8 Ekim 2026 Perşembe

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: Müzakere için iki egemen devlet şart

KIBRIS 12
Yayınlama: 08 Ekim 2026 Perşembe 11:46 | Güncellendi: 08.10.2026 10:30 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, KIBRIS TV’de katıldığı programda Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu; iki devletli çözüm politikasından geri adım atılmayacağını vurguladı.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: Müzakere için iki egemen devlet şart

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, KIBRIS TV’de katıldığı programda Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu; iki devletli çözüm politikasından geri adım atılmayacağını vurguladı.

“Kıbrıs’ta yeni bir sayfa açıldı”… Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda iki devletli çözüm ve KKTC’nin egemen eşitliğine dayalı politikasının değişmediğini belirtti. 2017’de Crans-Montana sürecinin sonuçsuz kalmasının ardından yeni bir sayfa açıldığını söyleyen Ertuğruloğlu, “Müzakere istiyorsanız iki egemen, eşit devlet masaya oturursa müzakere olur. Bir taraf devlet, bir taraf toplum statüsüyle müzakere istiyorsanız böyle bir müzakere olmaz.” ifadelerini kullandı.

Yusuf Bahadır AYDIN

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, KIBRIS TV’de Halil Esendağlı’nın sunduğu “Her Şey Masada” programında Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ertuğruloğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda KKTC’nin tanınması ve Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılması yönünde yaptığı çağrının önemine dikkat çekti.

“Çok önemli bir konuşmaydı”

Erdoğan’ın söz konusu çağrıyı ilk kez yapmadığını belirten Ertuğruloğlu, bunun beşinci kez aynı platformda dünya ülkelerinin huzurunda dile getirildiğini söyledi.

Ertuğruloğlu, “Gerçekten çok önemli bir konuşmaydı. Bu ilk defa yapılan bir konuşma değil. Beşinci defa aynı talebin aynı platformda bütün dünya ülkelerinin huzurunda dile getirilmesi, yaptıkları bir hatayı artık düzeltme zamanının gelip geçtiğini işaret eden çok anlamlı, çok önemli bir konuşmaydı” dedi.

Çağrının önemini küçümseyen değerlendirmelere de tepki gösteren Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının mücadelesinden vazgeçmeyeceğini ifade etti.

Nobel ödüllü Türk bilim insanı Aziz Sancar’ın sözlerini rehber edindiğini belirten Ertuğruloğlu, kendilerine yöneltilen eleştirilere rağmen mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.

“KKTC bir gerçektir”

KKTC’nin kuruluşunun geçici veya sembolik bir adım olmadığını savunan Ertuğruloğlu, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarihe şaka olsun diye kurulmuş bir devlet değildir. Bir gerçektir, gerçek olmaya da devam edecektir ve güçlenerek devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin güçlenmesiyle KKTC’nin de güçlenmeye devam edeceğini belirten Ertuğruloğlu, Türkiye’nin KKTC’yi tanımasının kendileri açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

“Tanıma, büyükelçi teatisidir”

KKTC’nin tanınması konusunda zaman zaman dile getirilen iddialara da yanıt veren Ertuğruloğlu, tanımanın temel göstergesinin büyükelçilik ilişkileri olduğunu belirtti.

Ertuğruloğlu, “Tanınma, büyükelçi teatisidir. Büyükelçi teatisi olduğu takdirde iki ülke birbirini tanıyor demektir” dedi.

İki ülke arasında çeşitli nedenlerle sorunlar yaşanabileceğini belirten Ertuğruloğlu, bunların “tanımama” şeklinde yorumlanmasını eleştirdi.

“UEFA maçları tanıma anlamına gelmez”

Kıbrıs Türk takımlarının ve Türkiye’den gelen kulüplerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi takımlarıyla UEFA organizasyonlarında karşılaşmasının KKTC’nin statüsü açısından yorumlanmasına da değinen Ertuğruloğlu, spor karşılaşmalarının siyasi tanıma anlamına gelmediğini söyledi.

UEFA organizasyonlarının kendi kuralları bulunduğunu belirten Ertuğruloğlu, “Bu maçlar UEFA’nın etkinlikleridir. Rum takımı sadece o maç için ev sahipliği yapıyor. Maçın sahibi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi değildir, etkinliğin sahibi UEFA’dır.” dedi.

Kosova örneğini de veren Ertuğruloğlu, birbirini tanımayan ülkelerin takımlarının Kosova takımlarıyla UEFA organizasyonlarında karşılaşabildiğini hatırlattı.

“Kıbrıs sorununun temelinde 186 sayılı karar var”

Kıbrıs meselesinin temelinde BM Güvenlik Konseyi’nin 1964 yılında aldığı 186 sayılı kararın bulunduğunu savunan Ertuğruloğlu, söz konusu kararın yanlış bir teşhis üzerine oluşturulduğunu ileri sürdü.

Ertuğruloğlu, “Bu 186 sayılı kararla BM Güvenlik Konseyi’nin yaptığı yanlış düzeltilmediği sürece ve bunu düzeltecek yeni bir Güvenlik Konseyi kararı ortaya çıkmadığı sürece uluslararası siyaset platformunda Kıbrıs sorunu diye bir sorun olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

1964 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin Kıbrıs Türk tarafını temsil etmediğini savunan Ertuğruloğlu, buna rağmen BM kararlarında Rum tarafının bütün adayı temsil eden hükümet olarak kabul edildiğini söyledi.

Bu durumun Kıbrıs meselesindeki temel eşitsizliği oluşturduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, tarafların yeniden devlet statüsünde eşitlenmesi gerektiğini savundu.

“Kıbrıs sorunu çözülsün demek işin kolayına kaçmaktır”

Kıbrıs sorununun çözümünden söz ederken öncelikle hangi sorunun çözüleceğinin ortaya konulması gerektiğini belirten Ertuğruloğlu, tarafların sorunun tanımı konusunda dahi aynı noktada olmadığını söyledi.

Ertuğruloğlu, “Kıbrıs sorunu çözülsün demek işin kolayına kaçmaktır. Esas sorulması gereken soru, hangi sorundur bu Kıbrıs sorunu?” dedi.

Rum tarafının sorunu farklı tanımladığını savunan Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının ise meselenin temelinde statü farklılığı bulunduğunu düşündüğünü kaydetti.

“İki devletli çözümden geri adım yok”

Türkiye’nin Kıbrıs konusunda iki devletli çözüm ve KKTC’nin egemen eşitliğine dayalı politikasının değişmediğini vurgulayan Ertuğruloğlu, 2017’de Crans-Montana sürecinin sonuçsuz kalmasının ardından yeni bir sayfa açıldığını söyledi.

Ertuğruloğlu, “Müzakere istiyorsanız iki egemen, eşit devlet masaya oturursa müzakere olur. Bir taraf devlet, bir taraf toplum statüsüyle müzakere istiyorsanız böyle bir müzakere olmaz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın egemen eşit iki devlet ve eşit uluslararası statü politikasını desteklediğine yönelik bir açıklamasını duymadığını belirten Ertuğruloğlu, federasyon seçeneğine yönelik eleştirilerde bulundu.

“Eşit egemenlik ile egemen eşitlik aynı şey değil”

“Eşit egemenlik” ile “egemen eşitlik” kavramlarının birbirinden farklı olduğunu belirten Ertuğruloğlu, bu ayrımın Kıbrıs meselesinin geleceği açısından önemli olduğunu söyledi.

“Eşit egemenlik” anlayışının tek devlet ve tek egemenlik esasına dayandığını savunan Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının ise iki egemen eşit devlet anlayışını savunduğunu ifade etti.

Ertuğruloğlu, “Biz egemen eşitliği savunuyoruz. Arasındaki fark siyahla beyaz gibidir” dedi.

“Rum tarafıyla yeni bir ortaklık söz konusu değil”

Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının yeniden tek devlet çatısı altında birleşmesi ihtimaline de değinen Ertuğruloğlu, böyle bir modelin Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini güvence altına almayacağını savundu.

Ertuğruloğlu, “Rum’a herhangi bir ortaklık, Kıbrıs Türkü’nün Rum’a boyun eğmesinden başka bir neticeye gitmez. Herhangi bir ortaklık söz konusu değil” ifadelerini kullandı.

Rum tarafının üniter bir yapı içerisinde Kıbrıs Türk halkını yeniden azınlık konumuna getirmeyi hedeflediğini ileri süren Ertuğruloğlu, egemen eşit iki devlet politikasından geri adım atılmaması gerektiğini söyledi.

Güven artırıcı önlemlere eleştiri

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis arasındaki görüşmeler ve güven artırıcı önlemler konusunu da değerlendiren Ertuğruloğlu, bu yaklaşımın Kıbrıs Türk tarafının statüsüne katkı sağlamayacağını savundu.

Güven artırıcı önlemler kapsamında karma evliliklerden doğan çocuklara Güney Kıbrıs tarafından pasaport verilmesi gibi konuların gündeme getirilmesini eleştiren Ertuğruloğlu, bir Cumhurbaşkanının bu yönde talepte bulunmasının doğru olmadığını savundu.

Güven artırıcı önlemlerin Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” statüsünü güçlendirdiğini ileri süren Ertuğruloğlu, bunun Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik bir müzakere süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

“BM ve AB’den beklenti içinde olunmamalı”

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda geçmişte yaptığı hataları düzeltmediğini ileri süren Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının bu yapılardan beklenti içerisinde olmaması gerektiğini söyledi.

Ertuğruloğlu, “Kıbrıs Türk halkı olarak bu iki örgütte bizim beklentimizi gerçekleştirecek bir ortam henüz gözükmüyor diye biz duruşumuzdan vazgeçme hakkına sahip değiliz” dedi.

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni üyeliğe kabul etmesini de eleştiren Ertuğruloğlu, Rum tarafının veto yetkisi nedeniyle bu kararın değişmesinin mümkün olmadığını savundu.

“KKTC’nin tanınması mümkün değil demek siyasi cehalettir”

KKTC’nin tanınmasının mümkün olmadığı yönündeki değerlendirmelere de tepki gösteren Ertuğruloğlu, BM Güvenlik Konseyi kararlarının tanınmayı mutlak biçimde yasaklayan kararlar olmadığını savundu.

Ertuğruloğlu, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması mümkün değildir ifadesi yine bir siyasi cehaletin yansımasıdır. Çünkü bu kararların hiçbiri bağlayıcı karar değildir” dedi.

Türkiye’nin KKTC’yi tanıdığını ve iki ülke arasında büyükelçilik ilişkileri bulunduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu, tanınmanın temel göstergesinin büyükelçi teatisi olduğunu yineledi.

“Savaş istemiyoruz”

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son dönemdeki askeri ve siyasi adımlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ertuğruloğlu, Rum tarafının bir çatışmaya yönelme ihtimalinin tamamen göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Ertuğruloğlu, “Rumların çok akıllı olduğu söylenemez. O kadar çok şımartıyorlar ki son zamanlarda bir çılgınlığa başvurabilirler. O zaman neyle karşılaşacaklarını görecekler” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile askeri bir çatışmada Rum tarafının başarı şansının bulunmadığını savunan Ertuğruloğlu, “İnşallah buna yeltenmezler. Kimse aklı başında kimse savaş istemez” dedi.

Azerbaycan’ın Rum tarafıyla görüşmesine tepki göstermedi

Azerbaycan Dışişleri Bakanı’nın New York’ta Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı ile görüşmesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ertuğruloğlu, bu görüşmeyi eleştirmediklerini söyledi.

Ertuğruloğlu, “Azerbaycan Dışişleri Bakanı Rum Dışişleri Bakanı ile görüştü diye kızacak değiliz. İyi ki görüştü. Ne mal olduğunu o anlasın” dedi.

Kendilerinin Rum tarafıyla görüşülmesine değil, Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” statüsünün uluslararası aktörler tarafından desteklenmesine karşı çıktıklarını ifade eden Ertuğruloğlu, bunun Kıbrıs meselesindeki uzlaşmazlığı beslediğini savundu.

“CTP’nin varoluş nedeni federasyon”

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) federasyon politikasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ertuğruloğlu, CTP’nin KKTC’nin öncelikleri konusunda farklı bir yaklaşım sergilediğini ileri sürdü.

CTP’nin KKTC’nin kalıcılığına inanmadığını iddia eden Ertuğruloğlu, partinin çözüm anlayışının KKTC’nin ortadan kaldırılması ve Rum tarafıyla tek devlet çatısı altında birleşmeye dayandığını savundu.

“Milletvekilliğine aday olmayacağım”

Programın son bölümünde 6 Aralık’ta yapılacak milletvekilliği seçimlerinde yeniden aday olup olmayacağı sorulan Ertuğruloğlu, daha önce de açıkladığı üzere aday olmayacağını söyledi.

Milletvekillerinin bakan olmadığı başkanlık sistemini savunduğunu belirten Ertuğruloğlu, bu sistemin KKTC için daha uygun olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Başkanlık sisteminin temel özelliklerinden birinin milletvekillerinin bakan olmaması olduğunu belirten Ertuğruloğlu, mevcut sistemin popülizmi teşvik ettiğini savundu.

Ertuğruloğlu, milletvekillerinin aynı zamanda bakanlık görevini üstlenmesinin karar alma süreçlerini etkilediğini belirterek, KKTC’nin daha sürdürülebilir ve profesyonel bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi