22 Haziran 2026 Pazartesi

Tokel: Hükümetin hedefi; erken seçim değil, bitmeye hazır projeleri tamamlamaktır

KIBRIS 6
Yayınlama: 22 Haziran 2026 Pazartesi 16:17 | Güncellendi: 22.06.2026 14:51 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
Siyasal İletişim Uzmanı Özdemir Tokel, erken seçim tartışmalarına ilişkin görüşlerini paylaşırken hükümeti konuya yaklaşımına dikkat çekti
Tokel: Hükümetin hedefi; erken seçim değil, bitmeye hazır projeleri tamamlamaktır

Siyasal İletişim Uzmanı Özdemir Tokel, erken seçim tartışmalarına ilişkin görüşlerini paylaşırken hükümeti konuya yaklaşımına dikkat çekti

Yusuf Bahadır AYDIN

Siyasal İletişim Uzmanı Özdemir Tokel, Kıbrıs TV’de katıldığı Kıbrıs’ta Gündem programında Eda Alisiananoğlu’nun sorularını yanıtladı. Tokel, programda erken seçim tartışmalarından seçim sistemine, iki seçimin birlikte yapılması konusundan karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık sorununa, Kıbrıs müzakerelerinden güvenlik ve garantiler konusuna kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
Son dönemde gündeme gelen erken seçim tartışmalarını değerlendiren Tokel, mevcut koşulların hükümeti erken seçime zorlayacak nitelikte olmadığını söyledi

.
Erken seçimin genellikle hükümetin dağılması, ortaklarının çekilmesi, Meclis çoğunluğunun kaybedilmesi veya ciddi ekonomik krizler gibi olağanüstü durumlarda ya da iktidar partileri açısından önemli bir vekil kazancı sağlayacak elverişli bir siyasi konjonktür oluştuğunda gündeme geldiğini belirten Tokel, mevcut hükümetin seçim döneminde halka verdiği sözleri yerine getirebilmesi için önünde halen önemli bir zaman bulunduğunu ifade etti.

Tokel, “Bugünkü şartlarda hükümeti erken seçime götürecek bir zorunluluk görünmüyor. Tam tersine devam eden yatırımların tamamlanmasıyla birlikte hükümetin elinin daha da güçleneceğini düşünüyorum” dedi.

İki seçimin birlikte yapılması rasyonel bir taleptir
Yerel seçimlerle genel seçimlerin aynı gün yapılmasının önemli avantajlar sağlayabileceğini belirten Tokel, ayrı ayrı yapılacak seçimlerin aylarca sürecek seçim atmosferi ve seçim yasakları anlamına geldiğini söyledi.

“Seçimlerin birleştirilmesiyle devlet milyonlarca liralık maliyetten kurtulabilir. Bu kaynak seçim organizasyonlarına değil, halka hizmete harcanabilir. Ortaya çıkacak tasarrufla yeni okul, yeni altyapı yatırımları yapılabilir” diyen Tokel, küçük siyasi partilerin de iki ayrı kampanya yerine tek kampanyaya odaklanarak daha adil bir yarış ortamı yakalayabileceğini kaydetti.

Özdemir Tokel ayrıca iki seçimin birlikte yapılmasının sandığa katılımı artırabileceğini belirterek, “Binlerce adayın yarışacağı bir seçim atmosferi seçmeni sandığa götüren önemli bir motivasyon yaratacaktır” ifadelerini kullandı.

Karma oy tartışması sığ bir anlayışla değil, akılcı bir yaklaşımla ele alınmalı
Karma oy sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tokel, konunun ideolojik ya da yüzeysel tartışmalarla değil, rasyonel bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini söyledi.

Karma oyun seçmene daha geniş tercih hakkı sunduğunu belirten Tokel, buna karşın parti disiplinini zayıflatabildiğini ve çok sayıda oyun geçersiz sayılmasına neden olabildiğini ifade etti.

“Karma oy kullanan birçok vatandaşın iradesi teknik hatalar nedeniyle sonuçlara tam olarak yansımıyor. Çok sayıda oy yanıyor. Bu durumun sağlıklı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor” dedi.

Elektronik oylama çağın gereğidir
Seçim sistemlerinin teknolojik gelişmelere uyum sağlaması gerektiğini belirten Tokel, elektronik oylama sistemlerinin tartışılması gerektiğini söyledi.

“Yapay zeka ve dijitalleşme çağında seçim süreçlerini de yeniden düşünmeliyiz. Güvenli elektronik sistemlerle hem oy hatalarının önüne geçilebilir hem de sonuçlar çok kısa sürede açıklanabilir” dedi.

Karma evlilikten doğan çocukların vatandaşlık sorunu bir insan hakları meselesidir
Programda karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık sorununa da değinen Tokel, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin süreci incelemeye almasının önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Bu konuda mücadele yürüten Eda Hançer Akkor’u tebrik eden Tokel, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlıktan mahrum bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

“Bu çocuklar Kıbrıs sorununa rehin tutuluyor. Bu mesele artık siyasi değil, doğrudan insan hakları ve çocuk hakları meselesidir” ifadelerini kullandı.

Yeni Kıbrıs planı iddiaları bir nabız yoklaması olabilir
Kıbrıs müzakerelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tokel, kamuoyuna yansıyan Holguin planı iddialarının geçmiş müzakere süreçlerini hatırlattığını söyledi.

Basına sızan bazı unsurların kamuoyunun tepkisini ölçmeye yönelik olabileceğini belirten Tokel, resmi ve doğrulanmış bir plan ortaya çıkmadan kesin değerlendirme yapılmasının doğru olmayacağını ifade etti.

Türk tarafı iki devletli çözüm politikasını sürdürüyor
Siyasal İletişim Uzmanı Tokel, Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC’nin ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonunun devam ettiğini belirterek, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü yaklaşımının Türk tarafının temel pozisyonu olduğunu söyledi.

“Yeni fikirler elbette tartışılabilir. Ancak Türk tarafının yıllardır savunduğu egemen eşitlik ilkesinden vazgeçtiğine dair herhangi bir işaret bulunmamaktadır” dedi.

NATO garantörlüğü Kıbrıs Türk halkının kabul edeceği bir model değildir
Tokel, kamuoyuna yansıyan bazı senaryolarda dile getirilen NATO garantörlüğü veya benzeri uluslararası güvenlik mekanizmalarının Kıbrıs Türk halkı tarafından kabul görmeyeceğini söyledi.

“Kıbrıs Türk halkının kabul etmeyeceği en temel unsur, Türk askerinin yerine NATO veya başka bir uluslararası mekanizmanın geçirilmesidir. Bunu kabul edecek tek bir Kıbrıs Türkü bile bulmak zordur. Kıbrıs Türk halkı güvenliğini teorik vaatlere değil, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine emanet etmiştir” dedi.
Tokel, son yıllarda dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerin ve çatışmaların da uluslararası kuruluşların güvenlik konusunda her zaman beklenen sonucu veremediğini gösterdiğini ifade etti.

Toprak tartışmaları ekonomiye ve toplumsal psikolojiye ciddi zarar verir
Özdemir Tokel, Maraş, Mesarya, Güzelyurt, Karpaz ve benzeri bölgelerin yeniden müzakere konusu yapılmasının dahi toplumda tedirginlik yaratacağını belirtti.

“Toprak tartışmalarının yeniden başlaması ve hangi bölgelerin verileceğinin konuşulmaya başlanması; Kıbrıs Türk turizmine, inşaat sektörüne, yatırım ortamına ve toplumsal psikolojiye zarar verir. İnsanların yaşadığı bölgelerin geleceğinin sürekli tartışma konusu yapılması ekonomiye de güven duygusuna da darbe vurur” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi