12 Ekim 2026 Pazartesi

“Hizmet, hizmet, hizmet”

KIBRIS 9
Yayınlama: 12 Ekim 2026 Pazartesi 12:15 | Güncellendi: 12.10.2026 10:02 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
“Tanıtımdan önce ulaşım gelir.” diyen Merit Oteller Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Reha Arar, turizmde başarının anahtarını şu sözlerle özetledi:
“Hizmet, hizmet, hizmet”

“Tanıtımdan önce ulaşım gelir.” diyen Merit Oteller Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Reha Arar, turizmde başarının anahtarını şu sözlerle özetledi:

“Hizmet, hizmet, hizmet”

Reha Arar, Kuzey Kıbrıs turizminin gelişmesinde ulaşımın belirleyici olduğuna dikkat çekerek, “Bir ada ülkesinde tanıtımdan önce ulaşım gelir. İzolasyon, ülkenin önünü kesen ciddi bir duvardır.” dedi. Arar, Kuzey Kıbrıs’ın dünyaya daha güçlü ve profesyonel biçimde tanıtılması gerektiğini vurguladı.

Sağlık yönetiminden turizme uzanan yarım asrı aşkın deneyimiyle Merit markasının gelişiminde önemli rol üstlenen Reha Arar, başarının formülünü “Hizmet, hizmet, hizmet” sözleriyle özetledi. Arar, Merit Otellerinin temelinde kaliteden ödün vermeyen hizmet anlayışı ile Besim Tibuk’un vizyonunun bulunduğunu söyledi.

Pınar SAVUN

Bazı insanlar yalnızca üstlendikleri görevlerle değil, o görevlere kattıkları kişilikleriyle de iz bırakır. Bilgileri, deneyimleri, hayata bakışları ve insana yaklaşım biçimleriyle bulundukları ortamın havasını değiştirirler. Reha Arar da uzun yıllara yayılan başarılı kariyerinin yanında; zarafeti, tevazusu, güçlü iletişimi ve engin birikimiyle tanıyanların hafızasında yer eden isimlerden biri…

Reha Arar’ın yaşam öyküsü, turizm dünyasının çok daha öncesinde, sağlık yönetimi alanında başlıyor.

Onun kariyerini özel kılan yönlerden biri de hiç kuşkusuz, sağlık yönetiminden turizme uzanan bu sıra dışı yolculuk…

Merit Turizm Yatırım ve İşletme AŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini 17 yıl boyunca sürdüren Arar; Merit Otellerinin hizmet anlayışında, yatırım vizyonunda, misafir memnuniyetinde ve özellikle gastronomi kültürünün gelişmesinde belirleyici roller üstlendi. Bugün Net Holding Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Reha Arar’ın mesleki yaşamı; turizm, otelcilik, gastronomi ve yönetim alanlarında yarım asrı aşan zengin bir deneyimi barındırıyor.

Ancak Reha Arar’ı yalnızca sahip olduğu unvanlarla anlatmak yeterli değil. Çünkü onun dünyasında otelcilik, misafire yalnızca güzel bir oda sunmaktan ibaret değil. Bir otelin mutfağından sofrasına, servisinden sunumuna, estetiğinden atmosferine kadar her ayrıntının, misafire yaşatılan bütüncül deneyimin bir parçası olduğuna inanıyor.

Reha Arar, turizm yöneticiliğinin yanı sıra iyi bir gurme ve yazardır. Üniversite yıllarında tiyatro eleştirileri ve gazete yazılarıyla başlayan yazı yolculuğunu, ilerleyen yıllarda gastronomi ve restoran kültürü üzerine kaleme aldığı yazılarla sürdürdü. Dünyanın ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde tanıdığı lezzetleri yalnızca tatlarıyla değil; tarihleri, kültürleri, coğrafyaları ve insan hikâyeleriyle değerlendirdi. Bu birikimini, 2015 yılında yayımlanan “Bir Yaşam Gurusunun Kaleminden: Tatlar, Anlar, Dostlar” adlı kitabında okurlarıyla buluşturdu.

Yıllar boyunca turizme ve gastronomiye sunduğu katkılar, bugün de farklı platformlarda takdir görmeye devam ediyor. Son olarak Creative People Talks & Hospitality Awards 2026 kapsamında “Gastronomiye Hizmet Ödülü”ne layık görülmesi, onun yalnızca yöneticilik alanında değil, gastronomi ve ağırlama kültürünün gelişmesinde de ne kadar önemli bir yere sahip olduğunun göstergesi…

Reha Bey’le tanışıklığımız bundan yaklaşık üç yıl öncesine dayanıyor. Bu süre içerisinde kendisini daha yakından tanıma şansı buldum. Her buluşmamızda, sahip olduğu büyük deneyimin nasıl böylesine doğal bir tevazuyla taşınabildiğine bir kez daha tanık oldum.

Kendisi tam anlamıyla bir beyefendi… Centilmen, donanımlı, yetkin, zarif ve mütevazı bir insan. Konuşurken karşısındakini dinleyen, bilgisini üstünlük kurmak için değil paylaşmak için kullanan, anlattığı her konuya yaşanmışlık ve derinlik katan biri… Onunla turizmden gastronomiye, İstanbul’dan Kıbrıs’a, insan ilişkilerinden hayatın inceliklerine kadar uzanan bir sohbete başladığınızda zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorsunuz. Çünkü Reha Bey’in sohbetinde yalnızca bilgi değil; hafıza, kültür, gözlem, deneyim ve güçlü bir hayat birikimi var.

Kısacası, insan onun sohbetine doyamıyor.

Bu nedenle röportaj teklifimi kabul etmesi benim için yalnızca mesleki bir buluşma değil, aynı zamanda büyük bir mutluluk ve onurdu.

Bu kez Reha Bey’le, yenilenen Merit Crystal Cove’un zarif atmosferinde, yine Merit Otelleri’nin şıklığını ve eşsiz gastronomi anlayışını yansıtan güzel ortamında buluştuk. Geçmişten bugüne uzanan kariyerini, Merit’in Kuzey Kıbrıs’taki yolculuğunu, turizmi, gastronomiyi, değişen dünyayı ve yılların deneyimiyle hayata dair biriktirdiklerini konuştuk.

Şimdi sözü, sohbetiyle insana her defasında yeni bir bakış açısı kazandıran Reha Arar’a bırakalım…

Sağlık yönetiminden turizme uzanan yolculuk

Pınar Savun: Reha Bey, sizi tanımayan birine kendinizi nasıl anlatırsınız?

Reha Arar: Saint-Joseph Lisesinin ardından Hacettepe Üniversitesinde eğitim gördüm. Daha sonra Paris’te acil yardım eğitimi aldım. Sağlık Bakanlığında çeşitli görevlerde bulundum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı yaptım ve 112’nin kuruluşunda görev aldım. 112 benim hayatımda çok önemli bir mihenk taşıdır. Bugün Türkiye’de acil yardım ve can kurtarma konusunda 112, uluslararası ölçekte bilinen bir noktaya ulaştı. Bunun ilk adımları 1984-1989 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesinde atıldı. Türkiye’de ilk reanimobil İstanbul Belediyesinde alındı ve kullanıldı. O günden bugüne acil yardım hizmetlerinde çok büyük yol kat edildi. Ama insanların kaderleri bazen değişiyor. Benim kaderim de 1989 seçimlerinden sonra Sayın Besim Tibuk’la yollarımız kesiştiğinde değişti.

Hayatın yönünü değiştiren karşılaşma

Pınar Savun: Bu durumda hayatınızdaki büyük kırılma noktalarından biri Besim Tibuk’la yollarınızın kesişmesi oldu diyebilir miyiz?

Reha Arar: Kesinlikle. Besim Bey benim hayatımda bir lider, bir önder, bir ağabeydir. Benden yalnızca 6 ay büyüktür ama onun öngörüsünün çok farklı olduğunu düşünüyorum. Liderlik anlayışı gerçekten farklıdır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde otelcilik gerçek anlamda geliştiyse bunda Besim Tibuk’un liderlik anlayışının, vizyonunun ve attığı cesur adımların çok büyük payı vardır. Bugün Kuzey Kıbrıs Türk turizmi çok farklı bir noktaya geldiyse bunu göz ardı edemeyiz.

“Tanıtımdan önce ulaşım gelir”

Pınar Savun: Kuzey Kıbrıs turizminin gelişiminde sizce en kritik unsur ne oldu?

Reha Arar: Bir ada ülkesinde turizmin gelişmesinin en önemli unsurlarından biri ulaşımdır. Hatta tanıtımdan önce ulaşım gelir. Zamanında Kıbrıs Türk Hava Yolları bu konuda ilk taşı koymuş, adeta bir mihenk taşı olmuştu. Ancak ne yazık ki Kuzey Kıbrıs’ın bürokrasisinin hantal dişleri arasında ezilip bitti. Daha sonra Türk Hava Yolları ve özel hava yolu şirketleri bu boşluğu doldurdu. Ben de bu ülkenin yaklaşık 30 yıllık bir vatandaşıyım. Hayatımın üçte birini burada geçirdim. Turizm ciddi anlamda gelişti. Ancak hâlâ tanıtım konusunda yapılması gereken çok şey olduğuna inanıyorum.

Deniz, kum ve güneşin ötesinde…

Pınar Savun: Kuzey Kıbrıs turizmi bazılarına göre yalnızca ‘deniz, kum ve güneş’ olarak tanımlanır. Sizce de öyle mi?

Reha Arar: Hayır. Deniz, kum ve güneş elbette önemli ama yeterli değil.

Nasıl bazı ülkeler belirli sporlarla, bazıları kültürleriyle, bazıları farklı turizm alanlarıyla tanınıyorsa Kuzey Kıbrıs’ta da casino turizmi bir gerçektir. Bunun kontrollü ve düzenli biçimde yapılmasında bir sakınca görmüyorum. Bu da turizmin bir çeşididir ve bu alana sürekli saldırmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Biz geçmişte talassoterapi (deniz terapisi) konusunda da ciddi çalışmalar yaptık. Hatta Merit Royal Otel’in bazı bölümleri buna uygun şekilde tasarlandı. Ancak dünyada talassoterapi önem kaybetmeye başlayınca biz de yönümüzü değiştirdik. Turizm sürekli değişiyor; sizin de buna ayak uydurmanız gerekiyor.

Bir insan odasında mutlu değilse siz ona ne yaparsanız yapın, otelde mutlu edemezsiniz. Bu nedenle konaklama kalitesi son derece önemlidir.

“İyi ki cesaret etmişim”

Pınar Savun: Bugün geriye baktığınızda “İyi ki cesaret etmişim” dediğiniz en önemli kararınız hangisiydi?

Reha Arar: Lefkoşa’daki otelin yapılması konusunda gösterdiğim dik duruş. Sayın Besim Tibuk bana burayı iş hanı yapacağını söylemesine rağmen ben otel yapılması gerektiğini savundum. Sonuçta otel oldu. Besim Bey hayatında ilk kez bir bölüme benim adımı verdi. Bu benim için çok büyük bir onurdur. Merit Lefkoşa’ya gittiğinizde bir bölümde benim adıma rastlarsınız. Bu aynı zamanda bir kadirşinaslıktır. Besim Bey’in büyüklüklerinden biri de budur; birlikte çalıştığı insanlara ve ortaya koydukları emeğe değer verir.

Başarının anahtarı: Hizmet, hizmet, hizmet…

Pınar Savun: Merit’in Kuzey Kıbrıs’ta bu kadar güçlü bir marka hâline gelmesindeki en önemli neden nedir?

Reha Arar: Hizmet, hizmet, hizmet…

Kalite, hizmetin temel unsurudur. Kalitesiz hizmet verirseniz çıtayı yükseltemezsiniz. Bugün yiyecekten içeceğe, odadan plaja ve güvenliğe kadar her noktada üst düzey bir hizmet anlayışının sürdürülmesi gerekiyor.

Merit markasının temelinde de bu anlayış vardır.

Bir otelden fazlası: İnsanların hatırlarında yer edinmek

Pınar Savun: Besim Tibuk’un vizyonu Merit markasının bugünkü konumuna ulaşmasında nasıl bir rol oynadı?

Reha Arar: Besim Tibuk bizim değişmez değerimizdir. Ondan çok şey öğrendim. Bugün ortaya çıkan eserlerin arkasında onun vizyonu vardır. Ben artık meslek hayatımın son yıllarındayım ama genç neslin bayrağı çok daha yukarılara taşıyacağına inanıyorum. Bunun izlerini bugün Diamond’a gittiğinizde de görebiliyorsunuz.

Geçtiğimiz günlerde Los Angeles’taydım. Çok sayıda lüks otel gezdim, Kızılderililer’e ait casino otellerini de gördüm. Dünyada lüks ve ihtişam giderek daha fazla öne çıkıyor ve insanlar bunu seviyor. Bugün Merit’in sunduğu hizmete baktığınızda da bunun sınırının olmadığını görüyorsunuz. Misafire mümkün olan en yüksek kaliteyi sunmaya çalışıyoruz.

Pınar Savun: Merit Crystal Cove’un yenilenen hâlini gördüğünüzde içinizden geçen ilk cümle ne oldu?

Reha Arar: Crystal Cove’u ilk satın aldığımız günleri hatırladım. O dönem bile bazı ayrıntıları çok etkileyici bulmuştum. Örneğin odalarda minibarların yerleştirileceği dolapların işçiliği çok güzeldi. Otel henüz tamamlanmamıştı ama bahçe projesine baktığımda gerçekten “Vay!” dediğimi hatırlıyorum.

Bugün Merit Crystal Cove en yeni, en gelişmiş ve hizmet açısından çok güçlü otellerimizden biridir.

Geçenlerde kahvaltıda yaşlı bir çift gördüm. Beyefendi eşine, “Hatırlıyor musun, seninle balayına buraya gelmiştik” dedi. Bu beni inanılmaz mutlu etti. İşte Crystal Cove budur. İnsanlarda hatıra bırakır, alışkanlık yaratır.

Turizmin önündeki duvar: İzolasyon

Pınar Savun: Kuzey Kıbrıs’ı farklılaştırabilecek ancak henüz yeterince değerlendirilmediğini düşündüğünüz en önemli potansiyel nedir?

Reha Arar: Öncelikle Kuzey Kıbrıs’ın izolasyon gerçeğini konuşmak zorundayız. Bugün Londra’dan Kuzey Kıbrıs’a gelmek isteyen bir insanın yolculuğu aktarmalar ve bekleme süreleriyle çok uzun sürebiliyor. İnsanlara 10-12 saatlik bir yolculuk sunduğunuz zaman doğal olarak başka alternatiflere yöneliyorlar. Bu izolasyon, ülkenin önünü kesen ciddi bir duvardır. Temennim bu izolasyonların bir an önce kalkması ve Kuzey Kıbrıs’ın kendi ayakları üzerinde duran bir ülke olarak yoluna devam etmesidir.

“Turizm büyürken ülke de büyür”

Pınar Savun: Turizmde büyümek ile ülkenin doğasını ve kimliğini korumak arasında nasıl bir denge kurulmalı?

Reha Arar: Turizmde büyüme aslında yaklaşık 40 sektörü beraberinde büyüten bir olaydır.

Bir yemek masasına bakın. Masa örtüsü bir yerde yıkanıyor ve ütüleniyor. Ekmek fırından geliyor. Salata üreticiden geliyor. Balığı balıkçı tutuyor. Yoğurdu, peyniri, hellimi başka üreticiler yapıyor.

Özellikle hellim bu ülkenin kendisine mal olmuş çok önemli bir ürünüdür. Havaalanındaki mağazalara baktığınızda ne kadar çok hellim satıldığını görüyorsunuz. Bir işletme satılmayan ürünü rafında tutmaz.

Ancak biz hâlâ kendimizi dünyaya yeterince tanıtıp tanıtamadığımızı tartışıyoruz. Tanıtıma ciddi kaynak ayırmalı ve bunu profesyonelce yapmalıyız. Ülkemizin güzelliklerini, ürünlerini, kültürünü, örf ve âdetlerini dünyaya ne kadar iyi anlatırsak o kadar fazla turist çekebiliriz.

Yönetimde karar ve uygulama dengesi

Pınar Savun: Uzun yıllardır binlerce insanı ve büyük yatırımları ilgilendiren kararların içinde oldunuz. Karar verirken aklınızla mı, sezgilerinizle mi hareket edersiniz?

Reha Arar: Merit ve Net Holding’de esas karar verici Besim Tibuk’tur. Bizler düşüncelerimizi ortaya koyan, fikir beyan eden ve kararların uygulanmasını sağlayan kişileriz. Burada önemli bir yönetim prensibi var: Karar veren ile icra edenin aynı kişi olmaması. Sağlıklı bir iş birliği olduğu sürece başarı da geliyor.

Sağlıkta başlayan, turizmde devam eden bir hayat

Pınar Savun: Hayatınızda “Keşke daha fazla zaman ayırsaydım” dediğiniz bir alan var mı?

Reha Arar: Aslında hep sağlık alanında çalışmak ve o alanda ilerlemek istiyordum. Fakat kader beni turizm alanına yöneltti. Bugün hâlimden memnunum. Yazılarımla, yaptığım programlarla ve çalışmalarla turizme bir nebze katkı koyabildiysem, Kıbrıs deyimiyle bunun mutluluğunu yaşıyorum.

Pınar Savun: Hayatınızda verdiğiniz en zor karar neydi? O kararın duygusal bir yükü oldu mu?

Reha Arar: Hayatımda verdiğim en zor kararlardan biri, İstanbul Belediyesinde seçimler kaybedildikten sonra istifa etmekti. Aslında iki önemli istifa yaşadım. Birincisi Sağlık Bakanlığındaki çok önemli bir görevden istifamdı. İkincisi ise İstanbul Belediyesi’ndeki görevimden ayrılmamdı. Herkes devam etmem için uğraştı ama ben prensip sahibi bir insanım. Hayatımdaki en kolay kararlardan biri ise Besim Bey’le çalışma onurunu kabul etmekti.

“Gençliğimde fazla ataktım”

Pınar Savun: Bugünkü Reha Arar, gençlik yıllarındaki Reha Arar’ın yöneticiliğine baksa hangi yönünü takdir eder, hangi yönünü eleştirirdi?

Reha Arar: Önce eleştireceğim yönümü söyleyeyim: Fazla ataktım. Özellikle İstanbul Belediyesinde itfaiye, ambulans ve çok önemli stratejik birimlerin başındayken bu ataklığım nedeniyle birkaç kez ölümden döndüm, yaralandım. Beylerbeyi Sarayı’nın bahçesine düşen bir kum kamyonundaki insanı kurtarmak için iplerle yaklaşık 30 metre aşağı indiğimi unutamıyorum. İngiliz Konsolosluğu’na bomba atıldığında ilk giden ekibin içindeydim. Bunlar hayatımda unutamayacağım olaylardır. Kuzey Kıbrıs’ta da çok ciddi olaylar yaşadım. Bütün bunların yanında şunu da söylemeliyim: Besim Tibuk hep arkamızda durdu, bize destek verdi ve yanımızda oldu.

Bugün gönlümden geçen ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bürokrasinin özel sektör yatırımlarının önünü açması ve daha liberal bir ekonomi anlayışının benimsenmesidir. Bunun özellikle altını çiziyorum.

“İkinci, hatta üçüncü şansı veririm ancak…”

Pınar Savun: İnsanlara ikinci bir şans verir misiniz?

Reha Arar: Veririm. Hatta üçüncü şansı da veririm. İnsan hata yapabilir, sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Benim için önemli olan, yaşananlardan ders çıkarabilmesi, sorumluluk alması ve kendisine verilen şansın kıymetini bilmesidir. Ama söz konusu ihanet, hırsızlık ya da hainlikse ikinci şansı bile vermem. Çünkü bunlar bilinçli, planlı ve belirli bir niyetle yapılan davranışlardır. Burada mesele bir yanlış yapmak değil, birine zarar vereceğini bilerek bunu seçmektir. Böyle bir durumda yeniden şans vermek, kişinin yaptıklarının sonuçlarından sıyrılmasına ve aynı davranışı tekrarlayabileceğini düşünmesine kapı aralayabilir. Ben insanın hatasından öğrenmesine fırsat veririm; güvenimi bile isteye kötüye kullanmasına değil.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi