KIBRIS Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Mete Tümerkan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs temaslarını değerlendirdi.
Tümerkan, kamuoyunda yeni bir genişletilmiş gayriresmî 5+1 toplantısı için tarih açıklanacağı yönünde beklenti oluşturulduğunu ancak bunun gerçekleşmediğini belirterek, “New York’ta konuşulan başlıklar değişmedi, yalnızca takvim ilerledi.” ifadelerini kullandı.
Guterres’in yeni bir 5+1 toplantısını hedef olarak ortaya koyduğunu ancak bunun için üç başlıkta hazırlık yapılmasını istediğini kaydeden Tümerkan, bunları güven artırıcı önlemlerde ilerleme sağlanması, metodoloji çalışmalarının sürdürülmesi ve Kıbrıs sorununun özüne ilişkin hazırlıkların tamamlanması olarak sıraladı.
Mete Tümerkan’ın “New York’tan bugüne ne değişti?” başlıklı yazısının tamamı:
“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs’taki temaslarının ardından kamuoyunun en çok merak ettiği konu, yeni bir genişletilmiş gayriresmî 5+1 toplantısı için tarih açıklanıp açıklanmayacağıydı.
Bu yönde ciddi bir beklenti oluşturulmuştu.
Hatta o kadar ileri gidilmişti ki, bir geçiş dönemi anlaşması yapılacağı yönündeki iddialar da gündeme taşınmıştı.
Bu kapsamda Maraş’ın Rum tarafına verileceği, Ercan Havalimanı’nın uluslararası uçuşlara açılacağı gibi iddialar ortaya atıldı.
İşin özü, beklenti gereğinden fazla yükseltildi.
Yorumlar yapıldı, senaryolar yazıldı, iddialar ortaya atıldı.
Ancak bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Bugün gelinen noktada görünen o ki, New York’ta konuşulan başlıklar değişmedi; yalnızca takvim ilerledi.
Guterres, yeni bir 5+1 toplantısının hedeflendiğini söyledi. Ancak bunun için önce gerekli hazırlıkların tamamlanması gerektiğinin de altını çizdi.
Basın toplantısında kullandığı ifadeler dikkatle incelendiğinde, hazırlık sürecini üç başlık altında topladığı görülüyor.
Birincisi, güven yaratıcı ve güven artırıcı önlemlerde ilerleme sağlanması…
İkincisi, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın da üzerinde durduğu metodoloji çerçevesinde çalışmaların sürdürülmesi…
Üçüncüsü ise Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konularda tarafların hazırlık çalışması yapması…
Bu çalışmalar tamamlanırsa ancak yeni bir 5+1 toplantısı belki gündeme gelebilir.
Aslında bunların hiçbiri yeni değil.
New York’tan Lefkoşa’ya
2025 yılının eylül ayı sonunda New York’ta gerçekleştirilen genişletilmiş gayriresmî 5+1 toplantısının ardından da Guterres benzer bir yol haritası ortaya koymuştu.
Taraflardan güven artırıcı önlemler konusunda ilerleme sağlamalarını istemişti.
Yeni geçiş kapılarının açılması…
Ara bölgede ortak projelerin hayata geçirilmesi…
İş birliği alanlarının genişletilmesi…
Taraflar arasında güven oluşturacak adımların atılması…
Yani iş birliği yapılan alanların çoğaltılması…
Ancak Eylül 2025’ten bugüne kadar bu başlıkların hiçbirinde kayda değer bir ilerleme sağlanamadı.
KKTC’de cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı, cumhurbaşkanı değişti.
Yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Lider Nikos Hristodulidis Lefkoşa’da birçok kez bir araya geldi.
Ancak ne yeni bir geçiş kapısı açıldı ne de herhangi bir alanda iş birliği sağlanabildi.
Tam aksine, Rum liderliği gerginliği artıracak adımlar atmayı sürdürdü.
Mevcut durumda adadaki ve bölgedeki dengeleri değiştirmeye yönelik hamleler yaptı.
Mülkiyet konusunda tüm Kıbrıslı Türkleri hedef alan düzenleme ve uygulamaları hayata geçirdi.
BM Genel Sekreteri işte böylesi bir ortamda adaya geldi.
Bu nedenle bu ziyaretin bir veda ziyareti niteliği taşıyacağını, tarafları diyaloğu sürdürme konusunda cesaretlendirmenin ötesine geçemeyeceğini söylemiştim.
Bir adım ileri giderek somut bir ilerleme sağlanamayacağını da bu sütunda yazmıştım.
Nitekim öyle de oldu.
Bugün yapılan açıklamalar da bunu gösteriyor.
Çünkü Guterres, yeni hedefler açıklamak yerine yine aynı hazırlık başlıklarını gündeme taşıdı.
Tarihin açıklanmaması ne anlama geliyor?
Diplomaside bazen söylenmeyenler, söylenenlerden daha önemlidir.
Bugün de öyle oldu.
Yeni bir 5+1 toplantısından söz edildi.
Ancak tarih verilmedi.
Bunun nedeni de Guterres’in açıklamasında açık biçimde yer aldı.
Önce hazırlıkların tamamlanması gerekiyor.
Yani Birleşmiş Milletler, yeni bir toplantının yalnızca yapılmış olmak için yapılmasını istemiyor.
Öncesinde somut ilerleme sağlanmasını hedefliyor.
Bu yaklaşım, 2025 yılında ortaya konulan tablonun devam ettiğini gösteriyor.
Erhürman’ın vurguları
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da basın toplantısında benzer noktalara dikkat çekti.
Güven artırıcı önlemler üzerinde çalışılacağını…
Metodolojiye ilişkin sürecin devam edeceğini…
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuların ele alınacağını ifade etti.
Erhürman’ın değerlendirmelerinde de kısa vadede yeni bir müzakere sürecinin başlayacağı yönünde beklenti oluşturacak ifadeler yer almadı.
Aksine, hazırlık sürecinin önemine vurgu yapıldı.
Hristodulidis’in değerlendirmesi
Rum Lider Nikos Hristodulidis ise görüşmelerin olumlu geçtiğini ve Kıbrıs sorununun özüne ilişkin başlıkların ele alınmasını önemli bulduğunu ifade etti.
Ancak onun açıklamalarında da yeni bir 5+1 toplantısının tarihine ilişkin herhangi bir bilgi yer almadı.
Ortaya çıkan tablo
Bugünkü temasların ardından ortaya çıkan tabloyu birkaç başlıkta özetlemek mümkün.
Guterres’in yaptığı temaslar, yeni bir müzakere sürecinin başladığını değil, böyle bir sürecin oluşabilmesi için hazırlık çalışmalarının sürdürüleceğini ortaya koyuyor.
Bu nedenle bugünkü temaslardan çıkarılabilecek en önemli sonuç, yeni bir 5+1 toplantısının hedef olarak korunmasına rağmen bunun için gerekli şartların henüz oluşmadığının Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından açık biçimde ifade edilmiş olmasıdır.
Guterres’in temaslarında aslında en önemli gelişme, yeni bir geçiş kapısının açıldığının açıklanması olurdu.
Ama olmadı.
Tıpkı bir yıl önce New York’ta olduğu gibi…
İşte tam bu noktada Cumhurbaşkanı Erhürman’ın şu sözleri akla geliyor:
“Lefkoşa’da bir geçiş kapısı açamayanlar, Kıbrıs sorununu nasıl çözecekler?”
Uzun lafın kısası, Kıbrıs meselesinde bundan sonraki süreç de bu hazırlık başlıklarında sağlanacak ilerlemeye bağlı olarak şekillenecektir.
Ve şu soruyla bitirelim:
Kıbrıs’taki gerçeklerle yüzleşip bunları esas alarak yol mu alacağız, yoksa boş hayallerin ve sloganların peşinde koşmaya devam mı edeceğiz?”