Kılıçdaroğlu konuşmasında şunları söyledi:
Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez. Bizim yeniden güçlü bir iradeyle alana çıkmamız lazım. Mustafa Kemal Atatürk'ün çok güzel bir cümlesi var: "Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." Cumhuriyet Halk Partililer o kimsesizlerin kimsesi olmak zorundadırlar. Hep beraber kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle beraber olmak zorundayız. Birlikte olmak zorundayız. Bizler toplumun unuttuğu, medyanın unuttuğu, evlerinde viski kadehleriyle siyaset yapanların unuttuğu kişilerle beraber oluyoruz. O kişilerin Türkiye'yle ilgili sorunları var mı? Var. Kendileriyle ilgili sorunları var mı? Var. Ama o sorunların çözümü için onların yanındayız. Hiç kimseyi yalnız bırakmayacağız. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Çünkü biz siyasetin unuttuğu insanların partisiyiz. Siyasetin unuttuğu insanların partisiyiz. Daha geçenlerde Ankara'da mevsimlik tarım işçilerine gittim. Bir buçuk milyon tarım işçisi var. Bir buçuk milyon. Onlar çoluk çocuk, yaşlı genç geliyorlar. Tarımın ana aktörleri bunlar. Ürünleri toplamasalar piyasaya ürün süremezler. Onların dertlerini dinledim. Onlarla beraber oldum. Çocuklarıyla beraber oldum. Okullarını terk etmişler. Buradan Millî Eğitim Bakanı'na çağrı yapıyorum. Gitsinler o çocukların eğitimiyle ilgilensinler. Sağlık Bakanı'na sesleniyorum. Oradakilerin sağlık sorunlarıyla ilgilensinler. Bakınız, CHP dışında kimse bunu yapamaz. Kimse gitmez. Onlardan haberleri bile yoktur. Ama biz toplumun her kesimiyle iletişim hâlindeyiz. Bir dertleri olduğu zaman mutlaka CHP'yi ararlar.
“Biz çalıp çırpmayı bilmeyiz”
Parti halkın partisidir. Biz CHP'yiz. Köklü bir partiyiz. Biz çalıp çırpmayı bilmeyiz. Bizim o işlerle ilgimiz yoktur. Bizim tek derdimiz halktır, halk. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Biz Halkın Partisi'yiz. Hiç kimsenin kimliğini siyaset konusu yapmayız. Hiç kimsenin inancını siyaset konusu yapmayız. Hiç kimsenin yaşam tarzını siyaset konusu yapmayız. Her vatandaşın benim başımın üstünde yeri var. Her CHP'linin başının üstünde de yeri var. Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız dedik. Dün bununla ilgili de bir basın toplantısı yaptım. Türkiye'nin temel sorunu nasıl çözülür, nasıl çözülmeli? Bununla ilgili de düşüncelerimizi açıkladık. Düşüncenin, ifade özgürlüğünün önündeki bütün engelleri kaldıracağız. Hiç kimse endişe etmesin. CHP iktidarında ne Selahattin Demirtaş hapiste kalacak ne Can Atalay kalacak ne Tayfun Kahraman kalacak ne Osman Kavala kalacak. Ne Selçuk Mızraklı kalacak ne de avukatlar hapiste kalacak. Ya bu ülkede hak olmazsa, hukuk olmazsa, adalet olmazsa ülke nereye gidecek?
“Biz devletin kör kuruşuna tenezzül eden bir siyasi gelenekten gelmiyoruz”
Ahlâk bizim için vazgeçilmezdir. Ahlâkçı zeminde siyaset yapmazsanız cebinizi doldurmakla meşgul olursunuz, halkı unutursunuz. Biz halkı unutan değil, halkla beraber olan, halkı kucaklayan ve halkın sorunlarını çözmek için yemin etmiş bir kültürden geliyoruz. Bunun mücadelesini vereceğiz. Biz devletin kör kuruşuna tenezzül eden bir siyasi gelenekten gelmiyoruz. Biz Mustafa Kemal'in, İsmet İnönü'nün, rahmetli Ecevit'in ve Baykal'ın geleneğinden geliyoruz. Biz ayrıca hesap sormaktan çekinmeyiz, hesap vermekten de çekinmeyiz. Benim siyaset anlayışımda, bütün CHP'lilerin siyaset anlayışında hesap vermek bir siyasetçi için onurlu bir görevdir. Evet, hesabını veririz. Bizim parayla, pulla, villalarla, arsalarla işimiz yok. Bu parlamentoda ilk kez siyasî ahlâk kanunu tasarısını parlamentoya veren partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Cumhuriyet Halk Partisi ahlâklı zeminde yürümek zorundadır. Yolsuzun yanında durulmaz, hırsızın yanında durulmaz. Malı götürenlerin yanında durulmaz. Ahlâkın yanında durulur. Erdemin yanında durulur. Devletin hazinesini soyanlarla, boşaltanlarla da mücadele edeceğiz. Çalan bendense kalsın demeyiz. Bu Meclis Gazi Meclisi değil, bu Meclis'in büyük kısmı malı götürenler meclisi. Diyecekler ki, "Efendim Meclis'e hakaret ediyorsun." Hayır efendim, hakaret etmiyorum. Gerçekleri söylüyorum. Meclis'te bir kanun görüşülüyor. Kanun görüşülürken AK Parti milletvekillerinin büyük bir kısmı yok. Sahte oy pusulaları gönderiyorlar, "Biz buradayız." diye. Kaç kişi? 76 AK Parti milletvekili sahte oy pusulası kullanırsa, bu milletvekilinin bu memlekete ne faydası olur ya? Peki kardeşim, bu Meclis'in bir başkanı yok mu ya? Nerede bu başkan ya? Çünkü o da saraydan aldığı talimatın gereğini yapıyor. "Sahte oy mu kullanacaksın? Kullanın." diyor. Sahte oy kullanmak yüzsüzlüktür, ahlâksızlıktır, erdemsizliktir, milleti kandırmaktır. O nedenle bizim görevimiz bu sahte oy kullananların kimliklerini, bulundukları bölgeleri açıklamaktır. Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı bu olayın üzerine gitmezse, gereğini yapmazsa bunu her yerde, her ortamda söyleyeceğiz. Çünkü o da en az bu kadar suçlu demektir. Olayın üzerine gitmiyorsan sen de suçlusun kardeşim. Kimse kimseye ders vermesin. Yolsuzluk mu yaptın? Kızıyoruz. Hırsızlık mı yaptın? Kızıyoruz. E kardeşim, sahte oy kullandın ya. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sahte oy kullanıldı. Ve bu belgelendi. 76 milletvekili. Ama Bay Kemal bunları unutmaz, hiç merak etmeyin. Bunları dillendireceğiz. Bunları söyleyeceğiz. Bu geçmişte olan bir olay değil. Yeni olan bir olay.