18 Eylül 2026 Cuma

Savaşın yeni cephesi denizin altında: Hedef iletişim kabloları

DÜNYA 18
Yayınlama: 18 Eylül 2026 Cuma 19:34 | Güncellendi: 18.09.2026 21:36 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
Dünyanın internet ve veri trafiğinin büyük bölümünü taşıyan denizaltı kabloları, artan jeopolitik gerilimle birlikte kritik bir güvenlik başlığına dönüştü. Kablolara yönelik sabotaj ihtimali, ülkeleri yeni önlemler almaya itiyor.
Savaşın yeni cephesi denizin altında: Hedef iletişim kabloları

Dünyanın internet ve veri trafiğinin büyük bölümünü taşıyan denizaltı kabloları, artan jeopolitik gerilimle birlikte kritik bir güvenlik başlığına dönüştü. Kablolara yönelik sabotaj ihtimali, ülkeleri yeni önlemler almaya itiyor.

Dünyanın farklı bölgelerinde tansiyon yükseliyor.

Rusya ile Ukrayna savaşı, İran-İsrail-ABD üçgenindeki gelişmeler, Suudi Arabistan ve Husiler arasındaki kriz.

Her Gün Yeni Bir Kriz

Tüm bunlara küresel deniz yollarının en önemli durakları arasında sayılan Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasından tutun da Çin ve çevresinde yaşananlardan Afrika’daki gelişmelere kadar çok farklı gelişmeleri eklemek mümkün.

Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler, askeri çatışmaların yanı sıra kritik altyapıların güvenliğine ilişkin riskleri de gündeme getiriyor.

Bu kapsamda deniz tabanından geçen fiber optik kablolar, uluslararası veri iletişiminin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Suyun Altında Savaş Hızlanıyor

Amerika, Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’yı birbirine bağlayan denizaltı kablo sistemleri, küresel dijital ekonominin işleyişinde kritik rol üstleniyor.

Dünya genelindeki veri trafiğinin ve internet iletişiminin yaklaşık yüzde 99’unun bu altyapı üzerinden gerçekleştiği belirtiliyor.

Bu nedenle kabloların fiziksel olarak zarar görmesi veya siber saldırılara maruz kalması, yalnızca internet erişimini etkileyen teknik bir sorun olarak değerlendirilmiyor.

Bankacılık ve ödeme sistemleri, ulaşım altyapıları, sağlık hizmetleri ve kamu kurumları arasındaki iletişim de olası kesintilerden etkilenebilecek alanlar arasında bulunuyor.

Kritik Altyapı ve İstihbarat Boyutu

Siber Diplomasi ve İstihbarat Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Kübra Özden, denizaltı kabloların yalnızca haberleşme altyapısının bir parçası olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve güvenlik sistemlerinin işleyişinde stratejik önem taşıdığını belirtiyor.

Özden’e göre kablo iniş istasyonları ve veri koridorları; sinyal istihbaratı, pasif dinleme ve veri trafiğinin analiz edilmesi bakımından stratejik bilgi elde edilmesine yönelik imkanlar oluşturabiliyor.

Bu durum, denizaltı kabloların jeopolitik rekabet kapsamında kritik altyapı unsuru olarak değerlendirilmesine neden oluyor.

Dolayısıyla söz konusu altyapıya yönelik tehditler, sivil iletişimin yanı sıra devletlerin askeri ve istihbari iletişim kapasitesi açısından da sonuçlar doğurabilecek nitelik taşıyor.

Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı’nda Artan Risk

Denizaltı kabloların geçtiği güzergahlar, jeopolitik açıdan hassas bölgelerle kesişebiliyor.

Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı da bu açıdan öne çıkan bölgeler arasında bulunuyor.

Kızıldeniz üzerinden geçen 17 denizaltı kablosunun Avrupa, Asya ve Afrika arasındaki veri trafiğinin önemli bölümünü taşıdığı belirtiliyor.

Bu nedenle bölgede yaşanabilecek fiziksel hasar, sabotaj veya çatışma kaynaklı kesintiler, yalnızca bölgesel iletişim sistemlerini değil, kıtalar arası veri akışını da etkileyebilecek potansiyele sahip.

2024 yılında Kızıldeniz’de meydana gelen ve üç büyük denizaltı kablosunun zarar görmesiyle sonuçlanan olaylar, altyapının karşı karşıya olduğu kırılganlığı somut biçimde ortaya koydu. Söz konusu kabloların tamamen onarılmasının yaklaşık altı ay sürdüğü aktarılıyor.

Uzman değerlendirmelerine göre bu nedenle denizaltı kablolarının korunması yalnızca fiziksel güvenlik tedbirleriyle sınırlı tutulmamalı.

Denizaltı  Altyapısında Yeni Güvenlik Yaklaşımı

Kablo güzergahlarının sürekli izlenmesi, şüpheli deniz hareketlerinin tespit edilmesi, hızlı müdahale ve onarım kapasitesinin geliştirilmesi ile alternatif veri güzergahlarının oluşturulması, altyapının dayanıklılığını artırabilecek temel unsurlar arasında değerlendiriliyor.

Kritik altyapıların güvenliği açısından son dönemde öne çıkan konulardan biri de gemilerin kablo güzergahlarında gerçekleştirdiği şüpheli hareketler.

“Drifting” olarak adlandırılan ve gemilerin kritik altyapıların bulunduğu bölgelerde olağandışı şekilde yavaşlamasını ifade eden hareketlerin, bazı durumlarda güzergahların haritalanmasına yönelik faaliyetlerle ilişkilendirildiği belirtiliyor.

Bu gelişmeler, denizaltı kabloların güvenliğinin yalnızca telekomünikasyon şirketlerinin sorumluluğunda değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor.

Kabloların geçtiği deniz alanlarının izlenmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve kamu-özel sektör koordinasyonunun güçlendirilmesi, kritik altyapı güvenliğinin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Türkiye Açısından Stratejik Önem

Denizaltı iletişim altyapısı Türkiye açısından da stratejik bir önem taşıyor.

Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, Avrupa ile Asya arasındaki veri akışında alternatif güzergahların geliştirilmesi bakımından potansiyel taşıyor.

Kübra Özden, Türkiye’nin dijital egemenliği ve kritik altyapı güvenliğinin milli güvenlik perspektifiyle ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Özden’e göre alternatif güzergahların geliştirilmesi, altyapıların milli kapasiteyle korunması ve hızlı müdahale imkanlarının artırılması, Türkiye’nin Avrupa-Asya veri trafiğinde transit merkez olma kapasitesini güçlendirebilir.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi