29 Temmuz 2026 Çarşamba

Tatar: Egemenliğe dayanmayan çözüm kalıcı olamaz

KIBRIS 13
Yayınlama: 29 Temmuz 2026 Çarşamba 18:29 | Güncellendi: 29.07.2026 17:00 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
Taha Can GÜRLEK
Tatar: Egemenliğe dayanmayan çözüm kalıcı olamaz

Taha Can GÜRLEK

  1. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KIBRIS TV’de BM Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs temaslarını değerlendirdi. Kıbrıs’ta çözümün egemen eşitlik ve iki devlet temelinde olması gerektiğini belirten Tatar, Türkiye’nin garantörlüğü ile Türk askerinin adadaki varlığının vazgeçilmez olduğunu söyledi.

Tatar, KIBRIS TV’de katıldığı programda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs ziyareti, genişletilmiş 5+1 formatındaki toplantı ihtimali, mülkiyet meselesi ve çözüm modellerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Guterres’in Kıbrıs konusuna hâkim ve deneyimli bir isim olduğunu ifade eden Tatar, Genel Sekreter’in görev süresi sona ermeden önce Kıbrıs meselesinde yeni bir zemin oluşturmak istediğini söyledi.

Tatar, buna karşın Guterres’in ziyaretinin ardından ortaya yeni bir durum çıkmadığını savunarak, “Kıbrıs konusunu yakından takip eden, tarafların açıklamalarını bilen biri olarak yeni bir şey görmedim. Ortak zeminin oluşabilmesinin yolu, Kıbrıs Türk halkının egemenliğinin kabul edilmesidir. Ondan sonra iki devletli çözümün ve iki devlet arasındaki iş birliğinin nasıl olacağı tartışılabilir.” dedi.

“Temel mesele egemenliktir”

Kıbrıs meselesinin tek kelimeyle “egemenlik” üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Tatar, Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının egemenliğini kabul etmediğini belirtti.

Federal çözüm modelinin tek egemenlik, tek uluslararası kimlik ve tek vatandaşlık anlayışına dayandığını söyleyen Tatar, böyle bir yapının Kıbrıs Türk halkının geleceğini güvence altına alamayacağını savundu.

Tatar, şu ifadeleri kullandı:

“Ben de çözüm isterim ancak bu çözüm gerçekçi olmalıdır. Geleceğimiz, bekamız ve çocuklarımızın bu ülkede onurlu biçimde yaşayabilmesi için Kuzey Kıbrıs Türk Devleti çözümün bir parçası olmalıdır. Devletimiz çözümün bir parçası olmaz, tek egemenlik ve tek cumhuriyet anlayışı içinde eritilirse bu, bizim varlığımız açısından büyük bir tehlike oluşturur.”

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın kendisine yaptığı bir uyarıyı da aktaran Tatar, “Denktaş bana, ‘Egemenliğe dayanmayan bir çözüm, buz üzerine yazılan anlaşmadır. Buz eridiğinde ne anlaşma kalır ne de kâğıt.’ demişti. Bu nedenle varılacak bir anlaşma mutlaka iki egemenliğe dayanmalıdır.” diye konuştu.

“5+1 toplantısının nasıl yapılacağını merak ediyorum”

Guterres’in garantör ülkelerin katılımıyla genişletilmiş 5+1 formatındaki bir toplantı için hazırlık başlatılacağını açıklamasını da değerlendiren Tatar, toplantının yapılabilmesi için gerekli koşulların henüz oluşmadığı görüşünü dile getirdi.

Rum tarafının tek egemenlik, tek cumhuriyet ve tek vatandaşlık temelindeki tutumunu sürdürdüğünü belirten Tatar, Türkiye’nin ise egemen eşitlik ve iki devletli çözüm siyasetini en üst düzeyde savunmaya devam ettiğini söyledi.

Tatar, “Genel Sekreter, 5+1 toplantısı için çalışma yapılacağını söylüyor ancak açıklanmış bir tarih yok. Karşı taraf federal yapıdan söz ederken Türkiye Cumhuriyeti iki devletli çözüm politikasını sürdürüyor. Bu şartlarda 5+1 toplantısının nasıl bir ortamda gerçekleştirileceğini merak ediyorum.” dedi.

Toplantının yapılma ihtimalini düşük gördüğünü kaydeden Tatar, “Yanılabilirim ancak mevcut şartlar ve tarafların açıklamaları dikkate alındığında 5+1 toplantısının yapılmama ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıs Türk tarafının daha önce egemen eşitlik temelinde müzakereye başlanabilmesi için doğrudan uçuş, doğrudan ticaret ve doğrudan temas taleplerini gündeme getirdiğini hatırlatan Tatar, bu adımların Kıbrıs Türk halkının egemenliğini teyit edecek nitelikte olduğunu söyledi.

“Türkiye’nin garantörlüğü vazgeçilmezdir”

Tatar, Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiilî garantörlüğü ile Türk askerinin adadaki varlığının Kıbrıs Türk halkının güvenliği açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin garantörlüğünün NATO veya başka bir güvenlik mekanizmasıyla değiştirilmesine karşı olduklarını ifade eden Tatar, şunları kaydetti:

“Bizim söylediğimiz açık ve nettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü, tek taraflı müdahale hakkıyla aynen devam etmeli ve Türk askeri adadaki varlığını sürdürmelidir. 1974’ten bu yana Kıbrıs’taki barışın, huzurun ve güvenliğin dayanağı Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığı ile Türkiye’nin garantörlüğüdür.”

Dünyada yaşanan savaş ve çatışmaların güvenliğin önemini bir kez daha gösterdiğini belirten Tatar, “Güvenliğin olmadığı yerde ekonominin, yaşamın ve varlığın sürdürülebilmesi mümkün değildir. Benim nazarımda en önemli başlık güvenliktir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin adadaki varlığının yalnızca Kıbrıslı Türkler için değil, Kıbrıslı Rumlar açısından da güvence oluşturduğunu savunan Tatar, mevcut huzur ortamının riske atılmaması gerektiğini söyledi.

“Mülkiyet üzerinden baskı artırılıyor”

Mülkiyet konusunda Rum tarafının son dönemde izlediği politikalara da değinen Tatar, Kıbrıs Türklerinin tutuklanmasına yönelik girişimlerin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Kuzey Kıbrıs Türk ekonomisinin baskı altına alınmak istendiğini savunan Tatar, Taşınmaz Mal Komisyonunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından tanınmış bir iç hukuk yolu olduğunu hatırlattı.

Tatar, “Mülkiyet meselesinde takas, tazminat ve bazı bölgelerde iade seçenekleri değerlendirilebilir. Güney’de yaklaşık 600 bin dönüm Türk malı bulunmaktadır. Bunların da kapsamlı biçimde ele alınması gerekir. Taşınmaz Mal Komisyonu önemli bir mekanizmadır ve gerekli kaynağın oluşturulması lazımdır.” dedi.

Rum tarafının Kıbrıslı Rumların Komisyona başvurmasını engellemeye çalıştığını ileri süren Tatar, mülkiyet meselesinin çözümünün karşılıklılık ve hakkaniyet temelinde ele alınması gerektiğini kaydetti.

“İki devletin iş birliği bölgeye katkı sağlar”

Kıbrıs’ta iki devlet arasında kurulacak iş birliğinin enerji, su, elektrik, ticaret ve turizm alanlarında her iki tarafa da yarar sağlayabileceğini belirten Tatar, coğrafi gerçeklerin Türkiye ile iş birliğini gerekli kıldığını söyledi.

Tatar, “Türkiye Kıbrıs’a sadece 60 kilometre uzaklıktadır. Türkiye’den su gelmiştir, elektrik getirilmesi gündemdedir. Enerji dâhil bütün bu imkânlar paylaşılabilir. İki devletin iş birliğine dayalı bir çözüm, hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların yararına olacaktır.” diye konuştu.

Çözüm karşıtı olmadığını vurgulayan Tatar, “Ben Cumhurbaşkanlığı dönemimde diyalogdan kaçmadım. Teknik komiteleri ve iki taraf arasındaki temasları destekledim. Ben de çözüm istiyorum ancak şartım, Kıbrıs Türk halkının egemenliğinin kabul edilmesidir. Bu kabul edilirse iki taraf için çözümün anahtarı çok daha kolay bulunabilir.” ifadelerine yer verdi.

BM Genel Sekreteri’nin ziyaretinden önce kamuoyunda yüksek beklenti oluşturulduğunu söyleyen Tatar, kendisinin ziyaret öncesinde farklı bir sonuç beklemediğini belirtti.

Tatar, Kıbrıs Türk halkının ortak bir siyaset etrafında hareket etmesinin önem taşıdığını vurgulayarak, “Yaşanan bütün tecrübelerden sonra tek yol, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve egemenliğimize sahip çıkmaktır. Çözüm, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletin iş birliğiyle mümkün olabilir.” dedi.

 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi