Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kıbrısı anlattığı filmiyle ödülleri kucakladı
31 Mart 2011 Perşembe Saat 14:30

Kıbrısı anlattığı filmiyle ödülleri kucakladı

Gölgeler ve Suretler, ödülleri topluyor.

Derviş Zaim'in ''Cenneti Beklerken'' filminde minyatür, ''Nokta'' filminde hat sanatı ile birleştirdiği üçlemesinin son halkası olan ve Karagöz kukla sanatını yansıttığı ''Gölgeler ve
Suretler'', ödülleri topluyor.

''Gölgeler ve Suretler'', 1963 yılında Kıbrıs çatışmalarının gündeme geldiği ve Rum ve Türk oyuncuların Kuzey Kıbrıs'ta yer aldıkları ilk uzun metrajlı sinema filmi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan yönetmen Zaim, çekmek için 14 yıl beklediği ''Gölgeler ve Suretler''i, film çekme sürecini, yönetmenliğini ve yazarlığını anlattı.

Kıbrıs'ta 1963 yılında Rumlar ve Türkler arasında ilk büyük bölünmenin demirlerini atan 5 aylık bir çatışmalar zincirinin yaşandığını hatırlatan Zaim, ''Gölgeler ve Suretler''in de bu toplumlar arası çatışmaları konu ettiğini belirtti.

Filmin bu çerçevede babasıyla köyünden ayrı düşen bir genç kızın, yeni gittikleri köyde babasından ayrı düşmesi sonucunda onu aramasının konu edildiğini ifade ederek, genç kızın bu süreç sonucunda yaşadıklarıyla, ortalığı saran şiddet sarmalının onda uyandırdıklarıyla bir olgunlaşma süreci yaşadığına dikkati çekti.

''Gölgeler ve Suretler''in, ''Cenneti Beklerken'' ve ''Nokta'' ile başlayan üçlemenin son filmi olduğunu söyleyen ödüllü yönetmen, daha önceki filmlerde minyatür sanatı ve hat sanatı temel alınarak sinema dilini ve içeriği zenginleştirmeye çalıştığını, bu filminde de geleneksel gölge oyunlarından hareket ederek, biçimsel olarak gölge oyunlarının estetiğinin sinemaya aktarılmasının söz konusu olduğunu aktardı.

Ailesindeki herkesin bir şekilde bu olayların içerisinde olduğuna işaret eden Kıbrıslı yönetmen, Kıbrıs'ta o dönemde yaşanan çatışmaların kendi ebeveynleri ve daha büyük kuşakları hayatlarını altüst edecek şekilde etkilediğini ama olayların kendisinin doğduğu zamanlara denk gelmesi nedeniyle, etkilerini daha sonraki gelişme çağlarında üstünde hissettiğini vurguladı.

Bu filmin daha önce tasarladığı, uzun süre çekmecesinde duran bir proje olmadığından ancak konusunu Kıbrıs'tan alan ve Kıbrıs'ta çekilen bir film yapmayı uzun süredir hayal ettiğinden bahseden başarılı yönetmen, ''Çamur adlı filmim ki 1974 senesinde Kıbrıs'ta olanlara yoğunlaşmıştır, ne yazık ki Kıbrıs'ta değil, Konya'da, Şereflikoçhisar'da, Gökçeada'da ve İstanbul'da çekilmiştir. Kıbrıs'ta çekilmiş olan ''Paralel Yolculuklar'' diye bir belgeselimiz var. Onun dışında çekemediğim bir proje vardı. Dolayısıyla uzun süreden beri adada çekmeyi tahayyül ettiğim bir projenin peşindeydim. Bu hayalimi gerçekleştirmiş oldum'' dedi. Derviş Zaim, ''Gölgeler ve Suretler''in Türk sineması ve dünya sineması
içindeki doldurma ihtimali olan boşlukları şöyle anlattı:

''Evvelden Türk sinemasında ele alınmış olsa da bu ele alınan filmler kalite, derinlik ve kuşatıcılık olarak çok üst düzey filmler değildir. Bu film kalite, derinlik, kuşatıcılık, serüvencilik bağlamında başka bir yolda duruyor.

Daha dürüst olması, daha ince eleyip sık dokuması gibi özelliklerinin altını çizmem gerekiyor bu filmin. Buna gayret ettim. Bu meyanda sessiz bırakılmış bir dönemin sesi olma ihtimali yüksek bir film. Sesi olma meselesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanın çektiği acının, insana yönelik tahakkümün her biçiminin dile getirilmesinin bu acının giderilmesine etkisi olacağını düşünüyorum. Barış adını verdiğimiz büyük yürüyüşün bir parçası olmak bağlamında bu filmin de Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için bir katkıda bulunacağını ummak isterim. Çünkü siz tarihinizle bir şekilde tanışmaya, onunla iletişim haline geçmeye başlarsanız geleceği de yaratma şansınız olur. Bu film estetik
özelliklerinin, kalitesinin insanda uyandıracağı keyif duygusunun yanı sıra böyle bir iş için de yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.''

''SEYİRCİ SAYISININ ÇOKLUĞU SON DERECE ÖNEMLİ''

Yönetmenin bir seyircisinin olması, o seyirciyle arasında bir rabıtanın olması ve seyirci sayısının olabildiğince çok olmasının gelecekte daha bağımsız davranmasına yol açacağı için son derece olumlu bir şey olduğunun altını çizen yönetmen, kendisinin de bu durumun farkında olarak bunu gerçekleştirmeye çalıştığını söyledi.

Bir sinemanın seyircisinin iyi sinemayla barışıksa, o sinemanın birtakım başka potansiyellerini gerçekleştirme şansının da daha kolay ortaya çıkacağını ancak başarıyı kesilen bilet sayısıyla açıklamanın son derece hatalı olduğunu anlatan Zaim, ''Bilet sayısı bir sinemanın başarısını gösteren 3 ya da 5 şeyden bir tanesidir ama bundan ibaret değildir. Başka şeyler de vardır'' diye konuştu.

Derviş Zaim, sinemanın başarısını gösteren ölçütleri şöyle anlattı:

''İlgili sinemanın ne kadar reflektif olup olmadığı da sinemanın başarısını gösterir. Neyi kastediyorum? Kendisini kuşatan meselelere, problemlere duyarlı olup olmadığı, onlara ilişkin kafayı yorup yormadığı, sorular sorup sormadığı meselesi de bir sinemanın değerini belirler. Kendisini kuşatan meseleler,sorunlar, tarihi bağlamlar üzerine söz söyleyip söyleyemediği meselesi bir sinemanın nerelerde durduğu için önemli bir turnusol kağıdıdır. Bir başka ölçüt de ilgili sinemanın estetik olarak denemelere girip girmediğidir. Sadece gişe başarısı değil son ikisinin de bir arada bulunduğu bir denklemin değişkenleri olarak değerlendirilmelidir. Bu denklemin değişkenleri ilgili sinemanın değişkenlerini belirler. Benim şahsen düşüncem de bu yöndedir. Yani ben hem yapmaya çalıştığım işlerin biçimini ve içeriğini günden güne daha da geliştirmeye gayret ediyorum. Bunlara ilişkin olarak sahih, ayakları yere basan denemeler yapmaya çalışıyorum. Bu iklimde, bu yaşadığım coğrafyanın meselelerine dair sorular sormaya çalışıyorum. Her defasında bu soruları daha da inceltmeye çalışıyorum. Ama bir taraftan da bütün bunları yaparken ''Ben filmimi yaparım, gelen gelir, gelmeyen gelmez. Çok az seyirci ya da şu kadar seyirci gelse benim için yeterlidir'' gibi bir argümana da saklanmıyorum.

''KENDİ SEYİRCİNİZİ YARATMAZSANIZ HAYAT DAHA DA ZORLAŞIR''

Bazı zamanlar insanlar böyle filmler yapıyor olabilir ama bunu bütün filmografi için genelleştirmemek lazım. Ben aynı zamanda kendi seyircimi yaratmanın peşinde olan bir insanım. Eğer siz kendi seyircinizi yaratmazsanız bir süre sonra hayat sizin için daha da zorlaşacaktır. Eğer kendi seyirciniz yoksa ayağınızı sağlam seyirciye basmazsanız, finansmanınızı, gücünüzü seyircinizden bir miktarını en azından almazsanız başka kaynaklara göbeğinizden bağlı hale gelebilirsiniz ileride. Bu da sizin söz söyleme, deneme yapma, estetik meseleler içinde soru sorma kapasitenizi olumsuz etkileyebilir.''

Televizyon dizilerinin piyasaya bir hareket, girdi sağladığının açık olduğunu ifade eden Zaim, ''Bu girdi öyle ya da böyle sinema yapmak isteyenlere de kısmen yardımcı oluyor olabilir. Alternatif işler yapmak gibi niyetleri olan insanlar bu merkezin yanında ya da altında işler yapmaya kalktıkları zaman çok büyük ölçüde merkezde olan dizilerden oyuncu, malzeme, iş gücü olarak besleniyor olabilirler'' şeklinde konuştu.

''GÖLGELER VE SURETLER''

Başrollerinde Osman Alkaş, Settar Tanrıöğen, Erol Refikoğlu, Buğra Gülsoy, Hazar Ergüçlü, Popi Avraam, Ahmet Karabiber, Nadi Güler, Ekrem Yücelten, Cihan Tarıman, Cem Yardımcı, Konstantinos Gavriel, Pantelis Antonas gibi Türk ve Rum oyuncuların rol aldığı ''Gölgeler ve Suretler'' filminin senaristi de Derviş Zaim.

Görüntü yönetmenliğini Emre Erkmen, sanat yönetmenliğini de Elif Taşçıoğlu'nun yaptığı film, ''Siyad Türk Sineması Ödülleri'', ''Antalya Altın Portakal Film Festivali'', ''22. Ankara Uluslararası Film Festivali'', ''10. Boston Türk Film Festivali'', ''Yeşilçam Ödülleri''nde birçok dalda ödül aldı.

1963'TE NELER OLDU?

Kıbrıs, 1960 yılına kadar Rum ve azınlıktaki Türk toplumlarından oluşan bir İngiliz kolonisiydi. Ülkenin iki toplumu adada dağınık biçimde ve genel olarak barış içinde yaşıyordu.

1955 yılında Kıbrıs'lı Rumlar EOKA adlı gizli bir örgüt kurdular ve Yunanistan'la birleşmek için silahlı mücadeleye giriştiler. Kıbrıs'lı Türkler bu hareketi bir tehdit olarak algıladılar ve karşılığında TMT örgütünü kurarak adanın bölünmesini önerdiler.

1960 yılında uzlaşma sonucu Kıbrıs'a bağımsızlık verildi. Adanın Yunanistan'la birleşmesi veya taksim edilmesi planlarından vazgeçildi. Geçici bir barış dönemi başladı.

1963 yılında Kıbrıslı Rumlar, devletin işlevlerini yerine getiremediğini öne sürerek, anayasal değişiklikler önerdiler. Kıbrıs'lı Türkler bu değişiklik önerilerini kabul etmediler.

Kıbrıs'lı Rumlar ve Türkler arasındaki gerilim toplumlar arası çatışmayı ivmelendirdi.

Daha iyi silahlanmış olan Kıbrıslı Rumlar, Yunanistan'la birleşmeyi gerçekleştirmek adına, Kıbrıslı Türkleri yerleşim yerlerinden atmaya başladılar.

Bu haber toplam 11461 defa okunmuştur
Kıbrısı anlattığı filmiyle ödülleri kucakladı Haberi

YORUMLAR
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans