13 Eylül 2026 Pazar

Siber: Sivrisineklere karşı kişisel korunma ve mücadele şart

KIBRIS 7
Yayınlama: 13 Eylül 2026 Pazar 12:39 | Güncellendi: 13.09.2026 13:04 | Kaynak: Kıbrıs Gazetesi | Editör: Kktc Medya
“Culex türü sivrisineklere dikkat!”… İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Siber, Batı Nil virüsünün özellikle Culex cinsi sivrisinekler aracılığıyla insanlara bulaştığını belirtti. Siber, sıcak aylarda virüs riskinin arttığını ve sivrisineklerin üreme alanlarının kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.
Siber: Sivrisineklere karşı kişisel  korunma ve mücadele şart

“Culex türü sivrisineklere dikkat!”… İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Siber, Batı Nil virüsünün özellikle Culex cinsi sivrisinekler aracılığıyla insanlara bulaştığını belirtti. Siber, sıcak aylarda virüs riskinin arttığını ve sivrisineklerin üreme alanlarının kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.

 

“Koordinasyon önemli”… Dr. Sibel Siber, sivrisineklerle mücadelenin halk sağlığı açısından sağlık ve yerel yönetim birimlerinin koordinasyonunu gerektiren önemli bir konu olduğunu belirtti. Siber, Kıbrıs’ın geçmişte sıtmayla mücadelede elde ettiği başarının bu açıdan önemli bir tarihsel örnek olduğunu ifade etti.

 

 

Cemre CEMALİ

 

Güney Kıbrıs’ın ardından KKTC’de de görülen Batı Nil virüsü endişe yarattı. Basına yansıyan bilgilere göre KKTC’de vaka sayısı 4’e yükselirken, virüse karşı alınabilecek önlemler yeniden gündeme geldi.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Siber, Batı Nil virüsü (West Nile virus) hakkında KIBRIS’a açıklamalarda bulundu.

Dr. Siber, hastalığın esas olarak virüs taşıyan enfekte sivrisineklerin insanları ısırması yoluyla bulaştığını belirterek, Batı Nil virüsünün doğal döngüsünde başlıca taşıyıcıların kuşlar olduğunu ifade etti.

Sivrisineklerin enfekte kuşlardan kan emerken virüsü aldığını ve daha sonra başka hayvanlara veya insanlara bulaştırabildiğini kaydeden Dr. Siber, özellikle sivrisineklerin yoğun olduğu dönemlerde gerekli önlemlerin alınmasının önemine dikkat çekti.

Dr. Siber, her sivrisinek türünün Batı Nil virüsünü aynı etkinlikle taşıyıp bulaştıramayacağını belirterek, “İnsanlara bulaşmada özellikle Culex cinsi sivrisinekler önem taşımaktadır.” dedi.

 

“İlk insan vakası 2016’da Larnaka’da bildirildi”

 

Batı Nil virüsünün ilk kez 1937 yılında Uganda’nın Batı Nil Bölgesi’nde ateşli bir hastadan izole edildiğini ve virüsün adını da bu coğrafi bölgeden aldığını kaydeden Dr. Siber, şöyle devam etti:

“Kıbrıs’ta ilk insan Batı Nil virüsü vakası Ağustos 2016’da Larnaka bölgesinde bildirilmiştir. Ancak bu tarihin, virüsün Kıbrıs’ta ilk kez resmi olarak 2016 yılında ortaya çıktığı şeklinde yorumlanmaması gerekir. Çünkü enfeksiyonların önemli bir bölümü herhangi bir belirtiye yol açmamakta veya hafif seyretmektedir. Nitekim enfekte kişilerin yaklaşık yüzde 80’inde belirti görülmemektedir. Bu nedenle geçmiş yıllarda virüsün toplumda bulunmuş olmasına rağmen klinik olarak tanı konulmamış olması mümkündür.

Dr. Siber, Batı Nil virüsünün esas olarak sivrisinek ısırmasıyla bulaştığını ve insandan insana öksürme, hapşırma veya yakın temas yoluyla bulaşmadığını belirterek, nadiren de olsa kan transfüzyonu ve organ nakli gibi yollarla da virüsün bulaşabileceğini kaydetti.

Hastalıkla mücadelede temel yaklaşımın; sivrisineklerin üreme alanlarının azaltılması, sivrisinek popülasyonlarının kontrol edilmesi ve bireysel olarak sivrisinek ısırıklarından korunulması olduğuna vurgu yapan Dr. Sibel Siber, “Sivrisineklerin yoğunluğunun ve virüs dolaşımının arttığı sıcak aylarda risk de yükselmektedir. Bu nedenle yaz ve sonbahar aylarında sivrisineklerle mücadele ve kişisel korunma önlemleri özellikle önem kazanmaktadır.” diye konuştu.

 

“Sağlık ve yerel yönetim birimlerinin koordinasyonu önemli”

 

Dr. Sibel Siber, sivrisineklerle mücadelenin halk sağlığı açısından sağlık ve yerel yönetim birimlerinin koordinasyonunu gerektiren önemli bir konu olduğuna dikkat çekti.

Kıbrıs’ın geçmişte sıtmayla mücadelede elde ettiği başarının bu açıdan önemli bir tarihsel örnek olduğunu belirten Siber, “Kıbrıs’ta sıtmanın ortadan kaldırılması amacıyla 1940’lı yıllarda yoğun bir mücadele yürütülmüş ve ada 1949 yılında sıtmadan arındırılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü kaynakları, bu süreçte sivrisinek vektörlerinin kontrolüne yönelik çalışmaların önemli bir yer tuttuğunu belirtmektedir.” dedi.

 

“Kuluçka süresi 2-14 gün arasında değişebiliyor”

 

Batı Nil virüsü enfeksiyonunun kuluçka süresi hakkında da bilgi veren Dr. Siber, kuluçka süresinin genellikle 2-6 gün olmakla birlikte 2-14 gün arasında değişebildiğine dikkat çekti.

Dr. Siber, enfekte kişilerin yaklaşık yüzde 80’inde herhangi bir belirti görülmediğini söyleyerek yaklaşık yüzde 20’sinde ise ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve bazen deri döküntüsü gibi grip benzeri belirtilerin ortaya çıkabileceğini açıkladı.

Bu hastaların büyük bölümünün kendiliğinden iyileştiğini kaydeden Dr. Siber, enfeksiyonların yüzde 1’inden daha azında ise merkezi sinir sistemi tutulumunun gelişebildiğini ve bu durumda menenjit, ensefalit gibi ciddi nörolojik tabloların ortaya çıkabildiğini ifade etti.

Dr. Siber, özellikle ileri yaşta olanlarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ağır hastalık riskinin daha yüksek olduğunun altını çizerek “Hastalığın tanısında temel olarak serolojik testlerden yararlanılır. Özellikle kanda antikorlarının araştırılması tanıda önemlidir. Edindiğim bilgiye göre Devlet Hastanesinde antikor testi yapılabilmektedir.” dedi.

Batı Nil virüsüne karşı hastalığı doğrudan ortadan kaldıran, onaylanmış spesifik bir antiviral ilaç bulunmadığına vurgu yapan Dr. Siber, hafif vakalarda tedavinin çoğunlukla dinlenme, sıvı desteği ve belirtilerin kontrolüne yönelik uygulandığını, sinir sistemi tutulumu gelişen ağır vakalarda ise hastane tedavisi gerektiğini belirtti.

Dr. Siber, bu nedenle Batı Nil virüsüyle mücadelede en etkili yaklaşımın, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmekten çok, sivrisineklerle mücadele etmek ve sivrisinek ısırıklarını önlemek olduğunun altını çizerek “Kıbrıs’ın geçmişte sıtmayla mücadelede elde ettiği deneyim de bu açıdan önemli bir halk sağlığı tecrübesi sunmaktadır. Sağlık Baş Müfettişi Mehmet Aziz Bey’in öncülüğünde yürütülen Anofel sivrisineklerle sıtma mücadelesi başarı öyküsüdür.” dedi.
 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi