Master Instructor ve su altı fotoğrafçısı Tevfik Camgöz, Koza programında su altındaki keşiflerini, tarihî buluntuları ve denizlerin korunmasına yönelik mücadelesini anlattı.
Tarihi izler ve çevre mücadelesi… Master Instructor ve su altı fotoğrafçısı Tevfik Camgöz, “Denizin altı yalnızca bir keşif alanı değil, geçmişin ve yaşamın hafızası” diyerek mavinin derinliklerindeki tarihî izleri ve çevre mücadelesini anlattı.
“Su altında sadece misafiriz”… ODTÜ’de su altı eğitimleri veren Tevfik Camgöz, denizlerdeki plastik kirliliğinin ekosistemi tehdit ettiğini belirterek çevre bilincinin küçük yaşta kazandırılması gerektiğini söyledi. Camgöz, “Su altında sadece misafiriz, doğaya zarar vermeden hareket etmeliyiz.” mesajı verdi.
Aliye ÖZENCİ
Master Instructor ve su altı fotoğrafçısı Tevfik Camgöz, KIBRIS TV’de yayınlanan Koza programında su altındaki keşif serüvenini anlattı. Yıllardır mavinin derinliklerini görüntüleyen Camgöz, dalış noktalarında karşılaştığı tarihî izleri, su altı yaşamının büyüleyici dünyasını ve objektifine yansıyan eşsiz kareleri izleyicilerle paylaştı.
Suyun altında yalnızca doğal güzelliklerle değil, geçmişin izleriyle de karşılaştıklarını belirten Camgöz, keşfedilen tarihî buluntuların korunmasının önemine dikkat çekti. Su altı fotoğrafçılığının kendisi için sadece bir sanat değil, aynı zamanda bir belgeleme ve farkındalık çalışması olduğunu ifade etti.
Programda çevre sorunlarına da değinen Camgöz, deniz kirliliğinin canlı yaşamını tehdit ettiğini vurgulayarak, çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğini söyledi. Denizlerin korunmasının gelecek nesillere bırakılacak en önemli miraslardan biri olduğunu belirten Camgöz, herkesi doğaya karşı daha duyarlı olmaya çağırdı.
Dalış noktası keşfi
Master Instructor ve su altı fotoğrafçısı Tevfik Camgöz, 1990’lı yıllardan bu yana turistler ve yerli dalış meraklıları için yeni dalış noktaları keşfetmeye çalıştıklarını söyledi. O dönemde dalış alanlarının sınırlı olduğunu belirten Camgöz, farklı rotalar oluşturmak amacıyla 40–50 metre derinliklerde keşif dalışları yaptıklarını anlattı.
Canlı yaşamı açısından zengin bölgeleri GPS ile kayıt altına aldıklarını ve su altı haritaları hazırladıklarını ifade eden Camgöz, bu çalışmalar sayesinde yalnızca Girne bölgesinde yaklaşık 20 yeni dalış noktası keşfettiklerini kaydetti.
Tarihin izlerini taşıyan çapa
Dalış ve su altı keşif çalışmaları sırasında zaman zaman tesadüfen tarihî buluntularla karşılaştıklarını belirten Tevfik Camgöz, Genç Tunç Çağı’na ait tek delikli taş çapa ile çeşitli obje ve testilerin keşif sürecini anlattı.
Yeni bir dalış noktası belirlemek amacıyla Alsancak bölgesinde suya daldığını söyleyen Camgöz, kumun altında gömülü halde bulunan ve ilk bakışta insan yapımı olduğu hissini veren bir cisim fark ettiğini ifade etti. Yaklaştığında bunun bir çapa olduğunu gördüğünü belirten Camgöz, çapanın deliğinin taşlarla dolu olduğunu ve yalnızca küçük bir kısmının yüzeyde göründüğünü aktardı.
Bölgedeki incelemeler sırasında farklı testiler ve çeşitli objeler de tespit ettiklerini söyleyen Camgöz, dikkat çeken noktanın bunların amfora değil, testi formunda olması olduğunu vurguladı. Bu farklılığın ilgilerini daha da artırdığını belirten Camgöz, “Burada insanların ilgisini çekebilecek başka buluntular da olabilir” düşüncesiyle çalışmaları derinleştirdiklerini ifade etti.
Hiyerogliflerin peşinde
Bir süre sonra buluntunun öneminin daha da netleştiğini söyleyen Camgöz, çapanın üzerini kaplayan taşların bir kısmını temizlediklerinde yüzeyde hiyeroglif benzeri yazılarla karşılaştıklarını ve bu durumun kendisini oldukça heyecanlandırdığını dile getirdi.
Çapadaki yazıların anlamını çözmek için araştırmalarını derinleştirdiğini ifade eden Camgöz, British Museum’a kadar uzanan bir süreçte hiyeroglif yazıların okunması üzerine bilgi edinmeye çalıştığını söyledi. Güvenlik kontrolleri ve farklı prosedürler nedeniyle zaman zaman ilginç deneyimler yaşadığını da aktaran Camgöz, sahip olduğu belgeler ve unvanlar sayesinde birçok kapının kendisine açıldığını belirtti.
Ender bir örnek
Yazıların bir bölümünün zamanla zarar gördüğünü ve bu nedenle tam anlamıyla çözülemediğini ifade eden Camgöz, buna rağmen araştırmaların sürdüğünü ve yeni bulgulara ulaşmak için çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Bu çapının, dünyada üzerinde yazı bulunan ender örneklerden biri olduğunu kaydeden Camgöz, “Ayrıca bir firavunun seferleri ve kahramanlıklarıyla ilgili anlatılar içerdiği düşünülüyor. Araştırmalar hâlâ devam ediyor; henüz kesin olarak kanıtlanmış değil. Ancak bizim tahminimize göre bölgede bir gemi batığı da bulunuyor ve şu ana kadar yalnızca çapayı ve bazı parçaları ortaya çıkarabildik. Daha kapsamlı araştırmalar yapılırsa farklı eserlerin de bulunacağına inanıyorum.” şeklinde konuştu.
Pul serisi
Kıbrıs’ın en eski su altı fotoğrafçılarından biri olduğunu da vurgulayan Camgöz, Turizm Bakanlığının kendisinden tanıtım amaçlı fotoğraflar talep ettiğini ve bu görüntülerin resmi web sayfalarında kullanıldığını belirtti. Ayrıca ülkenin dalış noktalarını tanıtmak amacıyla belgesel çalışmaları yaptıklarını ve bunları hiçbir karşılık beklemeden gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Camgöz, Bakanlık tarafından hem tanıtım hem de su altı hafızasının korunması amacıyla çektiği fotoğrafların pul olarak basıldığını da sözlerine ekledi.
Su altı eğitimi ve çevre bilinci
Tevfik Camgöz, ODTÜ’de öğrencilere su altı dünyasına yönelik eğitimler verdiklerini belirterek, çalışmalarında öncelikli olarak çevreyi koruma bilincini aşılamaya odaklandıklarını söyledi.
Camgöz, su altına girildiğinde bunun geçici bir ziyaret olduğunun hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, hiçbir canlıya zarar vermeden ve doğal yaşamı rahatsız etmeden hareket edilmesi gerektiğini ifade etti. Amaçlarının su altı yaşamını en doğal haliyle fotoğraflamak ve bu görüntüleri dünyayla paylaşmak olduğunu belirten Camgöz, temel mesajlarının da bu bilinç olduğunu dile getirdi.
Deniz kirliliğinin yalnızca yerel değil, küresel bir sorun olduğuna dikkat çeken Camgöz, denizlerde biriken plastik ve naylon atıkların hem ekosisteme hem de canlı yaşamına ciddi zararlar verdiğini söyledi. Bu kirliliğin birçok sağlık sorununu da beraberinde getirdiğini ifade etti.
Koruma için yıllardır mücadele veriyor
Tevfik Camgöz, devletin su altı koruma çalışmalarına önem verdiğini belirterek, alanında uzman ekiplerle uzun yıllardır kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Türkiye ile ortak projelerde de görev aldığını ifade eden Camgöz, bazı bölgelerin koruma altına alındığını ve su altı yaşamını korumak için yaklaşık 25–30 yıldır mücadele verdiğini kaydetti.
Karşılaşılan olumsuzlukların ilgili kurumlara bildirildiğini belirten Camgöz, toplumun da çevre konusunda duyarlı olduğunu vurguladı.
“Doğayı korumak küçük yaşta başlar”
Son olarak denizlerin korunması ve su altı yaşamına yönelik mesajlar veren Camgöz, çocuklara küçük yaşlardan itibaren çevre sevgisinin kazandırılması gerektiğini vurguladı. Çevrenin hem karada hem de denizde bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirterek, temiz tutma alışkanlığının erken yaşta öğretilmesinin önemine dikkat çekti.
Piknik ve yürüyüş gibi aktivitelerde çevrede görülen atıkların toplanması gerektiğini söyleyen Camgöz, “Bir başkası attı diye görmezden gelmemeliyiz. Sorumlu bireyler olarak biz de müdahale etmeliyiz” dedi.
Çevreye zarar vermemek için sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Camgöz, doğanın ancak bu şekilde korunabileceğini ifade etti.