Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nazife Özay, mimarlık eğitiminin yalnızca yapı tasarlamaya yönelik mesleki bilgi kazandırmaktan ibaret olmadığını belirterek, geleceğin mimarlarının eleştirel düşünebilen, araştıran, sorgulayan ve değişen dünyanın sorunlarına yaratıcı çözümler üretebilen tasarımcılar olarak yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yrd. Doç. Dr. Özay, mimarlık eğitimi ve DAÜ Mimarlık Bölümü’nde geleceğin mimarlarının nasıl yetiştirildiğine ilişkin açıklamalarda bulundu.
“İnsan yaşamının geçtiği her mekân, bir mimari kararın sonucudur” diyen Özay, evler, ofisler, okullar ve kent meydanlarının yalnızca fiziksel çevreler olmadığını; yaşam biçimini, sosyal ilişkileri ve kent kültürünü şekillendiren mekânlar olduğunu vurguladı.
Özay, mimarlığın yalnızca bina tasarlayan bir meslek olmadığını belirterek, “Mimarlık; insanların yaşamını, kentlerin kimliğini ve toplumların geleceğini biçimlendiren önemli bir düşünce ve tasarım disiplinidir” dedi.
Günümüzde mimarların yalnızca yapılar üretmediğine dikkat çeken Özay, mimarların kentleri analiz ettiğini, kültürel mirası koruduğunu, sürdürülebilir yaşam çevreleri tasarladığını ve teknolojinin sunduğu olanakları insan odaklı çözümler geliştirmek için kullandığını ifade etti.
Mimarların kamu kurumlarından uluslararası tasarım ofislerine, proje ve yapı yönetiminden koruma, restorasyon ve akademiye kadar geniş bir çalışma alanında görev alabildiğini belirten Özay, bu nedenle mimarlık eğitiminin temel amacının yalnızca mesleki bilgi kazandırmak olmadığını söyledi.
Özay, mimarlık eğitiminin eleştirel düşünebilen, araştıran, sorgulayan ve değişen dünyanın sorunlarına yaratıcı çözümler üretebilen tasarımcılar yetiştirmeyi hedeflemesi gerektiğini kaydetti.
Çağdaş mimarlık eğitiminin bilgi aktarımının ötesinde bir düşünme kültürü kazandırmayı hedeflediğini belirten Özay, öğrencilerden hazır çözümleri ezberlemelerinin değil, doğru soruları sormalarının, gözlem yapmalarının, araştırmalarının, farklı olasılıkları değerlendirmelerinin ve kendi tasarım yaklaşımlarını geliştirmelerinin beklendiğini ifade etti.
Özay, “Çünkü mimarlıkta tasarım, doğru cevabı bulmaktan önce doğru soruları sorabilme becerisiyle başlar” dedi.
Bu anlayışın temellerinin mimarlık eğitiminin ilk yılında atıldığını belirten Özay, dünyanın birçok saygın mimarlık okulunda olduğu gibi DAÜ Mimarlık Bölümü’nde de birinci sınıfın öğrencilerin yalnızca üniversite yaşamına uyum sağladıkları bir dönem olmadığını, aynı zamanda tasarımcı kimliklerinin şekillenmeye başladığı temel eğitim yılı olduğunu söyledi.
“Temel Yıl (Foundation Year)” olarak adlandırılan bu sürecin öğrencilerin ortak bir tasarım dili geliştirdikleri, mekânsal düşünmeyi öğrendikleri ve tasarımın ana ilkelerini içselleştirdikleri kritik bir başlangıç olduğunu belirten Özay, Temel Yıl’ın bölümün eğitim felsefesinin merkezinde yer aldığını ifade etti.
Temel Yıl sürecinde öğrencilerin tasarımın ana kavramlarıyla tanışırken gözlem yapmayı, sorgulamayı, eleştirel düşünmeyi ve fikirlerini mekâna dönüştürmeyi öğrendiklerini aktaran Özay, grafik anlatım, görsel iletişim, mimarlık kuramı, yapı bilgisi ve yapı teknolojileri gibi derslerin temel tasarım stüdyosuyla bütünleşik biçimde yürütüldüğünü kaydetti.
Bu yaklaşım sayesinde öğrencilerin kuramsal bilgi ile uygulamayı bir araya getirerek bütüncül bir öğrenme deneyimi kazandığını belirten Özay, eğitim anlayışının yalnızca ilk yılla sınırlı olmadığını vurguladı.
Temel Yıl’da kazanılan tasarım kültürünün ilerleyen yıllarda yapı, çevre ve kent ölçeğinde giderek karmaşıklaşan stüdyo çalışmalarıyla geliştirildiğini ifade eden Özay, jüri değerlendirmeleri, grup çalışmaları ve eleştiri oturumlarının öğrencilerin tasarım düşüncelerini güçlendirdiğini söyledi.
Teknik geziler, atölyeler, seminerler, ulusal ve uluslararası yarışmalar ile stajların da öğrencilerin mesleği farklı boyutlarıyla deneyimlemelerine olanak sağladığını belirten Özay, öğrencilerin bu süreçte yalnızca tasarlamayı değil, tasarım kararlarını gerekçelendirmeyi, fikirlerini savunmayı ve eleştiriyi gelişimin doğal bir parçası olarak görmeyi öğrendiklerini ifade etti.
ULUSLARARASI STANDARTLARDA MİMARLIK EĞİTİMİ
1991 yılından bu yana eğitim veren DAÜ Mimarlık Bölümü’nün güçlü akademik kadrosu, uluslararası deneyime sahip öğretim üyeleri ve çok kültürlü öğrenci yapısıyla çağdaş mimarlık eğitiminin saygın merkezlerinden biri haline geldiğini belirten Özay, farklı ülkelerden gelen öğrenciler ve öğretim üyelerinin aynı stüdyo ortamında buluştuğunu söyledi.
Bu ortamda öğrencilerin yalnızca mimarlığın teknik yönlerini değil, farklı düşünme biçimlerini ve evrensel mesleki değerleri de paylaşma fırsatı bulduğunu belirten Özay, uluslararası eğitim ortamının öğrencilerin küresel ölçekte çalışabilecek donanıma sahip mimarlar olarak yetişmelerine önemli katkı sunduğunu kaydetti.
Bölümün eğitim kalitesinin ulusal ve uluslararası akreditasyonlarla güvence altına alındığını ifade eden Özay, DAÜ Mimarlık Bölümü’nün 2011 yılında Kıbrıs’ta MİAK akreditasyonunu alan ilk mimarlık bölümü olduğunu belirtti.
Özay, bölümün 2016 yılında ise ABD merkezli NAAB akreditasyonunu alarak adadaki bu akreditasyona sahip tek mimarlık bölümü unvanını kazandığını kaydetti.
Kesintisiz sürdürülen akreditasyonların programın ulusal ve uluslararası kalite standartlarını karşıladığını ve mezunların dünya ölçeğinde rekabet edebilecek bilgi, beceri ve yetkinliklerle yetiştirildiğini gösterdiğini belirten Özay, bölümün yaklaşık 35 yıllık eğitim deneyimi boyunca çok sayıda mezun verdiğini ifade etti.
MEZUNLAR FARKLI ALANLARDA GÖREV YAPIYOR
DAÜ Mimarlık Bölümü mezunlarının bugün kamu kurumlarından uluslararası tasarım şirketlerine, restorasyondan sürdürülebilir çevre tasarımına, dijital yapı teknolojilerinden akademiye kadar geniş bir alanda görev yaptığını belirten Özay, mezunların farklı ülkelerde üstlendikleri rollerin bölümün eğitim anlayışının uluslararası başarısının somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi.
Mimarlığın geleceği tasarlama sorumluluğunu üstlenen önemli mesleklerden biri olduğunu vurgulayan Özay, daha yaşanabilir kentlerin ve sürdürülebilir yaşam çevrelerinin ancak düşünebilen, sorgulayabilen, etik sorumluluk taşıyan ve insanı merkeze alan mimarlar tarafından üretilebileceğini ifade etti.
Bu nedenle mimarlık eğitiminin yalnızca mesleki bilgi kazandırmadığını belirten Özay, eğitimin aynı zamanda bakış açısı geliştirdiğini ve düşünme biçimini dönüştürdüğünü kaydetti.
DAÜ Mimarlık Bölümü’nün yaklaşık 35 yıldır bu anlayışla geleceğin mimarlarını yetiştirdiğini belirten Özay, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Çünkü iyi mimarlık, güçlü yapılar inşa etmekten önce güçlü düşünceler üretmeyi gerektirir. Gerçekten de her yapı inşa edilmeden önce, önce bir düşünce inşa edilir.”