Hurda ve atık malzemeleri el emeğiyle tarihî silah, uçak ve gemi replikalarına dönüştüren, 67 yaşındaki eski inşaat işçisi Eryener, atölyesinin kapılarını KIRBIS’a açtı:
Tarihî replikalar üretiyor… Geçmiş yüzyıllarda kullanılan av tüfekleri ve savaşlarda kullanılan tarihî silahların modellerini üreten Erbay Eryener, dönüştürdüğü atık ve hurda malzemelerden ateşli olmayan dekoratif replikalar yapıyor. I. ve II. Dünya Savaşları’nda kullanılan çeşitli el bombaları, gemiler ve bugüne kadar 4 uçak üreten Eryener, tarihî araç ve silahların yanı sıra su değirmeni ve rüzgâr değirmeni de üretebiliyor.
“Amacım para kazanmak değil” … “Övünmek için söylemiyorum ama istediğim her şeyin birebir aynısını yapabilirim. En büyük isteğim, imkân verilmesi ve projelerimi hayata geçirebilmemdir. Amacım para kazanmak değil. Bana destek olunsun, sponsor bulunsun, ben de üretmeye devam edeyim.” diyen Eryener, ürettiği tarihi yapılarla turizme katkı sağlamak istediğini aktardı.
Cemre CEMALİ
İnşaatlarda geçen uzun çalışma yıllarının ardından çocukluk merakının peşinden giden Erbay Eryener, Lefkoşa’da atölye olarak kullandığı eski bir garajda tarihî silahlardan savaş uçaklarına uzanan, birbirinden farklı replikalar üretiyor. Çalışmalarında kullandığı parçaların büyük bölümünü atık ve hurda malzemeleri değerlendirerek el emeğiyle hazırlayan Eryener, “Tarihi yapılar üreterek turizme katkı sağlamak istiyorum.” dedi ve destek çağrısında bulundu.
En büyük arzusunun, yıllardır emek vererek ortaya çıkardığı eserlerin daha fazla kişi tarafından görülmesi olduğunu belirten Eryener, atölyesinin kapılarını KIBRIS’a açarak çalışmalarının hikâyesini anlattı.

“Bu ilgi çocukluğumdan beri var”
1959 yılında Küçükkaymaklı’da doğan Erbay Eryener, hayatının büyük bölümünü inşaat sektöründe geçirdiğini belirterek, “50 yıl inşaatlarda çalıştım. Bunun dışında da çeşitli işlerde bulundum. Şu an emekliyim; ancak hayat şartları nedeniyle çalışmayı sürdürüyorum. Buna rağmen çocukluğumdan beri tarihî silahlara, savaş araçlarına ve geçmişte kullanılan aletlere duyduğum meraktan hiç vazgeçmedim.” dedi.
Eryener, tarihe merakının ürettiği her esere yansıdığını belirterek, tasarımlarını internetten yaptığı araştırmalar ve okuduğu kitaplardan edindiği bilgiler doğrultusunda hazırladığını söyledi.
Geçmiş dönemlere ait araç, silah ve yapıların maket ve replikalarını yapmanın en büyük hobisi olduğunu söyleyen Eryener, çocukluğundan beri duyduğu bu ilgiyi şu sözlerle tanımladı: Bana para verseniz maç seyrettiremezsiniz, balığa götürseniz oltayı atar kaçarım ama küçük yaşlardan itibaren tarihi silahlara ve savaş araçlarına büyük merakım vardı. Savaş filmlerini hiç kaçırmaz, bu konulardaki kitapları okur, videolar izlerdim.
Eryener, 1974 öncesinde düzenlenen törenlerde Mücahitlerin yanına giderek silahları yakından incelemeye çalıştığını belirterek, babasının işlettiği lokantaya müşteri olarak gelen askeri inzibatlarla da sık sık sohbet ettiğini, “Onlara soğuk içecekler ısmarlardım, onlar da bana silahlarını gösterir, çalışma prensiplerini anlatırdı.” sözleriyle anlattı.
“Yaklaşık 15 yıl önce üretmeye başladım”
Silahlara ilgisinin çocukluk yıllarında ilginç olaylara da yol açtığını anlatan Erbay Eryener, bulduğu parçalardan yaptığı bir silah nedeniyle bir dönem sıkıntı yaşadığını şu sözlerle belirtti:
Yaptığım silahı görenler gerçek sandı ve ihbar etti. Teşkilata çağrıldım. “Nereden buldun, kim verdi?” diye sorgulandım. Kendim yaptığımı anlatana kadar epey uğraştım.
Eryener, bu ilgisinin ilerleyen yıllarda da devam ettiğini söyleyerek, 1974 yılında gönüllü olarak teşkilata katıldığını, 1976’da ise 30 ay Mücahitlik yaptığını belirtti. “Bu süreç bana birçok farklı silahı yakından tanıma ve özelliklerini öğrenme fırsatı verdi.” diyen Eryener, bu hobisinden hiç vazgeçmediğini kaydetti.
Eryener, ilkokul yıllarında ailesinin lokantasında çalıştırılmak üzere okuldan alındığını ve eğitim hayatının yarıda kaldığını anlatarak, buna rağmen okumaktan hiç vazgeçmediğini şöyle belirtti:
Okula gitmesem de kütüphaneye üye oldum. Her türlü kitabı okudum. Askerlik dönemimde de bu alandaki bilgilerimi geliştirmek için araştırmalar yapmaya devam ettim. Daha sonra evlenip geçim derdine düşünce hobime yeterince vakit ayıramadım.
Yaklaşık 15 yıl kadar önce üretmeye başladığını ifade eden Eryener, ilk çalışmalarını Hamitköy’de kayınbabasının kendisine tahsis ettiği boş bir alanda gerçekleştirdiğini şöyle anlattı:
Çeşitli uçaklar ve araçlar yaptım. O dönemde Güney Kıbrıs’tan gelen ziyaretçiler oldu. Hatta bir film şirketi de benimle görüşmeye geldi. Truva gibi bazı filmlerde kullanılmak üzere çalışmalar üretmem isteniyordu. Anlaşma aşamasına gelmiştik; ancak yaşadığım talihsiz bir olay nedeniyle bu fırsatı kaçırdım.

“Şikâyet edildim, 10 yıl süren davada beraat ettim”
Film şirketiyle iş birliği hazırlıkları yaptığı dönemde polis tarafından tutuklandığını anlatan Erbay Eryener, yaptığı savaş araçları ve silah replikalarının gerçekmiş gibi gösterilerek şikâyet edildiğini şu sözlerle kaydetti:
Hakkımda şikâyet yapıldı. Bunun sonucunda yaklaşık 10 yıl süren bir dava süreci yaşadım. Sonunda suçsuz olduğum ortaya çıktı ve beraat ettim; ancak bu süreç benim için oldukça zordu. İş bulmakta sıkıntı yaşadım, çalıştığım yerlerden çıkarıldım. Hakkımda çeşitli suçlamalar yapıldı fakat zamanla ürettiğim eserlerin gerçek silah olmadığı anlaşıldı.
Eryener, o dönemde yaşadıklarını anlatarak, bir gün kızının kendisini arayarak polislerin evde arama yapmak için geldiğini söylediğini belirtti. “Ben de ‘Arasınlar kızım, korkacak bir şey yok.’ dedim. Eve ulaşmamıza birkaç dakika kala medyada ‘Küçükkaymaklı’da cephanelik ev’ başlıklı haberler yayımlandı. Yolda giderken haberleri görünce ben de ‘Kim bu evinde silah saklayan kişi?’ diye düşündüm. Eve vardığımda, bahsedilen kişi olduğumu anladım çünkü haberlerde yer alan silahlar, yaptığım replikalardı.”
Eryener, polislere evde bulunan tüm silahların kendi üretimi olduğunu anlattığını belirterek, eserlerin uzmanlar tarafından incelendiğini söyledi. Yapılan incelemeler sonucunda ortada herhangi bir yasa dışı durum bulunmadığının ve silahların tehlike oluşturmadığının tespit edildiğini kaydeden Eryener, buna rağmen birkaç gün poliste tutuklu kaldığını ve daha sonra teminatla serbest bırakıldığını belirtti.
Eryener, yurt dışına çıkış yasağı nedeniyle dava süresince 10 yıl boyunca yurt dışına çıkamadığını; fakat yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen hobisinden vazgeçmediğini söyleyerek, “Polise başvurarak gerekli izinleri aldım. Ateşli silah niteliği taşımayan farklı türlerde replikalar üretmeme izin verildi. Ben de fırsat buldukça elimdeki imkanlarla çalışmalarımı sürdürmeye devam ettim.” dedi.
Bugün ise Lefkoşa’da damadının eski garajını atölye olarak kullandığını ve üretim yapmaya devam ettiğini söyleyen Eryener, yıllardır emek vererek ortaya çıkardığı eserlerin daha geniş kitlelere ulaşmasını ve çalışmalarının daha fazla kişi tarafından görülmesini istediğini açıkladı.

“Atık ve hurda parçaları değerlendiriyorum”
Çalışmalarında kullandığı parçaların büyük bölümünü kendi atölyesinde el emeğiyle ürettiğini ifade eden Erbay Eryener, birçok malzemeyi ise atık ve hurda parçaları değerlendirerek elde ettiğini anlattı.
Yıllar içerisinde çok farklı dönemlere ait silah ve araçların replikalarını yaptığını söyleyen Eryener, çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:
Tatar yayı olarak da bilinen, geçmişte Çinliler ve Koreliler tarafından kullanılan yaylardan farklı ülkelere ait çok sayıda tarihi silah modeline kadar birçok çalışma yaptım. Geçtiğimiz yüzyıllarda kullanılan av tüfekleri, makineli tüfekler, pompalı tüfekler, Roma dönemine ait ok atıcıları ve 18’inci yüzyıla kadar kullanılan çeşitli tüfeklerin replikalarını ürettim. Bunların tamamı orijinal ölçülerine sadık kalınarak hazırlanmış, ateşli olmayan dekoratif replikalardır. Tetik mekanizmaları çalışmaz, namluları ise gerçek namlu değildir.
Eryener, I. ve II. Dünya Savaşları’nda kullanılan çeşitli el bombalarının modellerini de yaptığını belirterek, bugüne kadar 4 uçak ürettiğini, bunlardan 3’ünün I. Dünya Savaşı döneminde kullanılan uçakların birebir ölçülerde hazırlanmış replikaları olduğunu söyledi. Yeni bir uçak projesi üzerinde çalıştığını da kaydeden Eryener, gemiler ve farklı tarihi araçlar da yaptığını ifade etti. Eryener, ürettiği eserlerin büyük bölümünün çok fazla kişi tarafından bilinmediğini söyleyerek çok sayıda su değirmeni ve rüzgâr değirmeni yaptığını da belirtti.
Ayrıca Antik Mısır dönemine ait firavun arabalarının modellerini de ürettiğini kaydeden Eryener, bunlardan bazılarını sattığını; lakin silah replikalarını herkese vermediğini dile getirdi.
Eryener, “Silahlar gerçek olmasa da başka amaçlarla kullanılmaması için tanımadığım ve güvenmediğim kişilere vermem.” Dedi ve yaptığı işin kendisi için yalnızca bir hobi olmadığını vurguladı.

“Destek olunsun, sponsor bulunsun üreteyim”
“Bu çalışmalarla uğraşırken bambaşka bir dünyaya giriyorum.” diyen Erbay Eryener, kafasında hayata geçirmek istediği çok sayıda proje bulunduğunu şu sözlerle kaydetti: Övünmek için söylemiyorum ama istediğim her şeyin birebir aynısını yapabilirim. En büyük isteğim imkân verilmesi ve projelerimi hayata geçirebilmemdir. Amacım para kazanmak değil. Bana destek olunsun, sponsor bulunsun, ben de üretmeye devam edeyim.
Eryener, maliyetlerin her geçen gün arttığına dikkat çekerek, malzeme temin etmekte zorlandığını belirtti; “Bir parça kerestenin fiyatı 2-3 bin TL’den başlıyor. Bir kutu boya ise 300-400 TL arasında değişiyor. Buna rağmen üretmekten vazgeçmiyorum.” dedi. Tarihi yapıların ve eserlerin turizme kazandırılabileceğine inandığını söyleyen Eryener, geçmişte çeşitli belediyelere projeler sunduğunu anlattı. Eryener, sahillerde tarihi toplar, kaleler ya da batık gemi temalı yapılar inşa etmeyi teklif ettiğini; ancak olumlu yanıt alamadığını belirterek, geçmişte Turizm Bakanlığı ile de görüştüğünü fakat projelerinin yeterli ilgiyi görmediğini söyledi.
“Tarihi yapılar üreterek turizme katkı sağlamak istiyorum.” diyen Eryener, yıllardır sürdürdüğü çalışmaların desteklenmesi halinde çok daha büyük projelere imza atabileceğini sözlerine ekledi.
