Güney Kıbrıs’taki Temyiz Mahkemesi, Kıbrıslı Türklerin, taşınmaz malları için talep ettikleri tazminat talebini reddetti.
Fileleftheros gazetesi “Kıbrıslı Türkler 40 Milyon Euro Tazminat Talep Ediyor” başlıklı haberinde üç üyeli Temyiz Mahkemesinin, hayatta olmayan Kıbrıslı Türk çiftin taşınmaz mallarına ilişkin terekesi ile taşınmaz malları talep eden iki mirasçısının yaptığı istinaf başvurusunu reddettiğini yazdı.
İstinaf başvurusunda bulunanların, taşınmaz mallarının iadesinin yanı sıra hukuka aykırı müdahaleler için 40 milyon euro tazminat verilmesini de talep ettiğini yazan gazete bu dava için Titina Loizidu davasına atıfta bulunulduğunu ancak Temyiz Mahkemesinin, gerekçeleri ile birlikte Loizidu davası ile mevcut davanın farklı olduğu kanaatine vardığını belirtti.
Habere göre Temyiz Mahkemesi, Loizidu davasında, başvuru sahibinin, “BM üyesi olan bir ülke Türkiye tarafından, askeri işgal ve güç kullanımı yoluyla, mülkünden faydalanması hakkından mahrum edildiğini belirtti. Mevcut davada ise mirasçıların, “işgal kuvveti” olarak nitelendirdikleri Türkiye’den, taşınmazlarının kullanımının kendilerine verilmesi veya taşınmazlarına yerleşmelerine izin vermesini talep etmedikleri ifade edildi.
Bahse konu taşınmaz malların terekesi konumundaki kişi ile yurt dışında yaşayan iki mirasçının, 125 taşınmazdan oluşan mallarına yasa dışı müdahale edildiği için 40 milyon euroyu aşan tazminat talebi yanında çeşitli hukuki talepte bulunduğunu yazan gazete Temyiz Mahkemesinin, bu taşınmaz mallardan bazılarının tarım amaçlı olarak üçüncü şahıslar tarafından kullanıldığını, bazılarının ise ikamet amaçlı kullanıldığını da dile getirdiğini belirtti.
Gazete dava dilekçesinde, başvuru sahiplerinin 1974 yılında taşınmazlarını terk etmek zorunda kaldığı şeklindeki argümanın da yer aldığını yazdı. Temyiz Mahkemesinin kararına atıfta bulunan gazete davacıların temel iddiasının, “Kıbrıs Türk Malları Vasiliğinin, Ağustos 1974’ten sonra dava konusu olan taşınmaz mallarının idaresini ve denetimini devraldığını, mal sahiplerinin izni olmaksızın bunları kullandığı ve karşılığında herhangi bir tazminat veya kira ödemediği” şeklinde olduğunu yazdı.
Habere göre birincil mahkemede ise Başsavcılık ve Kıbrıs Türk Malları Vasiliği, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hiçbir zaman ne vefat eden kişileri ne de davacıları (anne ve kızı) taşınmaz mallarını terk etmeye zorladığını savundu.
Ayrıca taşınmaz mallarının kullanımının, hukuka aykırı ve izinsiz olmadığını, yasalara uygun şekilde yapıldığına da vurgu yapıldığını yazan gazete buna bağlı olarak Temyiz Mahkemesinin, vefat eden kişiler ile anne-kızın 1974 veya 1975 yılında taşınmaz mallarından zorla çıkarıldıkları iddiasını reddettiğini belirtti.
Habere göre kararda, 1974 yılındaki nüfus hareketinin herkes için zorunlu olmadığını, kişilerin tercihine bırakıldığını, hatta bazı Kıbrıslı Türklerin 1974 sonrasında Güney Kıbrıs’ta yaşamaya devam ettiği de ifade edildi.
Mahkeme ayrıca birincil mahkemenin, davacıların İçişleri Bakanı-Kıbrıs Türk Malları Vasiliğinin, tartışma konusu olan taşınmaza müdahale ettiğini ispatlayamadığı şeklindeki tespitini de doğru olarak nitelendirdi.