14 Temmuz 2026 Salı

Ozan: Mekanik temizlik her şeyden önce gelir

KIBRIS 8
Yayınlama: 14 Temmuz 2026 Salı 13:56 | Güncellendi: 14.07.2026 12:30 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
Prof. Dr. Oğuz Ozan, ağız ve diş sağlığını korumak için dikkat edilmesi gerekenleri KIBRIS’a anlattı:
Ozan: Mekanik temizlik her şeyden önce gelir

Prof. Dr. Oğuz Ozan, ağız ve diş sağlığını korumak için dikkat edilmesi gerekenleri KIBRIS’a anlattı:

 

Sabah ve akşam fırçalama şart… Prof. Dr. Ozan, “Ağız ve diş temizliğinin yüzde 80-90’ı mekaniktir ve mekanik temizlik her şeyden önce gelir. Yani diş temizliğinde macunun etkisi yüzde 10, fırçanın etkisi ise yüzde 90’dır.” dedi. Dişlerin fırçalanma zamanının, ne sıklıkla fırçalandığından daha önemli olduğuna vurgu yapan Ozan, “Sabah ve gece yatmadan dişlerinizi fırçalayın” ifadelerini kullandı.

 

Candan MERT

 

Ağız ve diş sağlığı, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli sağlık alanlarından biri olmasına rağmen, düzenli bakım ve kontrollerin ihmal edilmesi birçok sorunu da beraberinde getirebiliyor. Bu sorunların ise temelinde diş çürükleri, diş eti hastalıkları ve ağız içi enfeksiyonları yer alıyor.

Diş Hekimi Prof. Dr. Oğuz Ozan, ağız ve diş sağlığında en sık karşılaşılan problemlerden korunma yollarına, toplumda yaygın olarak doğru sanılan yanlışlardan düzenli kontrollerin önemine kadar merak edilen konuları KIBRIS’a değerlendirdi. Ozan, diş eti kanaması, ağız kokusu ve diş hassasiyeti gibi belirtilerin yalnızca ağız sağlığıyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerken, erken teşhis ve düzenli diş hekimi kontrollerinin birçok sorunun ilerlemesini önlediğini vurguladı. Ozan, birçok diş probleminin diş eti kanaması ile başladığını ve bu kanamaların hafife alınmaması gerektiğini kaydederek, erken müdahalenin dişi kurtaracağını dile getirdi.

 

“Diş çürükleri, toplumun yüzde 80’inin sorunu”

 

Diş Hekimi Prof. Dr. Oğuz Ozan, toplumda en sık karşılaşılan diş ve ağız sağlığı sorunlarını değerlendirirken, bu problemler arasında diş çürüklerinin ön planda olduğunu söyledi. Toplumun neredeyse yüzde 80 gibi bir oranının bu problemle karşılaştığını kaydeden Ozan, “Bunun dışında ne yazık ki ağız hijyenindeki eksiklikler sebebiyle sadece çürüklerle karşılaşmıyoruz. Aynı zamanda diş taşları gibi sorunlar da karşımıza çıkıyor” dedi. Diş taşlarının uzun vadede diş etrafındaki diş etinde ve kemikte çürümeye sebep olduğunu vurgulayan Ozan, bu durumun dişin çekilmesine ve sağlıklı dişlerin de kaybedilmesine sebebiyet verecek boyutta ciddi problemler doğurduğunu dile getirdi. Bu gibi problemlere ‘periodontal problemler’ denildiğini ifade eden Ozan, “Günümüzde diş çapraşıklıkları da özellikle çocuk ve genç yaştaki hastalarda karşılaştığımız problemlerden biridir. Aslında bu hep vardı ama günümüzde toplumun ve ebeveynlerin bilinçlenmesiyle çapraşık dişlerin önceden tedbir alınarak çözülmesinden dolayı daha sık görür olduk” ifadelerini kullandı. Bu anlamda çocuk ve genç yaşlardaki hastaların erken dönemlerde problemlerinin fark edilmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Ozan, erken müdahalenin ağız ve diş sağlığı için elzem olduğunu söyledi.

 

“Beyazlatıcı macunları belli aralıklarla kullanın”

 

Kömür bazlı diş macunları gibi beyazlatma özelliği olan ürünler hakkında da açıklamalarda bulunan Oğuz Ozan, “Bu ürünlerdeki temel problem şu: siz bir şeyi beyazlatmak istiyorsanız, bunun birkaç tane beyazlatma yöntemi var: bazısı kimyasaldır, bazısı da daha aşındırıcı ürünlerdir. Bu tarz ürünler de daha çok yüzeyden aşındırıcı özelliği olan ürünlerdir. Bu yüzden bu macunları kullanmak istediğimizde yapmamız gereken şey, bir süre kullanıp, bir süre ara verme şeklinde olmalıdır. Bunu yaptığımızda dişin kendini toparlamasına müsaade etmiş oluruz. Ancak uygulamayı bu şekilde yapmayıp çok uzun süre bu ürünleri ara vermeden kullanırsak, diş minesini aşındıracağımız için; ilk başlarda bu ürünlerle beyazlayan dişlerimiz uzun dönemde daha kolay sararan dişler haline gelecek” ifadeleriyle, beyazlatma özelliği olan diş macunlarının uzun vadede kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi.

 

“Mekanik temizlik her şeyden önce gelir”

 

Ağız ve diş sağlığı için uygulanması gereken günlük rutinlere de değinen Ozan, günlük diş fırçalanma sıklığına göre yumuşak, orta ve tam sertlikte diş fırçalarının tercih edilmesi gerekliliğine vurgu yaptı. Bu anlamda sert fırçaların aşındırma özelliğinin daha fazla olduğunu dile getiren Oğuz Ozan, dişleri sıkça fırçalayan bireylerin yumuşak sertlikte diş fırçası kullanması gerektiğinin altını çizdi. Ağız ve diş sağlığı kapsamında diş macunu ve fırçası olmak üzere iki komponentin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Ozan, “Temizliğin yüzde 80-90’ı mekaniktir ve mekanik temizlik her şeyden önce gelir. Bu da şu demek: macunun benim için etkisi yüzde 10, fırçanın etkisi ise yüzde 90. Yani diş macununuz var ama fırçanız yoksa o temizlik size yüzde 10 katkı sağlar, sadece diş macunuyla dişlerinizi temizleyemezsiniz ancak diş fırçanız var ama macununuz yoksa dişlerinizin yüzde 90’ını suyla bile temizleyebilirsiniz. Yani fırçamızı doğru seçeceğiz ve fırçalarımızın zaman içerisinde aşınacağını bileceğiz ve doğru sıklıkla da bu fırçaları değiştireceğiz” dedi. Bu anlamda ‘6 ay sonra diş fırçanı değiştir’ düşüncesinin de yanlış olduğunu dile getiren Ozan, bu durumun aksine kullanma sıklığına göre daha kısa sürelerde de fırçaların değiştirilmesi gerekliliğinin doğabileceğini belirtti.

 

“Sabah ve gece yatmadan dişlerinizi fırçalayın”

 

Dişlerin fırçalanma zamanının, ne sıklıkla fırçalandığından daha önemli olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Oğuz Ozan, konuşmasında, “Yani ben gün içerisinde dişlerimi 5 kez fırçalıyorum ama gece yatmadan önce fırçalamıyorum mesela. Bu, bana sorarsanız çok daha etkisiz çünkü gece metabolizma yavaşlar, ağız içerisindeki bakteriler artmaya başlar. Dolayısıyla gece, bizim diş sağlığımız için en kritik zamandır. Aynı zamanda, çürük oluşturan bakteriler için de iyi bir zaman. Bizim bu bakterilere imkan vermememiz lazım” ifadelerine yer verdi. Bu anlamda gece yenecek son yiyecekler de yendikten sonra dişlerin fırçalanması gerektiğini söyleyen Ozan, dişler fırçalandıktan sonra atıştırmalık dahil başka bir yiyeceğin tüketilmemesi gerektiğinin altını çizerken, bunun günde 3 kez diş fırçalanmasından daha etkili olacağını kaydetti.

Gün içerisindeki iş koşturmasının içerisinde diş fırçalama alışkanlığımızın sekteye uğrayabileceğini dile getiren Ozan, sabah kahvaltısından sonra evden çıkmadan da dişlerin fırçalanması gerektiğini ve bunun da ağız ve diş sağlığı açısından iyi olduğunu aktardı. Sabah kalkıp kahvaltı yapmadan dişini fırçalamanın da doğru olmadığını belirten Ozan, diş fırçalama işleminden sonra yemek yenilmemesinin önemine dikkat çekti. Ozan, “Gece yatmadan önce dişlerimizi fırçaladık, ağzımızdaki plak seviyesini iyice azalttık. Onun sonrasında plak oluşturacak şey de yediğimiz yemeklerdir. Bekleyeceğiz, kahvaltımızı yapacağız ve ikinci fırçalamayı da evden çıkmadan yapıp öyle çıkacağız. Bunun yanında öğle yemeğinden sonra bir kere daha fırçalayabilirsek çok iyi olur” ifadelerini kullandı. Ozan, günün koşturmasından dolayı öğle saatlerinde fırçalanma unutulsa da kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce dişlerin fırçalanmasının ‘olmazsa olmaz’ olduğunu vurguladı.

 

“Gargara sonra ağzı su ile çalkalamayın”

 

Tüm bunlara ek olarak ağız gargaralarının da ağız ve diş sağlığı için ayrı bir öneme sahip olduğunu söyleyen Ozan, ağız gargarasının tek başına hiçbir işe yaramayacağının ve diş fırçalama olmadan gargaranın bir anlamı olmayacağının altını çizdi. Kullanılan gargaranın hangi gargara olduğunun önemli olmadığını ve antibakteriyel ve hoşa giden bir gargaranın kullanılabileceğini belirten Ozan, gargara kullanımında en kritik noktanın, ‘gargara sonrası ağzı su ile çalkalamamak’ olduğunu aktardı. Ozan, “İstiyoruz ki o gargaranın plak tabakası halinde diş etlerinin üzerinde tabaka halinde bir süre kalsın” dedi.

 

“Ağız kokusunun birçok sebebi olabilir”

 

Ozan, diş eti kanaması, ağız kokusu ve diş hassasiyeti gibi belirtilerin yalnızca ağız sağlığıyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğine de dikkat çekti. Bu anlamda ağız kokusunun her zaman ağız sağlığı ile alakalı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Ozan, “Hatta yüzde 70 oranında sebebi ağız sağlığı ile alakalı olmayabilir” dedi. Bu sorunun temelinde mide, metabolizma, diyabet, kan şekeri gibi sorunların olabileceğini kaydeden Ozan, “Tabii ki ağız sağlığının da etkisi var ama diş eti kanaması gördüğümüzde doktora gitmemiz gerekiyor. Bu, diş fırçalarken bir kez diş eti kanaması gördüm, hadi hemen doktora gideyim, demek değil. Her diş fırçalamasında kanama görüyorsanız, o zaman sorun olduğundan şüphelenerek doktora gitmelisiniz” ifadelerini kullandı. Diş eti kanamasının bu anlamda önemli bir kriter olduğuna vurgu yapan Oğuz Ozan, o kanamanın bölgedeki iltihabı gösterdiğini kaydetti.

 

“Diş eti kanaması çok önemli”

 

En önemli diş probleminin diş çürüğü olmadığına dikkati çeken Ozan, “Diş kayıplarının yaklaşık olarak yüzde 70’inin sebebi diş çürüğü değil, diş çevresi dokulardaki iltihap, kaybedilen kemik ve sağlam dişin sallanarak çekilmesi veya düşmesi olduğunu vurguladı. Tüm bunların oluşabilmesinin ilk adımının diş eti kanaması olduğunu kaydeden Ozan, “Diş eti kanaması bu anlamda çok önemlidir. Diş eti kanaması, diş eti rahatsızlığı demektir. Sonrasında da bu kanama devam eden bir kanama olursa mutlaka hekime gidilmesi gerekir. Çünkü bu, ilerleyen dönemlerde sapasağlam dişimizin etrafındaki kemiğin erimesine ve dişin kaybedilmesiyle sonuçlanabilir. Bu yüzden çok dikkat edilmesi gerekiyor” dedi.

 

“Kontroller 1 seneyi geçmeden yapılmalı”

 

Bireylerin ağız ve diş sağlığı açısından kontrollerinin normal şartlarda 6 ayda bir olmasını önerdiklerini dile getiren Ozan, toplum içerisinde ekonomik durumlardan dolayı bu önerinin çok gerçekçi olmayacağını kaydederek, “Bu yüzden 1 seneyi geçirmeden rutin kontrollerin yapılmasını öneriyorum. Bu kontrollerde film çekiyoruz, bu çekilen film ile ağızdaki tüm sorunları görebiliyoruz. Eskiden küçük küçük birçok film çekiliyordu ancak günümüzde bu anlamda daha iyi durumdayız. Küçük bir radyasyon miktarıyla bütün ağız içini görüntüleyebiliyoruz. Yaptığımız bu rutin kontroller sonrasında hastalarımız uzun dönemde çok daha sağlıklı bir ağız ve diş sağlığı hayatı geçirebiliyor” ifadelerini kullandı. Bu kontroller sayesinde ağız içerisinde görünmeyen birçok sorunun da çözümlerinin erken dönemlerde sağlandığını kaydeden Ozan, “Diş kökleri etrafındaki iltihapların da kontrolü çok önemli. Lütfen bunu yapalım, bunu yaptığımızda belki uzun dönemdeki ciddi problemlerin önüne geçebiliriz ve böylelikle toplumumuzun da ağız ve diş sağlığını daha iyi bir noktaya çekmiş olabiliriz” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi