Hüseyin Ekmekçi

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hüseyin Ekmekçi

Üvey evlat muamelesi gören KKTC sermayesi 04.07.2011

04 Temmuz 2011 Pazartesi Saat 10:37

Hükümetler kendi iş insanını korur…

Hele de bu ortamda…

UBP Hükümeti sadece çalışanın değil, işverenin de cebine el atmış durumdadır.

Bunun örnekleri son dönemde daha da artmıştır…

Gümrüklerde başlayan fonlar…

Vergi dilimlerinde yapılan oynamalar…

Dolaylı vergiler…

Başbakan İrsen Küçük ile bir araya geldi Selda İçer…

Selda İçer’in röportajında Sayın Başbakan’ın Ercan Devlet Havaalanı’nın özelleştirilmesi ile ilgili söyledikleri dikkat çekiciydi…

“Biz Ercan’ı beynelminel (uluslararası) bir ihale ile vereceğiz. İş adamımızın gücü de bu Ercan’ı yönetmeye, yatırım yapmaya yetmez… Bazı uluslararası firmalarla ortak başvuru yapabilir iş dünyamız…”

Ben gene de şaşkınım…

Hükümeti, bu tür ihalelerde, yerli sermayeyi de sürece dahil etmekten alıkoyan ne?

Nedir bu yerli iş adamına karşı hükümetin bir türlü “duyamadığı sempati…”

Çeşitli şekillerde açıklanabilir…

Hatta seçim döneminde yaşanılan, milletvekillerinin parti değişim süreçlerinde ortaya çıkarılan olaylar da olabilir…

Ancak, AB içerisinde bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti ve Malta örneklerine bakmak lazım…

Orada yerli iş adamlarına karşı takınılan tavır nedir?

Ercan’la ilgili ihale sözleşmesi hazırlanırken, KKTC’li iş adamları da sürece dahil edilmelidir.

 

Hükümet kendi insanını korumalıdır

Bu hükümetin öncelikli görevi, kendi insanını korumaktır.

Bir ülke kendi insanını koruyor diye, başka bir ülke tarafından tepki görmez.

Ne yani, KKTC’de açılacak ihalelerde, KKTC Hükümeti ben kendi insanımı koruyacağım derse, birisi buna tepki mi gösterecek?

Ya da, sanılıyor mu ki, siyasi sorunun bu şekilde devam ettiği bir ortamda, Türkiye’deki firmalar dışında birisi bu ihaleye ilgi gösterecek…

TAV da gelsin… LİMAK da gelsin… Çelebi de gelsin… Ama Kıbrıslı Türk iş adamı da içinde olsun. Bu firmalar, havaalanı işletmeyi nerede öğrendi de büyüdü…

Hükümet büyük bir hatanın arifesindedir ve kendi iş adamını bu kadar zayıf ve “hor” görmemeli…

 

Türkiye bunu yapıyor

Türkiye bunu Kıbrıslı Türk üreticiye karşı yapıyor… Kendi insanın koruyor öncelikle…

Hadi rakı satın Türkiye piyasasına…

Patates satın…

Karpuz götürüp satın…

Bisküvi götürün…

Mersin Gümrüğü’nü ve Türkiye’nin kendi üreticisini koruyan katı kurallarını, yüksek vergilerini geçin ve Türkiye’de iş yapın kolaysa…

Türkiye bunu yapıyor…

 

Ya biz?

Bizde öyle mi?

Biz Mevlana gibiyiz…

Yıllardır aynı teşvik sistemleri ile Türkiye’den yatırımcı çekiyoruz…

Neden turizm alanında halen daha bu teşvikler devam ediyor?

Örneğin, Türkiye’den yatırımcı gelecekse, “bilişim” alanına yatırım yaparsa teşviklendirilsin…

İlle de leb-i derya arazi mi takdim etmek gerekiyor yatırımcıya…

Türkiye’den gelecek yatırımcı profilini de değiştirmek gerekiyor artık…

Bu gemi böyle gitmemeli artık…

Yatırım alanları geliştirilmeli ve yeni alanlara yatırım yapılmasına olanak tanınmalı, baskı koymalı…

Bizde işin kolayı…

Al araziyi, istersen turizm yatırımı yap…

Biz, bizim iş dünyamıza göre değil, Türkiye iş dünyasına göre şekil alıyoruz ki, yaratılan Kıbrıs Türk sermayesi de tehdit altındadır…

 

“Siyasetçi de değişecek”

Bir grup iş adamı ile bir araya gelmiştik geçtiğimiz günlerde…

İş dünyasının endişeleri de bu yöndeydi…

Sohbetin sonuna doğru, masada bulunan otomotiv sektörünün güçlü bir temsilcisi, uzun süren suskunluğunu bozdu ve şu cümleyi kurdu:

“Ülke siyasetçisi sıranın kendisine geldiğinin farkında değil… Sermaye el değiştiriyor… Nüfus el değiştiriyor… Sanılmasın ki siyaset de el değiştirmeyecek… Yaratılan yeni sermaye, birkaç seçim içinde kendi siyasetçisini de yaratacaktır, Meclis’i de kendine göre dizayn edecektir…”

Aslında yavaş yavaş gelinen nokta da budur…

“Hemşeri dayanışması”, KKTC’deki siyasetçi profilini de değiştirmeye adaydır…

 

 

Bu kadar rahat

Ders niteliğinde bir saldırı daha yaşandı dün… Öncelikle meslektaşlarımıza geçmiş olsun… Afrika Gazetesi, kısa sürede ikinci kez tetikçi ile yüzleşti.

Sevgili Ali Osman, bugün eğer hayattaysa, şans yanın demektir…

Belki de donup kalsaydı, “tetikçinin” yüzüne baksaydı…

Şimdi hayatta olmazdı…

Ama yok konu bu da değil…

18 Haziran tarihinde herif Afrika Gazetesi’ne gitmiş ve “ecelinizim” demiş… Resim çektirmiş…

Elini kolunu sallayarak, çıkmış gitmiş…

Dün gene gelmiş bu kez sıkmış…

Ali Osman’ı bulmuş önünde, ona sıkmış herif…

Ya, “Nasıl olsa daha önce de geldi” deyip, Şener Levent’in yanına götürseydi Ali Osman…

Şimdi bu gazetenin manşeti daha da farklı olabilirdi…

İşte böyle bir ülke oldu burası…

Sabah çıkarken evden, “hakkını helal et” deyip, sarılmak gerekiyor sevdiğine…

Gidip de gelememek var açıkçası…

Tekrar geçmiş olsun dostlar…

Böyle bir memleket işte burası…

 

Bu yazı toplam 11704 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans