15 Eylül 2026 Salı

Prof. Dr. Köprülü: Mekke Anlaşması’nda Türkiye damgası var

KIBRIS 12
Yayınlama: 15 Eylül 2026 Salı 11:48 | Güncellendi: 15.09.2026 10:00 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
Prof. Dr. Köprülü; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın imza koyduğu Mekke Anlaşması’nın bölgesel caydırıcılık anlamına geldiğini söyledi.
Prof. Dr. Köprülü: Mekke Anlaşması’nda Türkiye damgası var

Prof. Dr. Köprülü; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın imza koyduğu Mekke Anlaşması’nın bölgesel caydırıcılık anlamına geldiğini söyledi.

Mekke’de yeni güç dengesi şekilleniyor”… Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın farklı güç unsurlarını aynı denklemde buluşturan Mekke Anlaşması, Orta Doğu’da değişen güvenlik dengelerinin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Nur Köprülü, anlaşmanın doğrudan İsrail’e karşı oluşturulmuş bir askeri ittifak olarak okunmaması gerektiğini; ancak bölgesel caydırıcılık unsuru taşıdığını söyledi. Köprülü, “Türkiye NATO üyesi ve savunma sanayisinde çok güçlü, Pakistan’ın nükleer gücü, Suudi Arabistan’ın finansal ve ekonomik gücü var.” dedi.

Taha Can GÜRLEK

Prof. Dr. Nur Köprülü; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ı bir araya getiren Mekke Anlaşması’nın İsrail’e doğrudan askeri tehdit oluşturmadığını ancak bölgesel caydırıcılık unsuru taşıdığını söyledi. Köprülü, “Türkiye NATO üyesi ve savunma sanayisinde çok güçlü, Pakistan’ın nükleer gücü, Suudi Arabistan’ın finansal ve ekonomik gücü var” dedi. Yakın Doğu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nur Köprülü, KIBRIS TV ekranlarında Elif Şen Çatal’ın Gün Ortası programına konuk oldu.

Köprülü, bölgesel gelişmeler ve Mekke anlaşmasına dair değerlendirmelerde bulundu. Köprülü, “Küresel güçlerin başta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) nüfuz alanını oldukça daralttığı ve bölgesel aktörlerin çok daha fazla zemin kazandığı bir Orta Doğu var.” dedi. Köprülü, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın, bölgedeki değişen jeopolitik ortamın bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtti.

Anlaşmanın geçmişteki güvenlik paktlarıyla aynı çerçevede değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Köprülü, Mekke Anlaşması’nın doğrudan ABD destekli bir yapı olduğu görüşüne katılmadığını söyledi.

Farklı üç güç, tek denklem

Mekke Anlaşması’nı dikkat çekici kılan en önemli unsurlardan birinin üç ülkenin farklı alanlardaki güç kapasitesini aynı denklemde buluşturması olduğunu belirten Köprülü; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın sahip olduğu imkanlara dikkat çekti. Köprülü, Türkiye’nin NATO üyeliği ve savunma sanayisindeki gücüne, Pakistan’ın nükleer kapasitesine, Suudi Arabistan’ın ise finansal ve ekonomik gücüne işaret etti. Bu üç unsurun bir araya gelmesinin bölgesel güvenlik açısından önemli bir kapasite oluşturduğunu belirten Köprülü, Mekke Anlaşması’nın gelecekte başka ülkeleri kapsayıp kapsamayacağının ise zaman içerisinde görüleceğini söyledi.

“Caydırıcılık unsuru taşıyor”

Köprülü, Mekke Anlaşması’nın doğrudan İsrail’e karşı oluşturulmuş bir askeri ittifak şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerinin güvenlik politikalarında yeni arayışlara yöneldiğini belirten Köprülü, İran, Husiler ve bölgedeki diğer tehditlerin bu arayışta etkili olduğunu ifade etti.

Mekke Anlaşması’nın bu yeni güvenlik arayışının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Köprülü, anlaşmanın İsrail’e doğrudan tehdit oluşturmasa da İsrail’in yayılmacı politikalarına karşı caydırıcılık unsuru taşıyabileceğini söyledi.

Türkiye bölgesel gücünü artırıyor

Türkiye’nin Orta Doğu’daki ağırlığının son dönemde arttığını belirten Köprülü, Ankara’nın NATO üyeliği, savunma sanayisindeki kapasitesi ve Suriye’deki etkinliğinin Türkiye’yi bölgenin en önemli aktörlerinden biri haline getirdiğini söyledi.

Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler ve Pakistan’la güvenlik alanındaki iş birliğinin de bu tabloyu güçlendirdiğini belirten Köprülü, Orta Doğu’daki ittifak haritasının değiştiğini ifade etti.

Köprülü, geçmişte Türkiye’yi bölgesel oluşumların dışında bırakmaya yönelik girişimler bulunduğunu hatırlatırken, bugün Türkiye’nin Suriye, Körfez ve Pakistan eksenindeki ilişkileri sayesinde daha güçlü bir bölgesel konum elde ettiğini söyledi.

Türkiye-Mısır hattında yeni dönem

Türkiye’nin bölgesel konumunu güçlendiren bir diğer gelişmenin Mısır ile ilişkilerde yaşanan değişim olduğunu belirten Köprülü, iki ülkenin özellikle Doğu Akdeniz’de rekabetten iş birliğine doğru ilerlediğini söyledi. Mısır’ın bölgedeki eski etkisini yeniden kazanmak istediğini ifade eden Köprülü, Türkiye ve Mısır’ın Doğu Akdeniz’de bazı çıkarlarının örtüştüğünü belirtti. İki ülkenin daha fazla iş birliği ekseninde ilerlemesinin Doğu Akdeniz’deki dengeleri Türkiye lehine etkileyebileceğini kaydeden Köprülü, bu gelişmenin Ankara’nın bölgesel ağırlığını artıran unsurlardan biri olduğunu ifade etti.

Rekabetin yeni adresi Suriye ve Doğu Akdeniz

Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin artık yalnızca Filistin meselesi üzerinden okunamayacağını belirten Köprülü, Suriye ve Doğu Akdeniz’in de iki ülke arasındaki önemli rekabet alanlarına dönüştüğünü söyledi.

Yeni Suriye konusunda Türkiye ile İsrail’in farklı beklentilere sahip olduğunu ifade eden Köprülü, İsrail’in daha zayıf ve askeri kapasitesi sınırlı bir Suriye istediğini, Türkiye’nin ise daha güçlü ve istikrarlı bir Suriye oluşumunu desteklediğini söyledi. Suriye’deki gelişmelerin Türkiye-İsrail rekabetine yeni bir boyut kazandırdığını belirten Köprülü, Doğu Akdeniz’in de bu rekabetin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi.

Köprülü, tüm bu gelişmelerin Orta Doğu’da yeni bir güç dengesi oluştuğuna işaret ettiğini belirterek, önümüzdeki dönemde bölgesel ittifakların daha da şekilleneceğini ve Türkiye’nin bu yeni denklemdeki ağırlığının artmaya devam edeceğini ifade etti.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi