Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefke milletvekili aday adayı Ediz Tunçel, yaklaşan seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk halkının kritik bir süreçten geçtiğini belirterek devletin geleceği ve toplumsal birlik vurgusu yaptı.
Kıbrıs sorununda iki eşit ve egemen devlet temelindeki yaklaşımı desteklediğini ifade eden Tunçel, Türkiye ile tarihî ve güvenlik bağlarının önemine dikkat çekti.
UBP’nin hatalarından ders çıkarabilen ve toplumun farklı kesimlerinden gelen önerilere açık bir parti olduğunu savunan Tunçel, seçim sürecinde birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Açıklamasının sonunda Tunçel, Kıbrıs Türk halkının devletin varlığını ve toplumun birliğini korumak amacıyla UBP çatısı altında birleşmesi gerektiğini ifade etti.
Tunçel’in paylaşımı şöyle;
“Değerli dostlarım,
Son 50 yılın devlet ve toplum olarak en kritik dönemlerinden birine yaklaştığımız bugünlerde Kıbrıs Türkünün kaderini belirleyecek bir seçime giriyoruz…
Bu seçimde esasta oylanacak olan siyasi partiler ve görüşleri değil, devletin ve Kıbrıs Türkünün geleceğidir…
Ulusal Birlik Partisi bu seçimde toplumumuzun tümü tarafından neden sahiplenilmelidir?
Sebepleri açık ve nettir;
Birincisi; Ülke ve toplum son elli yılda hiç olmadığı kadar büyük bir milli güvenlik ve savaş tehdidi altındadır. Biz 52 yıl önce katledilen çocuklarımızı ancak bugün bir mezara kavuşturma imkanı bulmuşken, iki adım ötemizde hiç gereği yokken hala devasa bir askeri yığına yapılmakta ve “intikam, Türklere ölüm” naraları atılmaktadır. Bu kötülüğe karşı siyasal bir yapı olarak sadece UBP net bir duruş sergilemektedir. UBP’nin Kıbrıs sorunu konusunda izlediği çizgi iki eşit, egemen devletten geçiyor. Bu da artık tartışmasız şekilde Kıbrıs’ta olması gerekendir. Bizim ve büyüklerimizin yaşadıklarını, bize yaşatılanları, çocuklarımız asla yaşamamalıdır. Türkiye ile olan tarihi, milli ve güvenlik bağlarımızın tartışılır hiçbir tarafı yoktur, olmamalıdır da… Bu iradeyi de net olarak sadece Ulusal Birlik Partisi göstermektedir.
İkincisi; Ulusal Birlik Partisi kendi hatalarından pay ve ders çıkaran, kimliğini ve iradesini değiştirmeden çağın gereklerine uygun olarak kabuğunu değiştirebilen, yaptığı doğru şeylerin de, hatalarının da sorumluluğunu samimiyetle üstlenebilen tek siyasi partidir. Diğer siyasal yapıların hiçbiri bunu yapmıyor, yapmadıkları gibi, kendi hataları için başka günah keçileri arıyorlar, hiçbir zaman kendi hatalarının sorumluluklarını üstlenmiyorlar, kabullenmiyorlar.
Üçüncüsü; UBP vaktini ve enerjisini sırf popülizm uğruna rakiplerini eleştirerek geçirmiyor. Muhalefette kaldığında bile söylemleri ve eylemleri iktidara geldiğinde 180 derece değişmiyor. 50 yıllık sürece bakıldığında, diğer siyasal yapıların tümünün de iktidara geldiklerinde söylemleri ve eylemleri 180 derece değişiyor, eleştirdiklerinin beş beterini, on beterini iktidara geldiklerinde yapmaktan geri durmuyorlar, ülkeyi ve toplumu eşi benzeri görülmemiş yıkımlarla karşı karşıya bırakıyorlar. Eleştiri dedikleri ise sadece ahlaki sınırları hiçe sayan küfürün ve iftiranın kitabını yazmaktır. Vaatleri ise, hayal satıcılığıdır. UBP ise altını dolduramayacağı eleştirilerle uğraşmıyor, kendi işini yapmaya odaklanıyor.
Dördüncüsü; fikirsel olarak UBP’ye bir şey söylediğiniz zaman, söylenen aleyhte olsa bile, söyleyenin rozetine, kimliğine bakmadan, söylenen şey dikkate alınıyor. UBP toplumun her kesimiyle fikirsel paylaşım yapmaya, fikirsel bazda ortaya konulanı da kamusal fayda adına uygulamaya geçirmeye açık ve hazır tek siyasi partidir. Bu sorumluluğu diğer hiçbir partide göremezsiniz. Söylemde görebilirsiniz ama eylemde asla göremezsiniz.
Beşincisi; UBP, belli bir kesimin şahsi menfaat ve taleplerine hizmet edecek bir ideoloji partisi olarak değil, Kıbrıs Türk Cemaati’nin milli birlik partisi olarak kuruldu, bugün de devletin ve Kıbrıs Türk Halkı’nın siyasi temsilcisi olarak hala aynı özelliğini korumaktadır. Diğer siyasi yapılar ise kuruluş hedeflerinden çıkarak, kısa süre içinde tarikatlaştılar, sadece belirli zümrelerin belirli hedeflerine hizmet eden, halkı da hedeflerine ulaşmada kullanacakları kullanışlı aparat olarak gören siyasal yapılar haline geldiler. Bunun da en büyük zararı, milli iradeye oldu. Özellikle Kıbrıs Türkünün bir halk olarak haklarını savunmada bir milli birlik ve bütünlük oluşturulamadı.
Tarihsel süreçlere bakıldığında, tek bir gerçek vardır; Bir ulus karanlıkta kaldığında, yolunu aydınlatacak ışığı da ancak kendi içinde yaratır.
Bu ışık zaten atalarımız, babalarımız, analarımız tarafından yaratılmıştır… Bu vakitten sonra devletin, toplumun, ve her şeyden önce, çocuklarımızın geleceği için bu ışığın daha da güçlendirilmesi gerekmektedir.
İşte bu yüzden bu seçimde halkımıza Ulusal Birlik Partisi çatısı altında birleşmek, devletimizin varlığını ve toplumumuzun birliğini savunmak gibi çok büyük ve tarihi bir görev ve sorumluluk düşmektedir.
Tarih bizi haklı çıkardı, yine haklı çıkaracaktır.”