26 Ekim 2026 Pazartesi

KKTC’nin ilk kadın Yüksek Mahkeme Başkanı Şefik: Yargıya güven korunmalı

KIBRIS 5
Yayınlama: 26 Ekim 2026 Pazartesi 12:44 | Güncellendi: 26.10.2026 12:25 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
KKTC’nin ilk kadın Yüksek Mahkeme Başkanı Şefik, “Kadının Gücü” programında meslek hayatını, adalet anlayışını ve yaşam deneyimlerini anlattı.
KKTC’nin ilk kadın Yüksek Mahkeme Başkanı Şefik: Yargıya güven korunmalı

KKTC’nin ilk kadın Yüksek Mahkeme Başkanı Şefik, “Kadının Gücü” programında meslek hayatını, adalet anlayışını ve yaşam deneyimlerini anlattı.

“Hayatta ‘altın bilezik’ sahibi olmak önemli”… Narin Ferdi Şefik, çocukluk yıllarından emeklilik dönemine uzanan yaşam öyküsünü anlattı. Yargının güvenilirliğini korumanın büyük bir sorumluluk olduğunu belirten Şefik, kadınların hem mesleki hem de ailevi sorumluluklar taşıdığına dikkat çekti. “Altın bilezik” sahibi olmanın ve ekonomik bağımsızlığın önemine işaret eden Şefik, kadınların gücünün özgüvenden geldiğini söyledi.

Yusuf Bahadır AYDIN

Bir ömür adaletin ve hukukun içinde geçen meslek hayatının ardından emekliliğe adım atan KKTC’nin ilk kadın Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, bu kez kürsüden değil, hayatın içinden konuştu. Şefik, KIBRIS TV’de Melis Burcu’nun sunduğu “Kadının Gücü” programında çocukluğundan meslek hayatına, kadın olmaktan aile yaşamına, yargıçlık deneyimlerinden gençlere verdiği öğütlere kadar yaşamından izler taşıyan samimi bir söyleşi gerçekleştirdi. Şefik, hukuk ve adaletle geçen yıllarının yanı sıra, kadın kimliğiyle taşıdığı sorumlulukları, aile hayatını ve hayat boyunca edindiği deneyimleri de samimi sözlerle paylaştı.

“Tarafsız olamadığınızı düşünüyorsanız o davada oturamazsınız”

Programda adaletin sembolü olarak gözleri bağlı, bir elinde terazi, diğerinde kılıç bulunan kadın figürü üzerinden adalet kavramını değerlendiren Şefik, terazi ve gözlerin bağlı olmasının tarafsızlığı temsil ettiğini söyledi. Yargıçların baktıkları davalarda tarafsız olmalarının temel bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Şefik, yargıcın tarafsızlığını etkileyebilecek her türlü yakınlığın yargılamanın sağlıklı yürütülmesinin önünde engel oluşturduğunu belirtti. “Yargıladığınız kişilere herhangi bir yakınlık olmamalı, tarafsız olabilmeniz gerekir. Yazılı bir kural olmasa da tarafsız olamayacağınızı düşündüğünüz bir olayda yargıç olarak oturamazsınız” diyen Şefik, kişinin kendisiyle veya yakınlarıyla ilgili bir durumun davaya konu olması halinde yargıcın davadan çekilme talebinde bulunabileceğini ifade etti. Şefik, objektifliğin kaybedildiği noktada adaletin ve hukukun korunmasının da mümkün olmayacağını belirterek, “Objektif olamadığınız noktada doğru düzgün bir yargılama yapmanız olanaksız. O noktada adaleti, hukuku koruyor olmak neredeyse imkansız oluyor” dedi.

“İlk kadın başkan olmanın farklı bir şey olduğunu düşünmedim”

1981 yılında avukat, 1987 yılında ise yargıç olarak mesleki yolculuğuna başlayan Şefik, yıllar içinde mahkeme salonlarının hayatının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini anlattı. 2015 yılında Yüksek Mahkeme Başkanı olduğunda ise bu kez mesleğinin en üst noktasında farklı bir sorumlulukla karşı karşıya kaldığını belirtti.

İlk kez yargıç olarak mahkeme salonuna girdiği günü de anlatan Şefik, 27 yaşında olduğunu ve o gün büyük bir heyecan yaşadığını söyledi. Meslek hayatı boyunca kendisine destek olan iki meslek büyüğünün bulunduğunu ifade eden Şefik, onların desteğiyle bu süreci aştığını kaydetti.

Yüksek Mahkeme Başkanı olduğunda “ilk kadın başkan” olmanın kendisi açısından özel bir anlam taşımadığını dile getiren Şefik, asıl önemli olanın yıllarını verdiği meslekte en üst noktaya ulaşmak ve bunun sorumluluğunu taşımak olduğunu söyledi. “Hiçbir zaman ilk kadın başkan olmanın farklı bir şey olduğunu düşünmedim. Yıllarınızı verdiğiniz bir meslekte en üst mertebeye gelen bir kişisiniz. Cinsiyetin bence bir önemi yoktur” diyen Şefik, mesleki hayatında kadın-erkek ayrımcılığı açısından kendisini şanslı gördüğünü belirtti.

Şefik, yargıçlık yaptığı yıllarda kadın yargıçların sayısının bugüne kıyasla oldukça az olduğunu, bugün ise yargıçların yüzde 70’inden fazlasının kadın olduğunu ifade etti.

“Yargının güvenilirliğini en üst seviyede tutmak büyük sorumluluk”

Yüksek Mahkeme Başkanlığı dönemini anlatırken makamın kişisel bir sorumluluktan öte, tüm yargı kurumunu ilgilendiren bir görev olduğuna dikkat çeken Şefik, önceliğinin yargıya duyulan güveni korumak olduğunu söyledi. Görevi boyunca yalnızca başkan olarak değil; tüm Yüksek Mahkeme ile birlikte hareket ettiğini vurgulayan Şefik, “Yüksek Mahkeme Başkanı olarak aslında sadece başkan değil, tüm Yüksek Mahkeme ile birlikte, çünkü kolektif olarak çalışırız, yargının ülke nezdindeki güvenilirliğini en üst seviyede tutmak hedef” dedi. Büyük bir sorumluluk taşımasına rağmen görevinin mesleki açıdan keyifli bir dönem olduğunu belirten Şefik, çalışma arkadaşlarıyla uyum içinde çalışmasının da bu süreci kolaylaştıran önemli unsurlardan biri olduğunu ifade etti.

“Aile desteği bu dengeyi kurmada çok önemli”

Programda iş ve özel yaşam arasındaki dengeye de değinen Şefik, yargıçlık mesleğinin mahkeme kapısından çıkıldığı anda sona ermediğini anlattı. Karar yazmak ve ertesi gün görülecek davalara hazırlanmak için evde de çalışılması gerektiğini belirten Şefik, bu yoğun temponun aile desteğini önemli hale getirdiğini söyledi.

Meslek hayatının farklı dönemlerinde ailesinin desteğini yanında hissettiğini anlatan Şefik, evlenmeden önce annesinin, evlendikten sonra ise aynı meslekten olan eşinin kendisine büyük destek verdiğini ifade etti.

“Yoğun çalıştığınız için uzun saatler çalışmanız gerekiyor. Bizim meslekte evde de çalışmanız lazım. Mahkeme binasından ayrıldığınızda kalemi bırakıp eve gidemiyorsunuz” diyen Şefik, aile desteği sayesinde mesleği ile özel yaşamını birlikte yürütebildiğini kaydetti.

Kadınların ise hem mesleki hem de ailevi sorumlulukları aynı anda taşımak durumunda kaldığına dikkat çeken Şefik, iş ve aile yaşamı arasındaki dengenin kadınlar açısından önemli bir konu olduğunu vurguladı.

“Kadınların üzerindeki sorumluluklar hâlâ fazla”

Kadınların iş hayatındaki başarılarının çoğu zaman yalnızca mesleki başarıları üzerinden değerlendirilmediğine dikkat çeken Şefik, toplumun kadınlardan aynı zamanda iyi bir anne, iyi bir eş ve iyi bir ev yöneticisi olmalarını beklediğini söyledi.

Bu beklentilerin kadınların üzerinde hâlâ önemli bir yük oluşturduğunu belirten Şefik, genç kuşaklarda görev paylaşımının arttığını gözlemlediğini ancak bunun henüz tam anlamıyla eşit bir noktaya ulaşmadığını ifade etti.

Bu noktada erkek çocuklarının yetiştirilmesinde annelere de önemli sorumluluk düştüğünü vurgulayan Şefik, çocuklara küçük yaşlardan itibaren sorumluluk bilinci, empati ve karşılıklı saygının kazandırılması gerektiğini söyledi.

“Okullarda hayat dersi de verilmeli”

Eğitimin yalnızca akademik bilgilerle sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Şefik, çocukların hayata hazırlanmasının da eğitim sürecinin önemli bir parçası olması gerektiğini söyledi. Vicdan, merhamet, empati ve insan ilişkileri gibi değerlerin küçük yaşlardan itibaren kazandırılmasının önemine dikkat çekti.

“Eğitim zaten önce evde başlar, ikincide okulda” diyen Şefik, çocukların yalnızca akademik başarıya değil, yaşamın kendisine de hazırlanması gerektiğini ifade etti. Evlilik ve çocuk yetiştirme gibi hayatın önemli alanlarında insanların çoğu zaman formal bir eğitim almadan, ailelerinden gördükleriyle hareket ettiğini belirten Şefik, bu konuların da eğitim sürecinin bir parçası olması gerektiğini kaydetti.

“İnsanların kötülük yapmasını bekleyin”

Meslek hayatı boyunca karşılaştığı davaların insanlara ve hayata bakışını da şekillendirdiğini anlatan Şefik, özellikle aile davalarının kendisini derinden etkilediğini söyledi. Boşanma, miras ve çocukların anne-babalarıyla ilişkileri gibi davalarda insanların birbirlerine karşı sergileyebildiği davranışların kendisini zaman zaman şaşırttığını belirten Şefik, ceza davalarında da insanı ürküten olaylarla karşılaştığını anlattı.

Yıllar içinde edindiği bu deneyimlerin kendisine hayata dair farklı bir bakış açısı kazandırdığını ifade eden Şefik, gençlere verdiği tavsiyelerden birini de şöyle aktardı: İnsanların size kötülük yapmasını bekleyin ki size bir kötülük yaptığında hiç üzülmeyin çünkü beklentiniz odur. İyilik beklerseniz çok üzüleceksiniz. Halbuki kötülük beklediğinizde hiç üzülmeyeceksiniz. İyilik geldiğinde de çok mutlu olacaksınız.

Bu sözlerinin karamsar bir hayat anlayışını yansıtmadığını vurgulayan Şefik, bunun yıllar içinde yaşadığı deneyimlerden çıkardığı bir sonuç olduğunu söyledi.

“Hata yaptığınızda cesurca kabul edin”

Gençlere verdiği tavsiyelerde hata yapmanın hayatın doğal bir parçası olduğunu vurgulayan Şefik, önemli olanın yapılan hatayı kabul edebilmek olduğunu söyledi.

Meslek hayatında kendisinin de hatalar yaptığını anlatan Şefik, genç yargıçlarla yaptığı sohbetlerde kendi deneyimlerini ve hatalarını da paylaşarak bunlardan ders çıkarılabileceğini ifade etti.

“Hata yaptığınızda ‘evet, hata yaptım’ diye cesurca onu kabullenmek gerekir” diyen Şefik, hataları gizlemeye çalışmanın daha büyük sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Kişinin yaptığı hatayı saklaması halinde başkalarının bu bilgiyi kullanarak kendisini yönlendirebileceğini belirten Şefik, “Hatasız kul yok. Hepimiz hata yapmışızdır, yapmaya da devam edeceğiz. Ama en önemlisi, hatalarını insanın kabul etmesi” dedi.

“Yürümek istediğin yolda yürü”

Programda gençlik yıllarındaki Narin Ferdi Şefik’e tek bir tavsiye verme imkânı bulması halinde ne söyleyeceği de sorulan Şefik, kendi iradesiyle hareket etmenin ve doğru bildiği yoldan ayrılmamanın önemini vurguladı. Şefik, gençlere yönelik tavsiyesini şu sözlerle dile getirdi: Yürümek istediğin yolda yürü. Doğru bildiğini de yapmaya devam et. Başkasının etkisi altında kalma, kendi iradenle.

Hayatta hata yapmanın doğal olduğunu belirten Şefik, önemli olanın hatalardan ders çıkararak yola devam etmek olduğunu söyledi.

“Altın bilezik sahibi olmak önemli”

Çocukluk yıllarında çevresindeki kadınların yaşamlarından etkilendiğini anlatan Şefik, kendisine özel bir kadın rol modelinin olmadığını ancak küçük yaşlardan itibaren kadınlardan “altın bilezik” sahibi olmanın önemini öğrendiğini ifade etti.

Kadınların ekonomik ve sosyal anlamda kendi ayakları üzerinde durabilmelerinin önemine işaret eden Şefik, “En önemlisi hayatta okumak ve bir altın bilezik sahibi olmak. Tabii illa okumak da gerekmez ama bir meslek sahibi olmak ve o mesleğinizi ne olursa olsun en iyi şekilde yapmak gerektiği dürtüsüyle yetiştim” dedi.

Emeklilik: İlk başta bir boşluğa düştüm

Yaklaşık iki yıl önce emekli olduğunu belirten Şefik, emekliliğin ilk döneminde alıştığı yoğun çalışma temposunun sona ermesiyle zorlandığını söyledi. “İlk itiraf etmem gerekir ki zordu. Bir boşluğa düştüm” diyen Şefik, zaman içerisinde sosyal faaliyetlere daha fazla vakit ayırmaya başladığını anlattı.

Kıbrıs Düşünce Grubu’na katıldığını ve ülkenin güncel sorunlarına ilişkin fikir üretme çalışmalarında yer aldığını belirten Şefik, kitap kulübündeki faaliyetlerini de sürdürdüğünü söyledi.

Güncel gelişmeleri takip etmeye devam ettiğini ifade eden Şefik, emeklilik sonrasında hayatın farklı alanlarına daha fazla zaman ayırma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

“Kadının gücü özgüveninden gelir”

Programın sonunda “Kadının gücü nereden gelir?” sorusunu yanıtlayan Şefik, bunun temelinde özgüvenin bulunduğunu söyledi. “Kadının gücü kadının özgüveninden gelir. Özgüven sahibi olmak için de yaptığınızı iyi yapmanız lazım ve iyi yaptığınızın da idrakinde olmanız lazım.” diyen Şefik, kişinin yaptığı işe güvenmesinin ve kendi kararlarını başkalarının telkinlerinden bağımsız verebilmesinin önemine dikkat çekti.

Hata yapma ihtimalini kabul ederek bununla yüzleşmenin de kişinin kendine olan güvenini güçlendirdiğini belirten Şefik, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: Kendi hatanızı kabul edip bununla yaşarsanız gücünüz tamamdır. Sizi hiçbir şey korkutamaz, yıldıramaz. Yolunuza devam edersiniz.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi