Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle Akdeniz Havzası’nda artan sıcak hava dalgaları ve kuraklık, Tunus’ta bu yaz geniş ormanlık alanların zarar görmesine neden oldu.
Tarım, Su Kaynakları ve Balıkçılık Bakanlığı verilerine göre, Tunus’ta yaz başından bu yana çıkan yaklaşık 1000 yangında 12 bin 100 hektar alan zarar gördü.
Uzmanlar, sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkması ve yağışların azalmasının, yangın riskini önemli ölçüde artırdığına dikkati çekiyor.
Bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biri ise ülkenin kuzeyindeki Bizerte vilayetine bağlı Gar el-Milh bölgesinde yaşandı.
22 Temmuz’da başlayan ve komşu Refraf beldesinden Nazur Dağı yamaçlarına kadar yaklaşık 3,5 kilometrelik alana yayılan yangın, onlarca hektarlık ormanlık alanı yok etti.
Kısa süre öncesine kadar binlerce kişinin denize girmek ve doğayla iç içe vakit geçirmek için ziyaret ettiği, Nazur Dağı’nın yeşil örtüsüyle Akdeniz’in mavisini buluşturan sahil şeridi, yangının ardından büyük ölçüde siyaha büründü.
Yangında can kaybı yaşanmazken, bölge sakinleri ve uzmanlar, zarar gören ekosistemin yeniden eski haline dönmesinin uzun yıllar alabileceğini belirtiyor.
“Bu sadece Gar el-Milh’in değil Tunus’un kaybı”
Gar el-Milh Yerel Tarım ve Balıkçılık Birliği Üyesi Husam el-İmam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yangının çıkış nedeninin henüz belirlenemediğini ancak insan kaynaklı bir ihmal ihtimalinin değerlendirildiğini söyledi.
Can kaybı yaşanmamasının tek teselli olduğunu ifade eden İmam, “Onlarca hektarlık doğal alanın yok olduğunu görmek büyük üzüntü veriyor. Bu sadece Gar el-Milh’in değil bütün Tunus’un kaybıdır.” dedi.
Bölgenin en önemli özelliklerinden birinin, orman dokusuyla Akdeniz kıyısının iç içe geçtiği doğal yapı olduğunu belirten İmam, yangının biyolojik çeşitlilik ve turizm açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.
Nazur Dağı’nda yalnızca çam ağaçlarının değil yabani biberiye, kekik ve arıcılık açısından önemli birçok bitki türünün de zarar gördüğünü kaydeden İmam, yeniden ağaçlandırma çalışmalarının bilimsel planlama gerektirdiğini ifade etti.
İmam, yetkililer, sivil toplum kuruluşları ve yerel halkın işbirliğiyle kapsamlı bir ağaçlandırma kampanyası yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Rüzgar alevlerin yayılmasını hızlandırdı
Yangının kısa sürede geniş bir alana yayılmasında şiddetli rüzgarın etkili olduğunu belirten İmam, alevlerin zaman zaman kontrol altına alınmasına rağmen yeniden büyüdüğünü söyledi.
Sivil savunma, Ulusal Muhafız, ordu ve yerel yönetim ekiplerinin günlerce süren müdahalesine rağmen sarp arazi yapısı nedeniyle bazı bölgelere ulaşmanın mümkün olmadığını aktaran İmam, özellikle dağın denize dik indiği kesimlerde müdahalenin güçleştiğine dikkati çekti.
İmam, orman yangınında rüzgarın taşıdığı kıvılcımlar nedeniyle emniyet şeritlerinin yetersiz kaldığını, gece saatlerinde ise alevlerin yaklaşık 7 metreye ulaştığını ifade etti.
“Yeşilin yerini siyah aldı”
Gar el-Milh sakinlerinden Usame Bekkuş, yangının yerleşim yerlerine kadar yaklaştığını belirterek, bölge halkının saatlerce endişe yaşadığını ifade etti.
Bekkuş, gelecekte yangınlarla mücadelede yerel halkın da sürece dahil edilmesi gerektiğini ve yangın emniyet şeritlerinin düzenli bakımının önem taşıdığını kaydetti.
Bölge sakinlerinden Fethiye Atavi ise yangın sonrası dağın görünümünün tamamen değiştiğini dile getirerek yeşil örtünün yok olması nedeniyle kış aylarında toprak kayması yaşanabileceğini söyledi.
Atavi, bölge halkı ve gönüllülerin yeniden ağaçlandırma çalışmalarına katılmaya hazır olduğunu vurguladı.
Uzmanlar, iklim değişikliğiyle birlikte Akdeniz Havzası’nda orman yangınlarının daha sık ve daha şiddetli hale gelmesinin beklendiğini, bu durumun yalnızca çevresel değil ekonomik ve sosyal sonuçlar da doğuracağını vurguluyor.