Arnavutluk’un başkenti Tiran’da öğrencilerin düzenlediği protestoların üçüncü gecesinde, polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı.
Gösteriler sırasında ateşe verilen bir büfenin önünde konuşan Başbakan Edi Rama, son günlerdeki eylemlere eşlik eden şiddetin arkasında öğrencilerin olmadığını ileri sürdü.
MUHALEFETİ SORUMLU TUTTU
Siyasi rakiplerini gençlerin memnuniyetsizliğini kendi çıkarları için kullanmakla suçlayan Rama, kargaşadan muhalefetin sorumlu olduğunu belirtti.
Yaşanan gerilimin gençlerin talepleriyle ilgisi bulunmadığını savunan Rama, protestoların yayılmasını grip salgınına benzeterek, “Bu grip salgını öğrenci kaynaklı bir salgın değil. Şehrin maskeli kişilerce tamamen rehin alınmasının, daha iyi bir hayat arzulayan hiç kimsenin şikayetleriyle, sorunlarıyla veya meşru talepleriyle hiçbir ilgisi yok.” ifadelerini kullandı.
“ŞİDDET KARŞISINDA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”
Taleplere taviz verilmeyeceğini dile getiren Arnavutluk Başbakanı, “Biraz huzur uğruna şiddet karşısında boyun eğilmesi gerektiğini söyleyen herkes yanılıyor. Çünkü biraz huzur için şiddet karşısında boyun eğerseniz, bu yolunuzu uzun bir süre kaybedeceğiniz anlamına gelir.” dedi.
Suçlamalarını “yabancı aktörleri” de kapsayacak biçimde genişleten Rama, bu aktörlerin kim olduğunu belirtmedi ve olaylara karıştıklarına dair herhangi bir kanıt sunmadı.
İstifa etmeyi reddeden Rama, herhangi bir hükümet değişikliğinin sandıkta gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.
Başbakan Rama’nın liderliğindeki Sosyalist Partisi, geçen yıl yapılan seçimleri ezici bir zaferle kazanmıştı.
PROTESTOLAR ÜLKE GENELİNE YAYILDI
Öğrenci ve sivil toplum protestoları, dün başkent Tiran’da art arda üçüncü gününde de devam etti.
Eylemler Dıraç, İşkodra, Görice ve Elbasan dahil olmak üzere ülke genelindeki diğer şehirlere sıçradıİ
Tiran’da olduğu gibi bu kentlerde de çatışmalar yaşandı. Güvenlik güçleri protestoculara göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale ederken, kamu kurumları ile özel işletmeler ateşe verildi ve yağmalandı.
Başkent Tiran’daki protestolar, hem üniversite hem de lise öğrencilerinin katılımıyla 12 saatten uzun süre devam etti.
Öğrenci gösterileri, üç gün önce Eğitim Bakanlığı binası önünde başlamıştı. Eylemciler hükümetin istifasını, üniversite koşullarının iyileştirilmesini talep etmiş ve yüksek yaşam maliyetine dikkat çekmişti.
‘FLAMİNGO DEVRİMİ’
Öğrenciler ilk olarak kendilerini “Flamingo Devrimi” protestocuları olarak adlandıran grup tarafından sokaklara çağrılmıştı.
Grubun her gün düzenlediği gösteriler haziran ayında çevre eylemleri şeklinde başlamış, daha sonra Rama’nın görevi bırakmasını isteyen hükümet karşıtı bir harekete dönüşmüştü.