Almanya’yı 28 yıl boyunca ikiye bölen Berlin Duvarı, 9 Kasım 1989’da yıkıldı.
Aradan geçen 37 yıla rağmen o dönemi yaşayan Almanlar, duvarın yarattığı ayrılığı, korkuyu ve birleşme sürecini unutmadı.
Almanya’nın başkenti Berlin’i ve ülkeyi 28 yıl boyunca ikiye bölen, Soğuk Savaş’ın en önemli simgelerinden Berlin Duvarı’nın yıkılışının üzerinden 37 yıl geçti.
13 Ağustos 1961’de inşa edilmeye başlanan ve 156 kilometre uzunluğundaki duvar, 9 Kasım 1989’da açıldı. Duvarın yıkılması, hem Almanya hem de Avrupa tarihi açısından dönüm noktası olurken, Doğu Almanya’daki Demokratik Almanya Cumhuriyeti (DDR) rejiminin sona ermesine giden süreci de hızlandırdı.
Berlin Duvarı’na giden süreç
İkinci Dünya Savaşı’ndan mağlup çıkan Almanya, ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği tarafından dört işgal bölgesine ayrıldı.
1949’da ABD, İngiltere ve Fransa’nın kontrolündeki bölgelerin birleştirilmesiyle Federal Almanya Cumhuriyeti (BRD) kurulurken, Sovyetler Birliği yönetimindeki bölgede Demokratik Almanya Cumhuriyeti (DDR) ilan edildi. Böylece Almanya iki ayrı devlete bölündü.
1949-1961 yılları arasında, aralarında çok sayıda eğitimli ve kalifiye gencin de bulunduğu yaklaşık 3 milyon kişi, ekonomik koşulların giderek kötüleştiği Doğu Almanya’dan Batı’ya kaçtı.
DDR yönetimi, bu göçü engellemek amacıyla 12 Ağustos 1961’de Berlin’de sınırı kapatma kararı aldı. Ertesi sabah Doğu Alman askerleri, Sovyetler Birliği kontrolündeki bölgeyi dikenli tellerle çevirdi. Tellerin kaçışları engellemekte yetersiz kalması üzerine 17 Ağustos gecesi 3,6 metre yüksekliğindeki Berlin Duvarı’nın inşasına başlandı.
Berlin Duvarı, Soğuk Savaş’ın simgesi oldu
Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya’ya geçmesini önlemek amacıyla inşa edilen 156 kilometrelik beton duvar, yıllarca Soğuk Savaş’ın en belirgin sembollerinden biri olarak varlığını sürdürdü.
Duvarı aşarak Batı’ya ulaşmaya çalışan 138 kişi hayatını kaybetti. Buna karşın, duvarın açıldığı 9 Kasım 1989’a kadar 5 bin 75 kişi sınırı geçmeyi başardı.
İki Almanya’nın birleşmesi ise her yıl 3 Ekim’de düzenlenen resmi törenlerle kutlanıyor. Birleşme gününün 9 Kasım yerine 3 Ekim olarak belirlenmesinde, 1938’de Nazilerin Yahudilere ait evlere, iş yerlerine ve sinagoglara saldırdığı Kristal Gece’nin yıl dönümünün 9 Kasım’a denk gelmesi etkili oldu.
“Demir perde” olarak da anılan Berlin Duvarı, Almanya’da yaşayanların hafızasında derin izler bıraktı. Duvarın kalıntıları bugün Berlin’in çeşitli noktalarında ziyaret edilebiliyor.
“İlk başta gerçek olduğuna inanamadım”
Berlin Duvarı’nın yıkılışının 37. yıl dönümü öncesinde Berlin Duvarı Anıtı’nı ziyaret eden vatandaşlar, o döneme ilişkin anılarını AA muhabiriyle paylaştı.
Anıtı tekerlekli sandalyeyle ziyaret eden Andrea-Barbara Czeskleba, duvarın 1989’da yıkılmasını büyük bir sürpriz olarak nitelendirdi. Doğu Almanya’da yaşayan akrabaları bulunduğunu belirten Czeskleba, “Ama çok sevindirici bir sürprizdi çünkü geçmiş yıllar boyunca DDR’deki insanlara hep üzülmüşümdür ve orada akrabalarım da vardı, onları ziyaret etmiştim. Bunu (duvarın yıkılmasını) gerçekten harika bulmuştum. İlk başta gerçek olduğuna inanamadım ama bunu çok memnuniyetle karşıladım.” dedi.
Duvarın yıkılmasının ardından Chemnitz’te yaşayan kuzenini ziyaret ettiğini anlatan Czeskleba, kuzeninin ailesinin seyahat edebilmekten mutluluk duyduğunu ancak işsizlik ve maddi sıkıntılarla da karşı karşıya kaldığını aktardı.
Duvar Anıtı’nı ziyaret ettiğinde geçmişte yaşadıklarını yeniden hatırladığını belirten Czeskleba, Doğu Almanya’daki akrabalarının gıda ve yatak çarşafı almak için kuyruklarda beklediğini anlattı.
Czeskleba, o dönemde yaşananları şu sözlerle dile getirdi:
“Genç bir yetişkin olarak DDR’de akrabalarımı ziyaret ettiğimdeki anılarım canlanıyor, gıda ve yatak çarşafları için nasıl kuyrukta bekledikleri, bize en iyisini sunmaya çalıştıkları ki bunu hiç yapmak zorunda değillerdi. Biz de DDR’nin paralarını harcamakta büyük zorluklar yaşadık çünkü ortada hiçbir şey yoktu. Ve bu hapiste olma hissi, bunların hepsi tekrar canlanıyor.”
Sınır geçişlerini de korkunç bulduğunu ifade eden Czeskleba, duvarın yeniden inşa edilmesini savunanlara tepki göstererek, insanların hapsedilmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi.
“‘Burada bir terslik var’ diye hissettik”
Bayreuth kentinde yaşayan Berthold Just, Berlin Duvarı’nın yıkıldığı sırada tesadüfen Doğu Almanya’da bulunduğunu anlattı.
Hristiyan Demokrat Birlik Partisinin (CDU) gençlik teşkilatı Junge Union ile Doğu Almanya’ya gittiklerini belirten Just, ziyaret için uzun süre önce başvuru yaptıklarını söyledi.
Meiningen’e giriş yaptıkları sırada olağan dışı bir durum olduğunu hissettiklerini aktaran Just, kendilerine DDR yönetimi tarafından tahsis edilen rehberin otobüsün ön paneline vurarak, “Sınır açılamaz, bu devleti lağvetmek olur” dediğini anlattı.
Just, daha sonra televizyonda insanların Berlin Duvarı’nın üzerine çıktığını gördüğünü belirterek, iki Almanya’nın birleşmesinin zorluklar yaratacağını öngördüğünü ancak sürecin başarıya ulaşacağına inandığını ifade etti.
Birleşmenin ardından Doğu Almanya’da iş bağlantıları kurduklarını kaydeden Just, genel olarak birçok sorunun zamanla çözüldüğünü söyledi.
“Bu inanılmazdı”
1980’li yıllarda Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki bir bakanlıkta görev yapan Albert Harms da duvarın yıkıldığı haberini Düsseldorf’tan dönerken radyodan öğrendiğini söyledi.
Haberin kendisini derinden etkilediğini belirten Harms, “Bu haber beni o kadar derinden etkiledi ki önce bunu sindirebilmek için otoyol kenarındaki bir otoparka girdim. Bu inanılmazdı.” ifadelerini kullandı.
Nisan 1989’da Kuzey Ren-Vestfalya’dan bir heyetle Doğu Almanya’yı ziyaret ettiğini aktaran Harms, duvarın yıkılmasının yakın gelecekte gerçekleşebileceğini düşünmediklerini belirterek, “Bunun (Duvarın yıkılışının) gelecek iki nesil içinde gerçekleşmesinin bile mümkün olabileceğini düşünmüyorduk.” dedi.
Dönemin Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Başbakanı Johannes Rau’nun DDR’deki muhaliflerle temas halinde olduğunu ifade eden Harms, bu nedenle Doğu Almanya’da değişim yaşanabileceğine ilişkin işaretler bulunduğunu söyledi.
İki Almanya’nın ve halklarının bugün büyük ölçüde birleştiğini ancak bazı farklılıkların sürdüğünü dile getiren Harms, eski Almanya Başbakanı Willy Brandt’ın “Şimdi birbirine ait olanlar birleşiyor” sözünün tam anlamıyla gerçekleşmesinin daha uzun zaman alacağını kaydetti.
Harms, toplumsal bütünleşmenin tamamlanmasının bir nesil daha sürebileceğini belirterek, birleşme sürecinin halen devam ettiğini ifade etti.


