KIBRIS Medya Grubu Genel Müdürü Pınar Savun, yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla öğrenciler, veliler ve öğretmenler için değişen günlük düzeni kaleme aldı.
Çocukların okul sürecine yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve duygusal olarak da hazırlanmasının önemine dikkat çeken Savun, “Yeni eğitim yılıyla birlikte yalnızca çocuklar sınıflarına dönmüyor; öğrenciler, veliler ve öğretmenler de yeniden disiplinli bir düzene uyum sağlamaya çalışıyor. Bu süreçte çocukların çantalarını hazırlamak kadar zihinlerini ve duygularını da hazırlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Pınar SAVUN’un analizinin tamamı şöyle:
Yeni eğitim yılıyla birlikte yalnızca çocuklar sınıflarına dönmüyor; öğrenciler, veliler ve öğretmenler de yeniden disiplinli bir düzene uyum sağlamaya çalışıyor. Bu süreçte çocukların çantalarını hazırlamak kadar zihinlerini ve duygularını da hazırlamak gerekiyor.
Bu zilin sesi her evde başka yankılanıyor
Bugün ilkokullarda, yarın ise ortaokul ve liselerde ders zili çalıyor.
Bir zil çalıyor; yalnızca çocuklar sınıflarına dönmüyor, hepimizin hayatı değişiyor. Sabah alarmları yeniden erkene kuruluyor, kahvaltılar hızlanıyor, okul yollarında trafik yoğunlaşıyor. Servis saatleri, beslenme çantaları, ödevler, sınavlar, özel dersler, kurslar ve yetişilmesi gereken programlar yeniden hayatın merkezine yerleşiyor.
Tatilin daha özgür ve esnek günleri geride kalırken çocuklar, veliler ve öğretmenler hep birlikte konfor alanlarından çıkıp yeniden disiplinli bir düzene girmeye çalışıyor. Bu değişime bir günde uyum sağlamanın kolay olmadığını da kabul etmek gerekiyor. Bu zilin sesi her evde başka yankılanıyor.
Bir çocuk için arkadaşlarına ve öğretmenine kavuşmanın heyecanı, bir başkası için yeni sınıfın belirsizliği…
Bir veli için çocuğunun büyüdüğünü görmenin mutluluğu, bir diğeri için artan maddi ve manevi sorumluluklar… Öğretmenler içinse yeni öğrenciler, farklı ihtiyaçlar ve yeniden kurulacak bağlar…
Evlerde hummalı bir hazırlık var. Üniformalar yıkandı, ütülendi; eksikler tamamlandı, çantalar hazırlandı. Kalemler kutularına, defterler çantalara yerleştirildi. Uyku saatlerini erkene çekme çabaları başladı.
Asıl hazırlık zihinlerde ve duygularda
Ancak okul hazırlığı yalnızca üniformaları, çantaları ve kırtasiye malzemelerini hazırlamak değildir. Asıl hazırlık, tatilin rahatlığından yeni düzene geçecek zihni ve duyguları hazırlayabilmektir.
Çünkü her çocuk okulların açılmasını aynı duyguyla karşılamaz. Kimi arkadaşlarına kavuşacağı için sabırsızlanır. Kimi derslerde başarısız olmaktan, arkadaş grubunun dışında kalmaktan ya da yeni bir ortama uyum sağlayamamaktan korkar. Kimi de kendisini neyin beklediğini bilmediği için kaygılanır.
Bazı çocuklar ne hissettiğini anlatamaz; karın ağrısı, baş ağrısı, uykusuzluk, ağlama, öfke ya da isteksizlikle gösterir. Bu davranışları yalnızca “uyumsuzluk” ya da “şımarıklık” olarak görmek yerine çocuğun anlatmaya çalıştığı bir duygu olabileceğini düşünmek gerekir.
“Şu anda seni zorlayan bir şey mi var?” sorusu, çocuğun kendisini anlatabilmesi için güvenli bir alan açabilir.
Bazen çözümden önce dinlemek gerekir
Çocuğa hemen “Korkacak ne var?”, “Her şey güzel olacak.” ya da “Artık büyüdün.” demek yerine önce onu dinlemek gerekir. Bazen çocuğun ihtiyacı çözümden önce, duygusunun gerçekten duyulduğunu bilmektir.
“Okulla ilgili seni en çok heyecanlandıran ve en çok kaygılandıran şey ne?” sorusu, uzun nasihatlerden çok daha fazla kapı açabilir. Üstelik çocuk konuşmaya başladığında hemen araya girmeden, ona cevap hazırlamadan, en az iki dakika yalnızca dinlemek bile çok şey değiştirebilir.
Çocuğun kaygısını hemen ortadan kaldırmaya çalışmak iyi niyetlidir ama her zaman doğru değildir. Çünkü çocuk, “Kaygılanmamam gerekiyor.” diye düşünmeye başlayabilir. Oysa amaç kaygıyı yok etmek değil, onunla baş edebileceğine inanmasına yardımcı olmaktır. “Kaygılanman çok doğal. Seni en çok zorlayan şeyi birlikte düşünelim.” demek, çocuğun duygusunu küçültmeden yanında durmaktır.
Kaygı yükseldiğinde birlikte üç yavaş nefes almak ve ardından çözülebilecek tek bir küçük adım belirlemek, çocuğun zihnindeki büyük problemi daha yönetilebilir hâle getirebilir.
Her çocuğun kaygısı farklıdır
Elbette her kaygıya aynı şekilde yaklaşılmaz. Sosyal kaygısı olan bir çocuk için okul başlamadan ya da ilk günlerde bir sınıf arkadaşıyla buluşmak rahatlatıcı olabilir. Başarı kaygısı yaşayan çocukla, anlamadığı bir konu olduğunda kimden ve nasıl yardım isteyebileceği konuşulabilir. Belirsizlikten korkan çocuk içinse sabah kalkışından okul çıkışına kadar günün nasıl ilerleyeceğini önceden anlatmak güven verebilir.
Çocuğun yaşadığı kaygıyı doğru tanımadan ona doğru desteği sunmak da mümkün değildir. Bu nedenle aynı anda birçok çözüm denemek yerine çocuğun ihtiyacına uygun tek bir destek seçip bunu bir süre düzenli olarak uygulamak daha yararlı olabilir. Bazen kaygı yaratan anı küçük bir prova hâline getirmek de işe yarar.
“Teneffüste yalnız kalırsan ne yapabilirsin?”, “Bir konuyu anlamazsan öğretmeninden nasıl yardım istersin?”, “Sınıfa girdiğinde önce kiminle konuşabilirsin?” gibi sorular, çocuğu zihnindeki kötü senaryolardan çıkarıp çözüm üretmeye yöneltebilir.
Desteklemek, onun yerine yapmak değildir
Ancak burada önemli bir denge var: Çocuğu desteklemekle onun yerine her şeyi yapmak aynı şey değildir.
Geçen yıl çantasını anne ya da babası hazırladıysa bu yıl önce birlikte hazırlanabilir, ardından sorumluluk yavaş yavaş çocuğa bırakılabilir. “İstersen ilk adımı birlikte atalım, sonra sen devam edebilirsin.” cümlesi hem desteği hem de çocuğa duyulan güveni taşır. Çünkü her zorlukta çocuğu kurtarmaya çalışmak, farkında olmadan ona “Bunu tek başına yapamazsın.” mesajı verebilir. Çocuğun ihtiyacı, ulaşabileceği bir yetişkinin varlığını bilmek kadar kendi yeterliliğini de keşfetmektir.
Küçük adımlar uyumu kolaylaştırır
Yeni düzene geçişi kolaylaştırmak için büyük değişiklikleri bir gecede yapmaya çalışmak yerine küçük adımlarla ilerlemek gerekir. Uyku ve uyanma saatlerini kademeli olarak erkene almak, çanta ve kıyafetleri akşamdan hazırlamak, sabah telaşını azaltmak için basit bir rutin oluşturmak ilk günleri kolaylaştırabilir.
Her akşam yalnızca on dakikalık sakin bir zaman ayırıp “Bugün senin için nasıl geçti?” diye sormak da çocuğun okul deneyimini paylaşmasına yardımcı olabilir. Ancak bu konuşmayı bir sorgulamaya çevirmemek gerekir. Bazen çocuk anlatır, bazen anlatmak istemez. Önemli olan, anlatmak istediğinde dinleneceğini bilmesidir.
Kendi kaygımızı çocukların çantasına koymamalıyız
Veliler olarak kendi kaygımızı da çocukların çantasına koymamaya çalışmalıyız. Sabah telaşımız, başarısızlık korkumuz, öğretmenle ya da okul düzeniyle ilgili endişelerimiz çoğu zaman biz söylemeden çocuklara ulaşır. Çünkü çocuklar yalnızca sözleri değil; sesimizin tonunu, yüzümüzün ifadesini ve davranışlarımızı da okur.
Onlardan beklentilerimizi anlatırken korkularımızı değil, onlara duyduğumuz güveni büyütmek gerekir.
Bir öğretmenin sözü bütün bir yılı değiştirebilir
Öğretmenler için de yeni dönem; yeni öğrenciler, farklı ihtiyaçlar ve büyük bir sorumluluk demektir. Bir öğrenciyi yalnızca notuyla değil; duygusuyla, çabasıyla, sessizliğiyle ve küçük ilerlemeleriyle de görebilmek eğitimin en kıymetli yanlarından biridir. Bazen bir öğretmenin “Seni fark ediyorum, burada güvendesin.” demesi, bir çocuğun bütün eğitim yılını değiştirebilir. Her gün bir çocuğun gösterdiği küçük bir çabayı somut biçimde takdir etmek, onun kendisine duyduğu güveni büyütebilir.
Yeni eğitim yılı başlarken kusursuz bir düzen kurmaya çalışmak yerine herkesin bu düzene alışmak için biraz zamana ihtiyacı olduğunu kabul etmek gerekir. İlk haftalarda yalnızca akademik başarıya değil; uyum, güven ve aidiyet duygusuna da önem verilmelidir.
Okul, küçük bir hayat alanıdır
Çünkü okul yalnızca bilgi öğrenilen bir yer değildir. Çocukların arkadaşlığı, sorumluluğu, paylaşmayı, hayal kırıklığıyla baş etmeyi, yeniden denemeyi ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrendiği küçük bir hayat alanıdır. Bugün ve yarın bazı çocuklar okul kapısından koşarak, bazıları annesinin ya da babasının elini biraz daha sıkı tutarak girecek. Her ikisi de doğaldır. Bazen büyümek, bir eli hemen bırakmak değil; bırakabileceğine güvenene kadar yanında birinin bulunduğunu bilmektir.
Çantalar hazır, formalar ütülü, evlerde tatlı bir telaş var…
Yeni yaşlar, yeni sınıflar, yeni öğretmenler, yeni arkadaşlıklar ve yeni sorumluluklar kapıda. Hepimizin bu değişime alışmak için biraz zamana, anlayışa ve desteğe ihtiyacı olacak.
Öğrencilerin, velilerin ve öğretmenlerin birbirini daha fazla dinlediği, birbirinin yükünü hafifletmeye çalıştığı; çocukların karşılaştırılmak yerine anlaşıldığı güzel, verimli ve sağlıklı bir eğitim öğretim yılı diliyorum ve en çok da bu uyum sürecinde birbirimize karşı daha sabırlı ve tahammüllü olmaya niyet ettiğimiz bir yıl diliyorum.