre çok daha sık düşüyorsa, eşyalara çarpıyorsa; top yakalama, kalem ve makas kullanma, düğme ilikleme veya ayakkabı bağlama gibi becerilerde sürekli zorlanıyorsa bunu değerlendirmek gerekir. Ben ailelere genellikle şu noktayı söylüyorum: Sakarlık çocuğun günlük hayatını etkilemeye başladıysa o zaman üzerinde durmak gerekir.” ifadelerini kullandı.

“Disprakside beden eğitimi önemli”

Dispraksinin günlük yaşamı ve okul hayatına olan etkilerinden bahseden Kasım Bozgeyik, “Aslında etkisini günlük hayatın çok basit görünen işlerinde fark ediyoruz. Düğme iliklemek, fermuar çekmek veya ayakkabı bağlamak çocuk için uzun ve yorucu bir işe dönüşebilir.” dedi. Bu anlamda çocuğun okulda da konuyu çok iyi bildiği halde yazarken yavaş kalabileceğini kaydeden Bozgeyik, bu bozukluk bağlamında çocuğun yazısının düzensiz olabileceğini ve makas veya cetvel kullanmakta zorlanabileceğini de belirtti. Bu çerçevede beden eğitimi ve arkadaşlarla oynanan oyunların da önemli olduğunu söyleyen Bozgeyik, çocuğun top yakalayamadığı veya hareketleri arkadaşları kadar rahat yapamadığı için zamanla bu oyunlardan uzaklaşabileceğini vurgularken, “Burada mesele artık sadece koordinasyon değil, çocuğun özgüveni ve sosyal hayatı haline gelir.” dedi.

“Tanıda bütünsel yaklaşıyoruz”

Dispraksinin tanısını koyan tek bir kan testi veya görüntüleme yönteminin bulunmadığını dile getiren Kasım Bozgeyik, bu tanı kapsamında çocuğun gelişim öyküsüne, motor becerilerine ve yaşadığı güçlüklerin günlük hayatını ne kadar etkilediğine birlikte bakıldığını kaydetti. Sorunların özellikle uzun süredir devam etmesi ve çocuğun okulunu, oyunlarını veya günlük işlerini etkilemesi halinde değerlendirilmesini önerdiklerini vurgulayan Bozgeyik, bu süreçte çocuk hekimi, gelişimsel pediatri, ergoterapi ve fizyoterapi gibi farklı alanlardan destek alınabileceğini belirtirken ihtiyaç halinde çocuk nörolojisi, psikoloji ve eğitim alanındaki uzmanların da değerlendirmeye katılabileceğinin altını çizdi. Bozgeyik, durumu erken fark etmenin çocuğa etiket koymak için değil, çocuğun neden zorlandığını anlayıp doğru desteği zamanında verebilmek için önemli olduğunu vurguladı.

“Çocuğun bağımsız olması sağlanmalı”

Ergoterapide amacın ‘çocuğun günlük hayatta zorlandığı becerileri daha rahat ve bağımsız yapabilmesini sağlamak’ olduğunu dile getiren Kasım Bozgeyik, “Örneğin ayakkabı bağlama, yazı yazma, giyinme veya makas kullanma gibi bir beceri küçük basamaklara ayrılarak çalışılabilir.” dedi. Evde ailelere düşen görevlerin de olduğunu kaydeden Bozgeyik, konuşmasında “Evde çocuğun yapamadığı işi hemen onun yerine yapmak yerine biraz zaman tanımak önemli. Görevi küçük adımlara bölmek, kısa tekrarlar yapmak ve gösterdiği çabayı desteklemek oldukça faydalı. Burada hedef çocuğun her şeyi kusursuz yapması değil; kendi hayatında mümkün olduğunca bağımsız olabilmesidir.” ifadelerine yer verdi.

“Çocuğu olumsuz ifadelerle yaftalamayın”

Kasım Bozgeyik, konu bağlamında üzerinde en fazla durulması gereken noktalardan birinin çocuğu ‘tembel’, ‘dikkatsiz’, ‘beceriksiz’ gibi ifadelerle yaftalamak olduğunu kaydederken, “Bu çocuk bazen bir işi yapmak için arkadaşından çok daha fazla çaba harcıyor olabilir. Biz bunu görmeyip sürekli ‘Dikkat etsene’, ‘Yine düşürdün’ veya ‘Arkadaşların yapıyor, sen neden yapamıyorsun?’ dersek bir süre sonra çocuk gerçekten beceriksiz olduğuna inanmaya başlayabilir.   Bu da özgüvenini etkileyebilir ve çocuğu spordan, oyundan, hatta sınıfta yeni bir şey denemekten uzaklaştırabilir. Bu nedenle ‘Neden yapamıyorsun?’ yerine ‘Bunu senin için nasıl kolaylaştırabiliriz?’ diye sormayı çok daha değerli buluyorum.” ifadeleriyle çocuğun özgüvenini olumsuz etkilememenin önemine vurgu yaptı.

“Çocuğu yapamadığı şeylerle tanımlamayın”

Ailelere mesajlar da veren Kasım Bozgeyik, dispraksinin bir çocuğun zekâsını veya gelecekte neler başarabileceğini belirlemeyeceğini vurguladı. Çocukların her sakarlığının hastalık olarak görülmesinin doğru olmadığının altını çizen Bozgeyik, “Belirgin bir güçlük uzun süredir devam ediyor ve çocuğun günlük yaşamını, okulunu veya arkadaşlarıyla ilişkisini etkiliyorsa büyüyünce geçer deyip beklememek gerekir. Belki de Dispraksi Farkındalık Haftası’nda verilebilecek en güzel mesaj şudur: Çocuğu yapamadığı şeylerle tanımlamayalım. Nasıl daha iyi yapabileceğini birlikte bulalım. Bazen ihtiyacı olan şey biraz daha zaman, doğru destek ve ona inanan bir yetişkindir.” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi